Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  GÖZDEN KAÇIRMA : VİDEO | Spor Toto Süperlig | Puan Durumu

Cimnastiğe adanan bir hayat ve bir şampiyon..

Tarih17 Eylül 2009 , 11:35

Cimnastiğe adanan bir hayat ve bir şampiyon..

Ankara’nın klasik semtlerinden Dikimevinde ikamet eden işçi bir babanın oğlu Abdulkadir Baş. Henüz 14 yaşında ama kazandığı madalyalar o kadar fazla ki onları kollarına takarak iki yana açtığında ağırlığı taşımakta zorlanıyor.

Ev hanımı olan Birsen Baş, hikâyeye yetenekli, coşkulu oğlunun çocukluğuna inerek başlıyor: ‘’Hiper aktif bir çocuktu ama hareketleri düzensiz değildi. Takla atarken, atlarken bir düzen bir intizam vardı hareketlerinde’’ Çocukta bir yetenek olduğunu fark eden anne-baba Ankara’da eğitim yeri arayışına giriyor. Baba Murat Baş belediye otobüsünde gördüğü bir ilan üzerine 19 Mayıs Stadyumunun yanındaki jimnastik salonunda soluğu alıyor. ‘’ seçmelerde elli çocuk vardı. Seyfettin Hoca hemen Abdulkadir’i fark etti ve yanımıza gelerek ‘ben bu çocuğu alıyorum’ dedi. O günden sonra bütün yaşamımızı Abdulkadir’in spor yaşamı şekillendirdi. Evi salona yakın kiraladık. Evin içini onun antrenman yapabilmesine uygun şekilde dizayn ettik. Sekiz yıl oğlumu salona bazen ben bazen annesi götürdü-getirdi. Yıllarca salonun tribünlerinde oğlumuzu izledik. Bütçemiz yetersiz olduğu zamanlar karda kışta yayanda gelip gittiğimiz çok oldu. Bizimle başlayan velilerin tamamı bıraktı ama biz yılmadık bırakmadık. Onu Olimpiyatlara göndermeden de bırakmayacağız.’’ diyor.

İLK ALTIN VE GÖZYAŞLARI
Abdulkadir’in altı yaşında başlayan spor yaşamı başarılarla dolu. Defalarca minikler ve yıldızlarda Türkiye şampiyonu oluyor, okullar arası birçok derecesi bulunuyor. Son olarak gelecek vadeden sporcuların katıldığı Macaristan’da yapılan uluslar arası Peter Tullit turnuvasında halka aletinde altın madalya ile Türkiye’ye dönüyor. Annesi bu anı anlatırken gözyaşlarını tutamıyor, ‘’Bu anlarda milli duygularla doluyorum. Küçük bir çocuğun yaptığı hareketleri izledikçe de duygulanıyorum. Sanki ilahi bir şey izliyormuşum hissi veriyor.’’ Bu yıl Romanya’da yapılan milli takım kampına katılan Abdulkadir, geçtiğimiz yıl da İtalya yapılan ve dünyanın her tarafından yetenekli çocukların katıldığı eğitim-gelişim kampına katılmış.
MARANGOZ ATÖLYESİNDE YAPILAN ALETLER
Bir kamu kuruluşunun marangoz atölyesinde usta olarak çalışan Murat Baş, patent almayı hak eden antrenman aletleri geliştirmiş. Zihni sinir icadı izlenimi veren aletlerle baba oğul her gün evde antrenman yapıyor. Yeni taşındıkları 80 metre karelik kiralık evde daha boya yapılmadan aletlerin yerleri belirlenmiş. Avizeler aşağıya sarkan değil kısa ve sabit olanlardan seçilmiş. Komşular ilk önce evin içinde yapılan hareketleri garipsemişler fakat onlar da alışmış hatta izlemeye gelenler bile oluyormuş. Anne Birsen Baş, ‘’Bunlar işkence aletlerini andırıyor. İnşallah polis bizi bir gün götürmez’’ diyerek eşine takılıyor. Aletlerde; yelkencilerin kullandığı kancalardan, askeri palaskalara, OSTİM ‘den alınan makaralara kadar pek çok ilginç parça kullanılmış. ‘’Özellikle halka antrenmanı için tasarladığım aletin aynısını daha sonra Amerika’da satış yapan bir firmanın katalogunda gördüm. Dedim ki demek ki doğru birdir. Onlarla aynı şeyi düşünmüşüz.’’diyor baba Murat Baş

ACI İÇİNDE TV İZLİYOR
Abdulkadir’in bu günkü seviyeye gelmesinde ev antrenmanları önemli bir yer tutuyor. Spora başladıktan sonra evin içinde yapılan faaliyetlerin çoğu jimnastik hareketlerine uyarlanıyor. Mutfağa amuda kalkarak gidip geliyor, televizyonu cimnastikte kartal duruşu olarak adlandırılan ve bacakların 180 derece açılmasını gerektiren pozisyonda izliyor.

Hedefleri konusunda net konuşuyor baba Murat Baş, ‘’Ben bu işe taktım. Bu çocuğu Olimpiyata göndereceğim. Bu hedefin para pulla ilgisi yok. Bu vatana, millete karşı bir borcum. Bunu başarmak için her türlü çileye katlandım, katlanıyorum. Bu idealim yüzünden kesinlikle bir ev almayı bile düşünmedim. Birikimlerimizi bu işe harcıyoruz’’

YABANCI HOCA ŞART
Kanada Hükümetinin bu tür çocukları ülkesine çekmek için bütün ailenin ilticasını hemen kabul ettiği biliniyor. Baş ailesine de böyle bir teklif gelmiş. Aile bu teklifi hiç düşünmeden ret etmiş. Baba Baş, ‘’Bir gün Dünya, Avrupa ve en önemlisi Olimpiyatlarda İstiklal Marşımızı çaldırmayı hayal ediyoruz. Bir gün mutlaka ama. Devletten bir isteğim var. Bu çocuk artık yabancı bir hoca eşliğinde çalışmalı. Özellikle Rus ekolü dünyada en iyisi. Bizim hocalarımızda iyi ama yeterli değil’’ diye konuşuyor.

EMEĞİN İLK KARŞILIĞI BURSLU EĞİTİM
Abdulkadir yaptığı çalışmanın ilk karşılığını normalde ailesinin sahip olduğu maddi imkanlarla gönderebilmesinin mümkün olmadığı bir okula bir burslu olarak kabul edilerek alıyor. Ankara’nın en gözde özel okullarından olan Arı Okulları kapılarını Abdulkadir’e kapılarını açıyor. Okul basketbolda iyi bir seviyede ama Abdulkadir’in okullu olmasıyla bir jimnastik takımı kuruluyor. Okul Müdiresi Nermin Güney, Abdulkadir’in her başarısından sonra gurur duyduklarını ifade ediyor:’’Okulumuzun böyle bir yetenekle anılması bizi sevindiriyor. Kurucumuz Sıtkı Alp beyefendi spora aşık bir insan. Gençlerin önün açılmasından yana. Gazi Mustafa Kemal’in ‘Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ sözünü kendine rehber edinmiş bir insan’’ diyor.

Müdire Güney, yeni bir düzenleme yapılarak özel okullara en az bir olmak üzere milli olmuş sporcuları burslu olarak almalarının Türk sporunun alt yapısını önemli ölçüde sağlamlaştıracağını kaydediyor.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Son Fotograf Galerileri »
Şu anda ana liglerde oynanan maç yoktur.

Günün tüm canlı sonuçları için tıklayınız.
Ajansspor.com Anket
Sizce, Beşiktaş ile Trabzonspor; UEFA Avrupa Ligi'nde son 16'ya kalabilir mi?
  • İkisi de kalır
  • Sadece Beşiktaş
  • Sadece Trabzonspor
  • İkisi de elenir
[Tüm Anketler]   [Anket Sonucu]        
Duvar Kağıtları