Diğer Sporlar
Zeki Çol: Zaferden zafere
06 Eylül 2010 , 08:58
Fransa'yı nasıl olsa yenecektik de... Acaba dirençlerini hangi periyotta kıracak ve oyunu rahat bir tempoda götürebilcek miydik?
Genel yargı, Fransa'nın iyi savunma yapacağı ve skoru aşağıda tutmak için yoğun çaba harcayacağıydı. Ama devre bittiğinde 15 sayılık bir fark ve 43-28'lik skora ulaşmıştık bile.
Oyunun rengi, aslında ilk periyotta belli olmuştu. Ömer Aşık ve Hidayet'in baskısıyla başlangıçta 5-0'lık bir avantajı elde etmiş, ama Ömer Onan'ın iki hatalı yürümesiyle iki hücum hakkını kaybetmiştik. Ve rakibin dirençli bir oyun ortaya koymasına o sıralar biraz da biz izin vermiştik. Fransa iyi savunma yapıyor, özellikle de skorerimiz Ersan'a kolay atış yapma olanağı vermemeye çalışıyordu. Ersan da tutuk başlamıştı ve periyot bittiğinde 3 atışın üçünde de isabet sağlayamamıştı. 2 sayılık atışlarda yüzde 44 (9/4), 3 sayılık atışlarda yüzde 50 (4/2), faul atışlarında yüzde 6 (9/5) ile bu periyodu geride bırakmış ve savunmadaki etkili oyunumuzun da katkısıyla 19-14'lük üstünlüğü yakalamıştık.
İkinci periyotta savunmada yine iyi işler yaptık. Fransa'yı yine 14 sayıda tuttuk. Buna karşın hücumda iyice açıldık. Sinan Güler'in 8, Oğuz Savaş'ın 6 sayılık katkılarıyla farkı iyice açtık. Takım ortalamamız Fransa'dan 4 cm daha fazlaydı. Bu avantajı iyi kullandık, uzunlarımızın hele de savunmadaki performanslarıyla Fransa'yı yavaş yavaş oyundan koparmaya koyulduk. Devre bittiğinde skor 43-28'di. Şut yüzdemiz artmış, mesela 2 sayılık atışlarda yüzde 71'e (17/12) ulaşmıştı.
Takım artık ritmini iyice bulmuştu. 3. periyodun ilk 3 dakikasında 10 sayı ürettik ve farkı 25 sayıya yükselttik. Fransa oyuna havluyu atmıştı. Günün yıldızlarından Hidayet, bu periyotta iyice coşmuş, Fransa potasına 12 sayı birden bırakmıştı. Fransa, Ömer Aşık'tan gelen 8 sayıyla da iyice dağılmıştı. Artık maç, antrenman havasına bürünmüştü. Sahada rekabetten eser yoktu! Oyun çoktan kazanılmış, son periyot formaliteye kalmıştı. Canavara dönüşen dev, her geçen dakika artan iştahıyla bu defa da Fransa'yı parçalıyordu. Keyif alarak, keyif vererek oynayan, disiplini hiç bozmayan, coşkusunu hep koruyan bu takım, Fildişi Sahili, Rusya, Yunanistan, Porto Riko ve Çin'den sonra işte şimdi de Fransa'yı eze eze yeniyor, 6'da 6 yaparak çeyrek finale koşuyordu.
Bu takım, gerçekten bir başkaydı. Hidayet'i, Ersan'ı, Cenk'i, Ömer'leri, Sinan'ı, Barış'ı, Semih'e, Kerem'leri, Oğuz'u, Ender'iyle aslında yalnızca çeyrek finale değil, daha ötesine geçecek bir zafer yürüyüşünde başarı duraklarını mutluluk şarkılarıyla birer birer geride bırakıyordu. O şarkılar, öylesi büyülü bestelerle oluşuyordu ki... Bize sadece alkışlamak düşüyordu... Takdirle, hayranlıkla ve ayağa kalkarak doyasıya alkışlamak.
YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
SON HABERLERTüm Haberler
RESİM GALERİLERİ
AKTİF HABERLERTüm Haberler
ÇOK OKUNAN HABERLERTüm Haberler
- Dört kulüp riskte!
84
- İşte Fenerbahçe'yi yakan olaylar!
114
- F.Bahçe, Şampiyonlar Ligi'ne alınmadı!
191
- ''Önemsiz bir ülkenin önemsiz bir kulübü!''
109
- Fenerbahçe küme düşmeli!
63
- 1. Lig için kuralar çekildi!
187
- Beşiktaş'ın ilk transferi Berat!
7
- Adanaspor'da Burak Çalık şoku!
46
- Boffin Eskişehirspor'da!
52
- Havutçu'dan zehir zemberek sözler!
31
AjansOtomobil.com










