
Kazanan: Batı Almanya
Katılan takım sayısı: 16
Önemli eksikler: İspanya
Turnuvanın sürprizi: Kore Cumhuriyeti
Altın Ayakkabı: Sándor Kocsis (Macaristan)
İstatistik: Toplam 140 gol (maç başına 5.38 gol) atıldı. En çok gol atan takım 27 golle Macaristan oldu.
Turnuva Formatı: İki seri başı takım ve rastgele seçilmiş ikişer takımdan oluşan dört grup oluşturuldu. Ancak takımlar alışıldığı gibi üç maç değil, sadece seri başı takımlarla diğer iki takımın yaptığı ikişer maça çıktılar. İkinci tura yükselmek için puanları eşit olan takımlar play-off maçı oynadılar. Gruplarını ilk iki sırada bitiren takımlar çeyrek finale yükselmeye hak kazandı.
Oynanan Maç Sayısı 26

Dünya Kupası, Türkiye açısından büyük önem taşıyordu. Bu turnuva ilk Dünya Kupası olması açısından önemliydi. Türkiye'nin kupaya katılmasında Franco isimli çocuğun payı vardı. İspanya ile oynadığımız iki eleme maçından sonra kurallar gereği Roma'da bir maç daha yapıldı. Yine beraberlik olunca iş kura çekimine kaldı. İşte Franco bu zamanda sahneye çıktı ve çektiği kurayla Milli Takımımız isviçre'nin yolunu tuttu.
26 maçta 140 golün atıldığı turnuvada Macaristan hiç şüphesiz kupanın favorilerindendi. 16 takımın katıldığı turnuvada ilk defa TV yayını yapılırken, Milli Takımımız 2. grupta Macaristan, Kore ve Federal Almanya ile eşleşti. Grupta ilk maçımızda Almanlar'a 4-1 mağlup olduk ve Macarlar da Kore'yi 9-0 ile geçti. Hızını alamayan Macaristan Almanya'yı 8-3 yenerken, Milliler Cenevre'de Kore'yi 7-0 ile bozguna uğrattı.
Gruptan çıkacak son takımı belirleyecek maçta bir kez daha Federal Almanya ile karşılaştık. Fakat karşılaşmadan 7-2'lik mağlubiyetle ayrıldık.
En büyük ilgiyi gören eşleşmeler elbette 1952 Olimpiyatları'nda bütün takımları silip süpüren Macaristan takımı ile olanlardı. Forvetleri Nandor Hidegutki çevresinde akıcı bir atak futbolu oynayan Macarlar, kaptanlarıFerenc Puskas ile dört yıldır yenilmiyorlardı. Eski şampiyon Uruguay, 1950'deki birçok yıldızından mahrum olarak Avrupa'daki ilk Dünya Kupası'na katılmak için yola çıktı. Tecrübeli forvetleri Fritz Walter liderliğindeki BatıAlmanya, defans takviyesi yapmıştı fakat ikinci maçlarının sonunda bunun pek de işe yaramadığı anlaşıldı. Türkiye'yi 4-1 yendikten sonra dünya çapında o zamana kadarki en iyi takım oyununu oynayan takım olarak anılan ve Güney Kore'yi 9-0 gibi rahat bir skorla geçen Muhteşem Macarlara karşı 8-3 lük bir hezimete uğradılar.

Uruguay Atlantik'in bu yakasındaki seyahatlerinden memnundular. Grup maçlarında rahatça ilerliyorlardı, Çekleri 2-0 yenip İskoçlarıda 7-0'la silip süpürürken finallere adını yazdıran ilk takım oldular. Gelecekteki Manchester United menajeri Tommy Docherty o gün sahada hezimete uğrayanlardan biriydi. Yenilgi için mazereti ne miydi? Uruguay milli marşı çok uzun olduğu için İskoç futbolcuların hepsinin maçtan önce bitkin düşmesi. Eski şampiyonun yeni rakibi İngiltere'ydi ve 1950'deki formlarını koruyan Schiaffino ve Varela ile 4-2 kazandılar.
Brezilya, 1950 faciasından sonra yeniden oluşum sürecinden geçiyordu. Buna rağmen Macaristan karşısındaki çeyrek final maçı heyecan verici geçeceğe benziyordu. Ama ''Güzel oyun''dan sahneler izlemek yerine Bern Savaşı olarak bilinen bir maça şahit olundu. İki Brezilyalı ve bir Macar oyuncunun oyundan atıldığı, Puskas'ın hala sakat kenarda oturduğu ve Brezilyalı orta saha Pinheiro'nun maç öncesi sakatlandığı bir günde kesinlikle kazanan futbol değildi. ''Altın Kafa'' (the golden head) Kocsis'in iki golüyle kazanan Macarlar oldu.
Yarı finallerde onları eski şampiyon bekliyordu ve Hohberg'in golüyle uzatmalara giden maç bütün beklentilerin üzerindeydi. Macaristan uzatma dakikalarında yine Kocsis attığı iki golle galibiyeti takımına getirdi.
Finaldeki rakipleri, Türkiye'yle oynadığı play-off maçını rahat geçen, Yugoslavya'yı 2-0 ve yarı finalde de Avusturya'yı 6-1 yenen Almanlar oldu. Walter'ın üstün performansıyla ilk tur maçında ağır bir yenilgi aldıklarırakiplerinin karşısına çıktılar.
