Diğer Sporlar
"Gece maçları sakıncalı olabilir"
31 Mart 2008 , 10:24
Prof. Dr. Ergen, bazı spor dallarında beden saati denilen ve fizyolojiyi de yakından ilgilendiren saatlerin olduğunu, bazı spor dallarında bu saatlerin dışına çıkıldığını
vurgulayarak, bu durumun fizyolojiyi olumsuz etkilediğine değindi.
Emin Ergen, şöyle dedi:
''Örneğin futbol, 90 dakikaya yayılmış içerisinde dayanıklılığın önemli
bir rol oynadığı gücün, kuvvetin süratin çok üst düzeylerde seyretmediği
bir dal. Ama şüphesiz fizyolojiden hareket edecek olursak 21.45'de
başlayan bir maçta futbolcuların performansında bir düşme beklenmeli.
Ancak 2 takım da aynı koşullarda maça çıktığı için bu durum fizyolojik
dezavantaj diye düşünülebilir.''
Ergen, organizmanın uyuması gerektiği bir saatte maç yapmasının
sakıncalarını, ancak dış faktörlerin bu durumu olumluya çevirdiğini ise
şöyle dile getirdi:
''Şunu düşünmek lazım organizmanın 21.45'de nerede ise artık uykuya
geçmesi söz konusu olduğu bir saatte siz bir maç oynuyorsunuz. Bu maçta
hazırlıklar çok zaman alıyor ve antrenmanlar, maç saatinden 2-3 saat
öncesine gelecek zaman diliminde yapılıyor. 2-3 saatlik bir kayma
fizyolojik performansı olumsuz etkileyecektir. Ancak futbolda sporcunun
olumlu etkilenmesi için birçok dış faktör de var. Bunlar seyirci
faktörü, alınacak prim faktörü, motivasyon faktörü. Ancak bu saatte maç
oynanmasını zorunlu kılan başka faktörlerde var. Bunların başında medya
sektörü çok önemli bir rol oynuyor. Maçın yayınlanacağı saati yayıncı
kuruluş belirlediği için federasyonlar ve kulüpler buna uymak zorunda
kalıyorlar. Bir diğer faktör ise izleyici. Maçı televizyondan izleyecek
olanlar maçın bu saatte oynanmasını tercih ediyorlar. Çünkü maçı
yataklarında seyretme fırsatını buluyorlar. Bir yerde biz fizyolojinin
dışında bir iş yapıyoruz, ama kuralları belirleyen de bu işin sektörü
oluyor.''
-HAMİT VE ARDA'NIN SAKATLANMA NEDENİ MAÇIN GEÇ SAATTE OYNANMASI MI?-
Futbolcuların kolay sakatlanmalarında soğuk ortam, maçın geç saatte
oynanması ve futbolcuların oynadıkları lig maçlarının önemli bir faktör
olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergen, Galatasaraylı Arda Turan ve Bayern
Münihli Hamit Altıntop'un sakatlanmalarını ise şöyle açıkladı:
''Arda ve Hamit'in durumlarını incelerken hafta sonu kaç dakika ve hangi
gün oynadıkları önemli bir faktördür. Örneğin pazar günü lig maçında
oynayıp, çarşamba günü de milli maça çıktılarsa kaslar yorgun ve kendini
koruyacak bir reflekse sahip olmayabilir. Bütün bunlardan dolayı Arda ve
Hamit sakatlanmış olabilir'' dedi.
-REÇETE TARZI ANTRENMANDAN, BİLİMSEL ANTRENMANA GEÇİŞ-
Emin Ergen, insan organizmasının belirli bir çalışma düzenine sahip
olduğunu belirterek, ''Çalışma ile ilgili detayları inceleyen bilim
dalına fizyoloji diyoruz. Spor söz konusu olduğunda da egzersizle ilgili
olarak egzersiz veya spor fizyolojisi diyoruz. Bugün sporcunun
başarısındaki en önemli faktör antrenmandır, antrenman bilgisi ve
uygulanışıdır. Çünkü egzersizde kuvvet ve dayanıklılık önemlidir.
Sporcunun başarısında fizyoloji çok önemli bir yere sahiptir'' diye
konuştu.
Emin Ergen, bundan 15 sene öncesine kadar antrenman bilgisinin
fizyolojiye dayalı olarak pek kullanılmadığını da hatırlatarak, şöyle
konuştu:
''Daha çok reçete tarzında antrenmanlar yapıldığını, ustalarından
antrenmanı öğrenen çıraklarının bunu uyguladığını görüyoruz, ancak 10-15
yıldır ülkemizde beden eğitimi ve spor yüksek okullarının sayısı arttı.
Kalitesi arttı. Buradan yetişen arkadaşlarımız çeşitli kulüplerde
çalışmaya başladılar. Antrenman bilgisini fizyolojik temelli öğrenip
uyguladıklarını görmekteyiz. Bugün bazı spor dallarında bir başarı
görüyorsak bunun uygulanışından geçiyor bu başarı, ancak bir çok alanda
antrenman fizyolojinin uygulanamadığını veya uygulanmadığını da
biliyoruz, gözlemliyoruz.''
-OLİMPİYAT REKORLARININ KIRILDIĞI SAATLER-
Spor hekimi Ergen, insan organizmasının çalışmasını düzenleyen bazı iç
faktörlerin olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu iç faktörlerden en önemlisi ise hormonlarımızdır. Hormonlarımız
dinlenir durumdayken de salgılanmakta, hareket ederken de salgılanmakta.
Enerjiyi ortaya koyduğumuz durumlarda ki bunlardan bir tanesi
antrenmandır. Bu durumda bazı hormonların daha fazla salgılandığını
görüyoruz. Örneğin adrenalin. Adrenalinde normal durumda günün akşam
saatlerine doğru bir yükselme görülür.''
Adrenalinin akşam saatlerinde yükselmesinin atalardan kalma bir miras
olduğunu bildiren Prof. Dr. Ergen, sözlerini şöyle tamamladı:
''Çünkü gün boyu çalışmaktaydı insanoğlu. Beslenebilmek için
avlanmaktaydı. Bunun için büyük efor sarf etmekte, ardından güneş
ışınının kaybolmasıyla birlikte de dinlenmeye, uykuya geçmekte idi.
Çünkü 10-15 bin yıl öncesinde elektrik yoktu. Bu nedenle gün içerisinde
organizma da süreç olarak kodlanma uyanma uyanıklık ve yüksek bir
hareketlilik düzeyini gerçekleştirme görülürdü. Günümüzde de spor buna
biraz uyuyor, uymak da zorunda. Bunun en açık örneği özellikle Olimpiyat
rekorlarının kırıldığı saatlerin 16.00 ile 17.00'ye rastlamasıdır. Çünkü
bir defa gün ortasında havanın sıcak olduğu bir saatte rekor kırmanız
mümkün değil. Fizyolojik olarak bazı olumsuzluklar yaşarsınız. Bunların
başında terlersiniz, tansiyonunuz çıkar, performansınız düşer, ancak
akşam üstünün serin saatlerinde bunu yapmak en uygundur. Biraz önce
söylediğimiz gibi adrenalinin yüksek seviyede olduğu, antrenmanın o
saatlerde yapıldığı, organizmanın da uyum sağladığını düşünecek olursak,
olimpiyat rekorlarının da bu saatlerde kırılması normal bir sonuçtur.''
YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.

RESİM GALERİLERİ
Ajansspor.com Anket
Adnan Polat'ın "Lincoln dönse de artık Galatasaray forması giymeyecek" açıklamasını nasıl buluyorsunuz?

Duvar Kağıtları




(Dak: 10') GOL





















