
Oynanan Maç Sayısı 32
Bu Dünya Kupasının sonucunu tahmin edebilmenin değeri paha biçilemez. Fakat Alf Ramsey 1963'de turnuvaya ev sahipliği yapmaya hazırlanan İngilizlerin kupayı kazanacaklarını doğru tahmin etmişti. Yine de turnuvadan önce sadece bir sonuç vardı. Brezilya'nın 1962'de ki yıldızlarının çoğu hala takımdaydı, Portekiz; Eusébio, José Torres ve Mário Coluna ile güçlü bir kadroya sahipti ve hem Almanlar'ın hem de Ruslar'ın o zamana kadar ki en iyi takımlarıydı.

İngiltere ev sahipliği statüsünü Sir Stanley Rous'un FIFA başkanlığına borçluydu tabi bir de bütün maçlarını Wembley'de oynayabilecek olmalarına. Bütün bunlara rağmen 0-0 biten açılış maçında Uruguay ile oldukça zor bir karşılaşma oynadılar. Ramsey hala hücum ve orta saha için doğru kombinasyonu bulmaya çalışıyordu ayrıca en büyük silahlarından biri olan Jimmy Greaves'i Meksika'yla oynanan ikinci maçta bacağındaki sakatlık yüzünden kaybetmişti.
Ramsey sonunda kanat oyuncularından vazgeçip, defans oyuncuları George Cohen ve Ray Wilson'ın ileri çıkıp forvetleri desteklemelerine izin vererek ''kanatsız mucize'' diye anılan efsanesini yaratacaktı. Fransa takımı karşısında Liverpoollu Roger Hunt, yeni sistemin getirilerinden yararlanıp 2-0'lık galibiyetle İngiltere'yi çeyrek finale taşıdı.
Arjantin, Franz Beckenbauer'li Batı Almanya'nın da olduğu gruptan çıkmayı başararak son sekize girdi.
Fakat en heyecanlı grup kuşkusuz; şampiyon Brezilya, yeniden toparlanmaya başlayan Macaristan ve çoğunluğunu son 5 yılda Avrupa bazında en iyi futbolu ortaya koyan Benficalı oyunculardan oluşan kadrosuyla göz dolduran Portekiz'li gruptu. Bulgaristan ise Pele için turnuvada can alıcı rolü oynayan takımdı. Grubun açılış maçında Bulgarlar'ın yaptığı faul sonucunda Pele sahayı sedye ile terk etti. Kenar çizgisinde battaniyeye sarılmış acı içinde yatan görüntüsü hala turnuvanın unutulmayan görüntülerindendir.
Bir sonraki maç Macaristan'ın Flórián Albert ve kanat oyuncusu Ferenc Bene'nin yıldızlaşarak Brezilya'yı yıkmalarına sahne oldu. 1954'den beri turnuvada ilk yenilgisini alan Brezilya, çoğu izleyiciye göre kupadan çok uzaktaydı. Son maçta Portekizli Eusébio, rakip defansın sert hareketlerine maruz kalan Pele'yi gölgede bıraktı. 3-1'lik Portekiz galibiyeti Brezilya'yı eli boş eve gönderirken, Pele bir daha asla Dünya Kupası'nda oynamamaya yemin etti.
Diğer yanda birçok kulüp takımıyla Avrupa futbolu domine eden İtalya, Brezilya'dan daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Rusya'ya yenilen İtalyanlar, gruptaki son maçlarında Kuzey Koreli Pak Doo-Ik'ın attığı golle çürük domatesler eşliğinde evlerine gönderildiler.
Benzer bir durum çeyrek final maçında Portekiz'in de başına gelecek gibiydi. Kuzey Kore takımı 22 dakika sonunda kendilerini 3-0 galip buldular. Fakat Eusébio maçı bırakmadı ve mucizevi bir şekilde yarım saatte dört gol atarak günü kurtardı. Böylece K.Kore takımı turnuvaya kolay kolay unutulmayacak bir iz bıraktı.
Ratt'in oyundan atılıp, sahadan çıkarılabildikten sonra İngiltere ve Arjantin arasındaki ezeli rekabetin de başlangıcı sayılan çeyrek final karşılaşması tekrar başladı* ve Hurst maçtaki tek golü atarak galibiyeti takımına getirdi. Ramsey, galibiyet sonrası takımının rakip takımla formalarını değiştirmelerine izin vermedi ve Arjantinliler'i "hayvanlar" olarak sınıflandırdı.

Sıradaki rakip Portekiz idi. Ancak İngiltere, özellikle Bobby Charlton'ın turnuvadaki en iyi oyununu sergilediği maçta Torres ve Eusébio'lu Portekiz takımı için fazla güçlüydüler.
Diğer maçta; dünyanın en iyisi kabul edilen ve o maça kadar harika bir performans sergileyen Rus kaleci Lev Yashin inanılmaz bir hatayla Helmut Haller'in golüne engel olamayarak 9 kişi kalan Rus takımının yenilgisine neden oldu.
Hurst'ün ikinci golü ise hala tartışılır. Top, çizgiyi geçti mi, geçmedi mi? ''Geçti'' kararı veren maçın Rus yan hakemi Bakhramov hala İngiltere'de bir efsane. Hurst bir gol daha atarak hat-trick yaptı ve İngiltere Dünya Kupasını kazandı.
*Arjantinli Ratt'in, maç içinde küfür ettiği için maçın Alman hakemi Rudolf Kreitlein (hiç İspanyolca bilmeyen) tarafından oyundan atılınca çok sinirlenir ve sahayı terk etmeyi reddeder. Tepkisini göstermek için özelikle Kraliçe'nin yürümesi için hazırlanmış olan kırmızı halının üzerine oturur.En sonunda sahadan iki polisin eşliğinde çıkarılırken İngiliz flamasını buruşturup yere atar.