Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  GÖZDEN KAÇIRMA : VİDEO | Spor Toto Süperlig | Puan Durumu |
Şike davası
Dava aşamasından haberler
[18:57] ''Söylenecekleri başkan söylüyor zaten''  [17:59] Yıldırım Sturm Graz maçını neden izletti?  [14:40] İŞTE AZİZ YILDIRIM'IN SAVUNMASI!  

''HERKES ŞOVMENLİK YAPAMAZ!''

Tarih05 Kasım 2010 , 13:14

''HERKES ŞOVMENLİK YAPAMAZ!''
SKOR TAHMİN OYUNU

RÖPORTAJ - SEZGİN CAN

Biz sözü fazla uzatmıyoruz ve Haber Müdürümüz Sezgin Can'a konuşan Yılmaz Vural'ın sözleriyle sizi baş başa bırakıyoruz..

-“GEÇEN SEZON DA İLK 3 PUANIMIZI 9. HAFTADA ALMIŞTIK..”-

- Hocam ligde gidişat kötü görünüyor, yorumunuz nedir?
Geçen sene 6. haftada sıfır puanla takımın başına geldik, 9. haftada ilk galibiyetimizi almıştık. Bir kıyaslama yaparsak bunu da görmeliyiz. Bizim takımımızın kendine özel bir durumu var, borçsuz bir takımız. Kulübün borcu olmadan varlığını devam ettirmesi asıl amacımız. Bu anlamda uçuk transferler yapıp büyük paralar harcamıyoruz. Kulübün maddi değeri 4,5 milyon euro civarında. Oyuncular maç başı para alıyor. 3 milyon euro ile kulüp dönüyor. Çok büyük para çok iyi oyuncu demek de değil. Biz genç çocukları kazanmaya çalışıyoruz.

- Geçen sezon takımdan ayrılanları arıyor musunuz?
Bu sezon 13 transfer yaptık, 7’si yabancı 6’sı Türk’tü. Mesela geçen sezonki kadrodan Moritz gitti. Biz bırakmak istemedik ama görüşme bile yapmadan ayrıldı. Cenk serbest kaldı, gitti. Gidenler paraları da beğenmedi genelde. Ama diğer oyuncularımızın hepsi bizimle beraber. Tabii ki toplum önünde oyuncuların geleceği açısından her şeyi deklare edemiyoruz. Bazı durumlardan dolayı da belli oyuncularımızla yolları ayırdık.

-“TRABZONSPOR’A 7-0 YENİLMEZDİK…”-

- Aslında iyi başlamıştınız lige..
Evet lige iyi başladık.. Gaziantep takımı karşısında çok iyi oynadık 6-7 net pozisyonumuz vardı, Bucaspor maçında da hiç pozisyon vermedik, bulduğumuz 8 pozisyonda ise gol atamadık. Sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediye mağlubiyetimiz oldu.. Aslında oyunsal anlamda birçok maçta pozisyon bulup değerlendiremedik. Bunlar arasında sadece iki tane kötü maçımız var. Trabzonspor maçı ile 25. dakikada 1-0 önde olduğumuz Antalyaspor maçı. Bunlar dışında Fenerbahçe maçı da dahil 8 maçta rakipten çok fazla pozisyona girdik, iyi oynadığımız maçta bile kazanamadık. Garip şanssızlıklar da bunlarda gerekçe oldu.



- Hocam hakemlerle ilgili de sıkıntınızın olduğunu biliyoruz.. Bu konuda neler söylersiniz?
Bana hakem demeyin.. Hakemlerle ilgili düşüncem şu; çok kötüler. 10 maçlık dönemde bir tanesi bile maçımızı iyi yönetemedi. Biz lehimize bir şey beklemiyoruz ama inanılmaz derecede aleyhimize olan kararlar verdiler. Taktir haklarını kullanmıyorlar, olmamış şeylere olmuş gibi karar veriyorlar.. Örneğin Trabzonspor maçı; dakika 58’de at Onur’u ver kırmızı kartı, penaltı kullanalım.. 10 kişiye karşı 4-1 olurdu skor ve en azından 7-0 yenilmezdik. Sonrasında bizim oyuncumuz itiraz ediyor, biz 10 kişi kalıyoruz. Maç olmuş 4-0 olmuş, 10 kişi kalmışsınız, biyonik takım değilsiniz ki.. Son Kayserispor maçında da bariz auta giden topu korner olarak değerlendirdi hakem, o top geldi gol oldu.

-“10 MAÇTA 2 BERABERLİK ALAN HOCAYI HİÇBİR YÖNETİM VE TARAFTAR TUTMAZ..”-

- Bundan sonra ne olacak peki?
Bırakmış, salmış bir durumda değiliz. Türkiye Ligi’nde 10 maçta 2 beraberlik alan bir antrenörü hiçbir yönetim kurulu ve taraftar tutmaz. Ama sağ olsunlar yönetim kurulumuz ve taraftar her mağlubiyet sonrasında yanımızdaydı. Hep birlikte gelişmeleri izliyoruz zaten. Bir teknik adamın bir takıma yapması gereken ne varsa yapıyoruz. Bir antrenörün de yapabilecekleri bir yere kadar, çıkıp sahaya kendisi oynayamaz. Verdiklerimiz vermediklerimiz ortada, bu konuda çok bilinçli bir camia Kasımpaşa.. Siz olmasanız daha iyi olacağını düşünseler zaten sizi yollarlar..

- Başkanın 7-0’lık Trabzonspor maçı sonrasında size ve takıma olan desteği inanılmazdı..
Başkanın orada yaptığı açıklamalar Türkiye’de alışılmış bir şey değildi. Yönetim kurulumuz, takım şuan sıfır puanda da olsa desteğini hep dile getiriyor. Bana ‘seninle devam edeceğiz, önümüzdeki sezon da seninle devam etmek istiyoruz, sen istediğin sürece bu takımın antrenörüsün’ dediler. Dediğim gibi; 8 mağlubiyeti olan bir teknik adam normalde kovulur. Ama burada böyle bir düşünce yok.

-“DÜNYAYI YAKSALAR BİR YERE GİTMEM. DİBİNE KADAR BURADAYIZ! DÜŞERSEK DE BERABER DÜŞECEĞİZ, ÇIKARSAK DA BERABER ÇIKACAĞIZ”-

- Yani bu durum devam etse de sonuna kadar kalacağınızı söylüyorsunuz..
Tabii ki.. 3., 4. haftada bile bir sürü Süper Lig takımından transfer teklifleri aldım. Hiçbir zaman konuşmadım ve gitmeyi dahi düşünmedim, düşünmem de. Hele ki bu takımdan.. Bana karşı bu kadar olumlu davranan insanlara karşı bunu yapamam. Dünyayı yaksalar bir yere gitmem. Dibine kadar buradayız! Düşersek de beraber düşeceğiz, çıkarsak da beraber çıkacağız. Yönetimle, futbolcuyla, taraftarla, çalışanla herkesle aramız çok iyi, bir yere gitme düşüncemiz de yok.. Daha 24 maç var ve bırakmadık..

- Sanırız Kasımpaşa en mutlu olduğunuz takım.. Burada bir aile ortamı var değil mi?
Çok mutluyum burada.. Kasımpaşa çok farklı bir camia.. Aynen dediğiniz gibi de bir aile takımı.. Çok mantıklı bir camia ayrıca. Neticelerin sarstığı bir takım değil. Neyin ne olduğunu çok iyi gören, düşünen taraftara ve yönetime sahip.. Taraftarla, yönetimle, oyuncumla aram iyi. Bu kadar kötü durumda normalde oyuncular sizi suçlar. Benim oyuncularım bu yola başvurmuyor. Benim suçlanacak bir şeyim olmadığımın onlar da farkında.. Dolayısıyla mutluyuz tabii ki, çünkü insanlar samimi ve içten.. Hepsi oldukları gibi..

-“11 KİŞİ SİZİ SEVER, 14 KİŞİ NEFRET EDER..”-

- ‘Normalde olsa futbolcular beni suçlar diyorsunuz’.. Rijkaard Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra “sabote edildi” iddialarını akla getiriyor bu sözler.. Siz birçok takımda çalıştınız, hiç böyle bir şeyle karşılaştınız mı? Gerçekten de futbolculara bağlı bir düzede miyiz?
Bu futbolcuların değil, ülke futbol sistemimin kabahatidir. Siz oyuncuya karşı profesyonel vecibelerinizi yerine getiremiyorsanız, parasını ödemiyorsanız bunlar doğaldır.. Şimdi biraz düzelmeye başladı tabii, eskisi gibi değil. Dolayısıyla oyuncu istekleri ön planda oluyor. Sizin takımınızda 11 kişi oynuyor, 25 kişilik kadroda 14 kişi oynayamıyor. Yani kadroda sizi seven 11 kişinin yanında nefret eden 14 kişi var.. Türkiye’deki bakış bu..

-“BEŞİKTAŞ MAÇI BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR, YEN KURTUL..”-

- Peki hocam bu hafta oynayacağınız Beşiktaş maçı hakkındaki görüşünüzü de almak isteriz..
Beşiktaş maçı yine çok keyifli olacak. Öyle bir durumdayız ki, bu maçı kazanırsak her şey değişebilir. Önce Sivas ve ardından Gençlerbirliği maçlarımız olacak. Dolayısıyla o maçlarla birlikte şiddetle kurtulma şansımız olacak. 2 puandayız, 6 – 7 – 7 puanlı takımlar üstümüzde. Bu periyotta 5 puanlık farkı bir anda kapatıp 15. sıraya çıkabiliriz. Diğer rakiplerimiz de zorlu maçlara çıkacaklar. Biz kazanırsak büyük bir avantaj sağlarız. Önümüzdeki haftalarda da sırasıyla rakiplerimizle oynayacağımız maçlar var, yani yen kurtul! Bu durumdan kurtulmak için Beşiktaş maçı bir başlangıç olabilir.

-“SCHUSTER’İ İYİ BULMUYORUM”-

- Peki Beşiktaş teknik direktörü Schuster’i nasıl buluyorsunuz?
Schuster’i iyi bulduğumu söyleyemem.. Taraflı düşündüğümden değil, oynattığı futbol, futbol değil.. Ne yaptığı belli değil.. Verilen sorulara gayriciddi cevaplar veriyor.. Medyamızı küçümsüyor, oyuncumuzu küçümsüyor.. İşte Fatih Tekke’yle kavgası ortada.. Ayrıca şimdi ben bir medya mensubunun ‘Sizin taktiğiniz yok, nasıl oynuyorsunuz’ sorusuna ‘Haklısınız’ desem, ‘Bizle kafa mı buluyorsunuz?’ derler.

-“LİGDE HİÇBİR TAKIM FUTBOL OYNAMIYOR..”-

- Peki ligde diğer takımlardan futbolunu beğendikleriniz var mı?
Ligde hiçbir takım futbol oynamıyor.. Oynamak mantığıyla değil, bozmak mantığıyla oynuyorlar. Bunu Aziz Yıldırım da son demecinde belirtmişti. Herkes vuruyor, herkes tekme atıyor. Biz de takımımızı tam aksine şekilde oynatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de ‘futbol oynamaya’ çalışıyoruz. Futbolda kapalı oynamak diye bir şey yok.. Ben defansın ileride kurulacağına inanıyorum, çünkü topu kaparsanız kaleye de yakın durumda olursunuz.. Ama maalesef Türkiye’de bu anlayış yok.

-“MİLLİ TAKIMI OĞUZ ÇETİN SEÇİYORSA, ORADA YANLIŞ BİR ŞEYLER VAR DEMEKTİR..”-

- Türk futbolunun genel olarak kötü olduğunu tüm otoriteler de kabul ediyor. Size bu kapsamda en büyük takımımız olan milli takımımızı ve Hiddink’i sormak istiyoruz..
Hiddink’e ödenen para 8,5 milyon euro. 3,5 milyon euroyu federasyon veriyor, gerisini de sponsorlar karşılıyor, aslında o da federasyonun parası.. Hayır parayı geçelim. Rayiç neyse elbette ki ödenecektir. Ama hangi mantık bunu yapıyor? Bir milli takım hocası yeri geldiğinde; Türk futbolunu, antrenörünü, futbolcusunu, federasyonunu hatta zamanı gelince siyasetini bile yönlendirecek.. Bunu yapması içinse, ülke futbolunu tanıması lazım.. Gelip idmana çıkacak yılda 4-5 maç izleyecek diye mi 8,5 milyon euro ödenecek? Milli takım antrenörünün esas görevi en formda oyuncuları bulmak, taktiğine - rakibe göre oyuncu seçmektir. Geniş bir portföy önünde yer alıyor. Ama milli takımı, yardımcısı Oğuz Çetin seçiyorsa, orada yanlış bir şeyler var demektir..



-“AZERBAYCAN’A YENİLEN TAKIMIN BAŞINDA BİR TÜRK OLSAYDI, DAHA GELMEDEN HAVALİMANINDA İŞİ BİTERDİ”-

- Hiddink’ten önce milli takımın başına yerli bir teknik adam gelmesi gerektiğini söylemiştiniz?
Her teknik adam kendi bildiği kültürde rahattır. Milli takım antrenörünün, o ülkenin her şeyini bilmesi gerekir.. Ülke insanını, psikolojisini, sosyolojisini, ekonomisini, coğrafyasını, literatürünü, edebiyatını kısaca her şeyini bilmesi lazım.. Çünkü yeri gelecek belki terörle, belki sosyal olaylarıyla, belki de tarihiyle takımını motive edecek. Yabancı antrenör bunu nasıl bilecek?

- Almanya yenilgisini normal karşılandı.. Ancak Azerbaycan yenilgisi şok etkisi yarattı.. Siz bu konuda neler söylemek istersiniz?
Azerbaycan’a yenilen takımın başında bir Türk olsaydı, daha gelmeden havalimanında işi biterdi. Azerbaycan’a kaybetmeyi bu ülke tahammül edebilir mi? Biz böyle sonuçlara tahammül edecek yapıda değiliz. Hiddink’in şahsıyla hiçbir problemim yok, çok saygı duyduğum bir teknik adamdır. Ancak maç bitiyor, hemen ülkesine gidiyor. Ülkede bir kriz var.. Yönetici bunalımda, oyuncu bunalımda.. Bu krizi ben değil, o çözecek. Çalıştığı insanları rahatlatacak, eleştirilere göğüs gerecek, sorumluluk alacak birisi gerekli.. Yoksa ‘al başını çek git, ortalığın durulmasını bekle’.. Bu olmaz! O insanlar yıkılmış, ister ki hocam beni korusun.. Önümüzde büyük bir şampiyona var, gidersek hasbelkader olacak..

- Yerli teknik adamla bu sorunlar çözülür mü?
Türkiye’nin uluslararası bazdaki sorunu Türk teknik direktör sorunu değil, kendi futbol sisteminin sorunu.. Ülkemizin en önemli takımlarından Bursaspor’un Şampiyonlar Ligi’ndeki son Manchester United maçını izledik.. Ülkemizin şampiyonuyla sahada kedi-fare gibi oynadılar. Bu içimizi acıtıyor. Bu ülkedeki futbol sisteminin yetersizliğinin bir neticesidir. Yoksa bakıyorsunuz, onun da gözü var benim de var.. Basit mantıkla halk bunu soruyor.. Daha uzmanlaşmış insanlarla çalışan, daha sistematik ve profesyonel çalışmalar yapan bir ülkenin takımıyla, bunları yapamayan bir ülkenin arasındaki bağıra çağıra görünen farktır bu.. Antrenör kendine göre bir takım yaratıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor ama 4 tane kötü neticeyle gidiyor. Gel de bu ülke futbolunu geliştir, nasıl yapacaksın? Böyle bir ülkede nasıl bir sistem uygulayabilirsiniz ki?

-“MOURINHO’YU GETİR FENERBAHÇE’YE BİR ŞEY YAPAMAZ”-

- Bahsettiğiniz örnekler arasına Rijkaard da katıldı.. Kendisi de kötü neticeler sonrasında gönderilen ünlü teknik direktörler arasına katıldı..
Rijkaard kötü bir antrenör müydü? Hayır..
Aragones İspanya’yı Avrupa Şampiyonu yapmıştı, bizden kovuldu..
Del Bosque Dünya şampiyonu yaptı, o da kovuldu.. Löw geldi, o da gitti..
Bu insanlar teknik direktör değil mi, bilgileri mi yok? Tabii ki hayır.. Ancak çalıştıkları insan grubu onların anlayacağı insan grubu değil.. Çalıştıkları ülkenin futbol sistemi onların anlayacağı, bildiği bir sistem değil.. Dünyanın en iyi teknik direktörü Mourinho’yu getir Fenerbahçe’ye, ne yapacak görelim.. Bu ülke kendi teknik adamlarını yetiştirmek zorunda.. Ama öğretecek kurum da insan da yok.. Ülkede herkes öğrenmek istiyor ama o sistemimiz yok maalesef.. Dünya Kupası’nda 3. oluyoruz sonra 2 tane turnuvaya katılamıyoruz, niye? Niye Azerbaycan’a yeniliyoruz. Evet futbol bu, rakip o gün iyiyse sizi yener. Ama iddialıysanız, siz de Almanya gibi olacaksınız, yenilmeyeceksiniz kardeşim..

- Hocam Hiddink’ten önce de milli takıma gelmeyi istemiştiniz.. Fakat yıllar önce milli takım kariyerinizi başlatacak bir teklif almanıza rağmen reddettiniz.. Peki neden?
Evet, Şenes Erzik döneminde 1989 yılında milli takımdan teklif almıştım.. Resmi bir teklifti.. Piontek gelmeden önceydi, kendisinin yardımcı antrenörlüğü teklif edildi ancak kabul etmedim. Ardından Fatih Terim o görevi kabul etti. Daha sonralarda da o veya bu şekilde gündeme geldi milli takım ama olmadı.. Neden kabul etmediniz derseniz; ben prensip sahibi bir insanım derim. Sürekli yabancı antrenöre karşı olan birisi olarak, yabancı antrenörle çalışmayı kabul etmedim. Yoksa kabul etsem insanlara bana ‘ne oldu şimdi’ diye sorardı.. Bana verilen sözler de güzeldi ama ben teşekkür ettim ve kabul etmedim.

-“31 YILDA PEYGAMBER BİLE HATA YAPAR”-

- Hiç bazı kararlarınızdan veya sözlerinizden pişman olduğunuz anlar oldu mu?
Bu hayatta her şey yaşanmalı.. Biz makine değiliz, insancıl tepkilerimiz olacak elbette. İnsanın olduğu yerde hata olur. Hata ve sevap kardeştir, aynı galibiyet ve mağlubiyet gibi.. Onlar kötü ve iyi kardeşlerdir.. Onlarsız olmaz.. Hata da olacak elbette. Ölümcül hata olmasın yeter ki. Topluma hitap ediyorsunuz, bazen topluma ters düşecek hareketler yaptığınızda sorun da oluyor elbette.. Zaman zaman o durumlara düştük, kendimizi savunmak zorunda kaldık. Ama bence bir futbol adamı hiçbir zaman konuştuklarıyla kendini savunmak zorunda bırakılmamalı. 1979 senesinden beri antrenörüm.. 31 seneden hiç yıpranmadan çıkmak mümkün mü? Bir yabancı böyle değil tabii.. 31 yılda peygamber bile hata yapar. Biz de insanız neticede.. Hatasız olmak insanın doğasına aykırı..

-“ADIM CRISTOPH DAUM OLSAYDI..”-

- Şimdi de yabancılara bir gönderme yaptınız.. Peki, Almanya’dan Türkiye’ye döndüğünüzde Cristoph Daum adıyla gelseydiniz, her şey daha mı farklı olurdu?
Ben Alman vatandaşıyım, ismim Türk.. Bu ülkede Türk asıllı bile olmak sorun.. Olmasaydım, adım Daum olsaydı tabii daha farklı olurdu.. Mesut Özil örneği var önümüzde. Şimdi kendimizi yerden yere vuruyoruz, ‘dünyanın en önemli oyuncusunu elimizden kaçırdık’ diye. Sırf Türk diye kaybettik, şimdi de sahip çıkmaya çalışıyoruz. Biz böyleyiz, kaybettikten sonra değerini anlarız. Neticede kendi ülke vatandaşına bu kadar hain, kendi ülke vatandaşını bu kadar hiçe sayan başka bir ülke yok.

-“YABANCININ B.KUNDA BONCUK ARAMA ALIŞKANLIĞI”-

- Türk’ün Türk’ten başka dostu yok deriz hep, bu sözü Türk’ün Türk’ten başka önünü kesen yok diye değiştirelim mi?
Bu eskiden, ta Kanuni’den kalma bir alışkanlık.. Yabancının b.kunda boncuk arama alışkanlığı.. Tamam, Türkiye’nin o zamanki geri kalmışlığında, gelişmiş ülkelerdeki insanlar farklı görülmüş olabilir. Ama artık internet dünyasında yaşıyoruz. Bilgi çağındayız..Türk insanını diğer insanlardan yetersiz addedemezsiniz. 50 yılda büyük bir aşama gösterdi Türkiye.. Avrupa ve dünyanın gelişmiş bir çok ülkesi gibi yaşamaya başladık. Ama insanımızı da bu seviyede görmeliyiz. Varsa eksiğimiz, bir yabancı gelir bizi eğitir, gider. Ama yabancıyı kendi organlarınıza kabul edemezsiniz. Askeriyeye yabancı sokabilir misiniz? Sokamazsınız. O ‘kendimize güveni’ burada da göstermeliyiz.. Bir örnek daha vereyim.. Almanya’da okurken, Alman spor akademisinde öğrendiklerim kitaplarda yazmıyordu. Öğrendiklerini profesyonelce saklıyor, bilgiyi sana açmıyorlar. Çünkü kendi araştırmalarını kendi ülkesinin olimpiyat şampiyonluğu, başarıları için kullanmak istiyorlar. Türkiye’ye gelince fark ettim ki, burada öğretilenler oradan 50 sene önce tercüme edilen eskimiş kitaplar.. Yani böyle bir rekabet var dünyada.. Biz de gerideyiz..

-“AYKUT KOCAMAN’IN YAPMASI GEREKEN..”-

- Hocam yerliye güven eskiye göre sanki daha yoğunlaşmaya başladı.. Mesela Fenerbahçe bile uzun yıllar sonra yerli bir teknik adamla yola devam ediyor..
Ben Aziz Yıldırım’ı kutluyorum. Takımda inişler çıkışlar olmasına, zirveden uzakta olmasına, çok önemli maçları kazanamamasına rağmen teknik direktörüne sahip çıkıyor. Bu tür başkanlar oldukça, görevdeki arkadaşlarımız kendilerine tanınan bu toleransta başarılı olabilirler. Şu anda Fenerbahçe’de Aykut Kocaman’ın yapması gereken, daha iyi skorlar almak, seyir zevki veren bir futbol oynatmak. Bunu başardığı taktirde önü açık. Bunu yapabilecek birisi Aykut. Zaten futbol da deveye hendek atlatmak gibi bir şey değil. Daha önceki teknik direktörlüklerinde başarılı oldu, saygılı, efendi, oturmasını kalkmasını bilen, kültürlü, bu camiadan biri... Tabii konu eleştiri olunca herkes bir şeyleri eleştiriyor.. Bizi çok hareketli diye eleştiriyorlar, onu da çok hareketsiz diye eleştiriyorlar. Her yiğidin bir yoğurt yeme şekli var. Ben Türk antrenörlerinin fazlasıyla şans bulan yabancı antrenörlerden daha yeterli olduğuna inanıyorum.

-“AYKUT KOCAMAN POKER SURATLI..”-
- Aykut Kocaman biraz hareketsiz ama, sizde de bir durgunluk var hocam son dönemde..
Tabii yaşın verdiği bir olgunluk da var.. Daha bir dikkatli ve mantıkla yorumlanabiliyor maçlar. Her şey aynı şekilde gidecek diye bir şey yok. Kendi kendinize doğrularınız bile zamanla değişiyor. Davranışlar değişiyor, tarz değişiyor.. Ancak ben bu konuda pek değiştim denilemez. Her zaman bu işin coşkuyla yapılması gerektiğini düşünüyorum.. Tabii son dönemde kaybediyoruz, nasıl bir coşku göstereyim ki? 7-0 mağlup olduğun maçta ne yapabilirsin? Ancak durulmadım.. Her zaman bu elektriği sahaya yansıtmak gerektiğine inanıyorum. Bu güne kadar hep bu hareketli tarzım eleştirildi. Şimdi böyle olmayanlar eleştiriliyor. Hatta beni bile biraz böyle değilim diye eleştirenler var. Aykut Kocaman için coşkusuz diyorlar ama bu da onun bileceği bir şey.. Gol yiyorlar mimik değişmiyor, gol atıyorlar mimik değişmiyor. Hani derler ya poker suratlı diye, onun gibi bir şey.. Neticede bu da onun tarzı..

-“SAHA KENARINDA KENDİMİ HİÇ KAYBETMEDİM”-

- Hocam sizin eski hallerinizi hatırlıyoruz da, saha kenarında kendini sakatlayan ilk teknik adamsınız sanırız? Kendinizi mi kaybediyorsunuz o sıralarda?
Evet birkaç kez lifim attı (Gülüyor) Ancak kendimi hiç kaybetmedim.. Nasrettin hocanın bir anekdotu vardır; Nasrettin Hoca, oğlunu çeşmeye gönderecekmiş. Testiyi eline verdikten sonra da bir tokat atmış. Şaşıran oğluna da şunu demiş; “Ben şimdi sana vurayım da, testi kırıldıktan sonra iş işten geçmiş olur”.. Benimki de aynı durum.. Oyuncuma maç başladıktan bitene kadar olan sürede vereceğim destek ve tepkinin çok önemli olduğunu düşünürüm. Maç bittikten sonra bunlar bir işe yaramaz.. Rakibiniz kimse kim, futbolcular, bütçesi önemli değil, kıyaslama yapmayacaksınız.. Her zaman onu yenmek zorundasınız.. Ben de buradan hareketle oyun içerisinde takıma kazanma ve başarma hırsı vermek adına hareket ediyorum. Eğitimim sırasında bize öğretilen şuydu; teknik direktörle takım arasında bir karakter alışverişi olması lazım. O kazanma hırsını alacak, antrenör de oyuncunun karakterine adapte olacak. Ancak bu şekilde iyi bir uyum sağlanır.. Bu bir oyun neticede. Kenardan takıma vereceğiniz destek de önemli. Oradaki elektriği vermek adına kenarda bazı şeyler yapmak zorundasınız. Ama hiçbir zaman kendimi kaybetmiyorum. Dışarıdan böyle görünüyor olabilir ama asla kendimi kaybetmem..



-“ALİ ŞEN HER ZAMAN SÖYLER..”-

- Hocam sizi saha kenarında görmek bir keyif.. Ancak bir türlü çok istediğiniz Fenerbahçe’de göremedik.. Fenerbahçe’ye geliş maceralarınızı biliyoruz, neden bir türlü gerçekleşmedi?
Ali Şen ağabey her zaman der; “Seni takımın başına getirmeyi çok istiyordum, hayatımda hep buna kendi kendime üzülürüm” der. Nedenini ben de bilmiyorum, olmadı.. Gece anlaştım, sabah antrenördüm sonra olmadı.. Büyüklerde getirdikleri Türk hocalara dikkat ederseniz hep kendi bünyesinden yetişen isimler. Ben o camialarda görev almadım, alsaydım farklı olurdu.. Onları göreve getirmelerindeki neden, ‘camianın bir borcu’ olduğunun düşünülmesi sanırım. Taraftar da onlara daha sempatik bakıyor ve benimsiyor. Dışarıdan gelen bir Türk teknik adam göreve gelemiyor genelde.. Hep kendi bünyelerinden isimler görevde. Ersun Yanal ismi de düşünüldü bir zamanlar ama olmadı.. Bizim gelebildiğimiz en büyük nokta Trabzonspor oldu..

-“HAGİ ÖZÜR DİLEYİNCE G.SARAY’IN BAŞINA GEÇEMEDİM”-

- Galatasaray’ın da kapısından döndünüz değil mi?
Evet Galatasaray’dan da teklif aldım.. Hagi’nin telefonunun çalınması olayından sonra Ergün Gürsoy ağabey aradı; “Gel pazartesi, yeni teknik direktörümüz sensin” dedi. Sonrasında Hagi özür dileyince devam etti.. Ergun ağabey beni Türkiye’ye getiren isim olduğu için ne olduğumu da iyi biliyordu. Ama olmadı..

-“SCHUSTER’DEN ÖNCE BEŞİKTAŞ’TAN DA ÇOK CİDDİ BİR TEKLİF ALDIM”-

- Peki ya Beşiktaş..
3 büyüklerden de teklif aldım.. Beşiktaş camiasıyla da maalesef ciddi bir çalışmamız olmadı. Schuster döneminden önce çok ciddi anlamda teklifleri oldu. Kendi içlerinden çok önemli isimlerle telefonla görüştük ama sonra olmadı, Schuster’e döndüler, tercihlerini yabancıdan yana kullandılar.

-“FENERBAHÇE BANA HEP SICAK BAKTI”-

- 3 büyüklerden de teklif almanıza rağmen her zaman Fenerbahçe’yi çalıştırmak istediğinizi söylediniz.. Neden?
Çünkü Fenerbahçe bana hep sıcak baktı. Beni 3 kere kendilerine layık gördüler. Beni daha çok benimsediler. Beni nerede olursa olsun gören Fenerbahçeliler ‘hocam neden gelmiyorsun’ diyorlar. Onların bana bir ilgisi, sevgisi var.. Fenerbahçe’yi yakından tanıyorum. Ayrıca Fenerbahçe’ye karşı maçlarımda başarılı olmam da bunda etkili olmuş olabilir.

-“30 SENEDEN BERİ BENİ ANLAMADINIZ”-

- Bu kadar uzun süre boyunca 3 büyükler tarafından düşünülmenize rağmen göreve getirilmemeniz çok enteresan..
Türkiye’de gücü elinde tutan bazı insanlar var onları rahatsız eden şeyler söylüyorum.. Bu söylediklerimin onları rahatsız ettiği bir ortamda neden bizim gibi insanları bir yere getirip rakip yapsınlar ki? Ben 30 seneden beri anlatıyorum, kimse anlamıyor.. Geçen sene Fenerbahçe ile bir maç yaptık, 3-1 kazandık. İspanyol kanalı Güiza’dan dolayı maçı canlı yayınlamış.. Spiker maç boyunca benim için; ‘Bir taktik dehası’, ‘bu nasıl antrenör’, ‘maçı taktikle kazandı’ vs. diye methetmiş. Sonra bizim medyadan bir soru geldi; ‘İspanyol yorumcu sizi inanılmaz şekilde övdü,ne diyeceksiniz?’ dediler.. Ben de; ‘adamlar beni 90 dakikada anladı, siz 30 seneden beri anlamadınız, aradaki fark bu’ dedim. Anlamak isterse birileri sizi anlıyor. Anlatabiliyor muyum?

-“BU ÜLKEDE MANTALİTE NASIL DEĞİŞİR DERSENİZ; BİR NESLİN ÖLMESİ LAZIM..”-
- Peki Almanya’dan Türkiye’ye geldiğiniz uzun dönemi göze alırsanız, Türkiye’de halen bazı şeyler aynı mı? ‘Halen değişmedi gitti’ dediğiniz şeyler neler?
“Türkiye şartları”.. Bir tek o değişmiyor.. Ben Almanya’da yetişmedim, 6 sene okudum, geldim. Maalesef Türkiye şartları hiçbir şeye benzemiyor. Türkiye şartlarını oluşturmuş, onlardan taviz vermeyi de düşünmüyor. Doğru şartları değil, kendi şartlarını doğru kabul ediyor. Bu nedenle daha çok arkadan bakarız.. Yarışları, turnuvaları arkadan izleriz. Türkiye’de altyapının bile altyapısı yok.. Bu ülkede mantalite nasıl değişir derseniz; bir neslin ölmesi lazım. Yeni, tertemiz bir neslin gelmesi lazım.. Bir güç kavgası var Türkiye’de, bundan temizlenmesi lazım.. Bu ülkede lise çağında 18-20 milyon genç var. Bu kadar çocuğu bu işe sokun.. Şimdi 3-5 bin kişiden milli takım oluşturmaya çalışıyorsunuz. Bu kadar zor mu bunları yapmak? Amerika’da nasıl oluyor üniversite sporları.. Önünde örnekler var; Amerika, Rusya, Çin.. Futbolda da 5 tane ülke; İngiltere; İtalya, İspanya, Almanya, Fransa.. Nasıl oluyor bunlarda gider araştırır, ülkene uyarlarsın..
Bir gün Hollanda’da kampta toplantı yapacaktım, yanlış bir kapıyı açtım, içeride Hollanda U15 takımı vardı ve antrenöre benzemeyen biri bir şeyler anlatıyordu. Sonradan öğrendim ki, çocuklar orada kamptayken eksik olan dersleri için okulun öğretmeni geliyormuş.

-“OYUNCULARIMIZIN ENTELEKTÜEL BİR YANI YOK..”-

- Bu işleri Türkiye’de yapmak bu kadar zor mu?
Bizim oyuncularımızın hiçbirinin entelektüel bir yanı yok. Akşam lisesinden mezun olarak geliyorlar, bilgiler eksik.. 15 dakika teori dersi yapıyorum sıkılıyor oyuncu.. Neden? Dinlemeyi bilmiyor ki, öğrenmemiş. Ne yapacaksın bu adama. Futbol zeka oyunu. Taktiği anlatıyorsun anlamıyor. Sonra sen bu adamlara; ‘git dünya şampiyonu ol’ diyorsun.. Şimdi Hiddink bunu nasıl anlatacak benim ülkemin insanına? Nasıl bir fikir verecek siyasetçiye, federasyon başkanına? Burası Hollanda mı? Ne batı ne doğu, ne cumhuriyet ne padişahlık.. Ne olduğu belli olmayan garip bir ülke burası.. Güçlerin çatıştığı bir ülke.. Gelsin Hiddink, bunları anlatsın..

-“BU SİSTEM BENİ BİTİREMEDİ..”-

- Hocam Hiddink bunları anlatabilir mi bilemiyoruz ama siz kendinizi ve sorunları en iyi şekilde anlatıyorsunuz..
Ben Süper Lig’de top oynamadım, 2. Lig’de oynadım.. 50 kez milli olmadım.. Ama 2 tane akademi bitirdim, kendimi çok iyi geliştirdim. Futbolla ilgili 2 tane üniversite bitiren kaç kişi vardır bilmiyorum. Bırakın Türkiye’yi dünya için konuşuyorum bunu.. Tabii ki kendime inanıyorum, bu işte de iyiyim. Futbol camiasında bu pazarın içine benim gibi girip bu şartlar altında bu kadar fazla kalabilmiş bir insan çok nadirdir. Bir gerçek var ortada ve bunu yok sayamıyorlar. Ben Süper Lig’de 86 senesinden beri bir fiil varım. Hiçbir işte bir insan bu kadar uzun sene yukarıda kalamaz, örneği yoktur. Bu sistem beni bitiremedi.. Öyle veya böyle yaptıklarımla bir noktaya geldiğime inanıyorum..



-“MURAT ŞAHİN SAFLIĞININ KURBANI”-

- Hocam konuyu fazla dağıttık.. Tekrar takıma dönelim ve toparlayalım.. Ama öncelikle medyada çok konuşulan “yetkisiz menajerlik” konusuna değinmek istiyoruz. Oyuncunuz Murat Şahin’in bu işte adının geçmesi hakkında neler söylemek istersiniz?
Bir teknik direktörün menajerlik yapmasına nasıl bakıyorsanız, bir oyuncunun menajerlik yapması da aynı şekilde o kadar yanlış. Bu işi yapan insanların, bunla ilgili başka bir görevi yapması doğru değil. Biz de oyuncularımızla zamanında konuştuk. İhmalkarlık ve vurdumduymazlık da var bu işinde. Bu işin içinde faal görevde olmadıklarını söylüyorlar. Bir dönem futbolu bırakmayı düşündükleri sırada bu işe girmişler, Bülent hoca da aynı şeyi söylüyor.. Futbola geri döndüklerinde bunun hesabını yapamadıklarını ifade ediyorlar.

- Murat Şahin’le görüştünüz mü?
Murat’la her zaman görüşüyoruz.. Murat Şahin bizim evladımız, canımız.. Şuanda tedbirli olarak ceza kurulunda ve savunmasını yaptı, umarım bir ceza almaz.. Bu konuda saflığına kurban gitmiş biri. Gaziantep’teyken sakatlığı sırasında futbolu bırakıp menajer olmaya karar vermiş ve bu şirkete girmiş. Sonrasında ben çok ısrar ettim ve buraya getirdim. Buraya geldiğinde de ihmalkarlıkla şirketten ayrılmamış.. Bunun sonucunda başına gelen bir durum.. Yoksa Murat olayın içinde değil.. Koray da aynı şekilde.. Zaten bu çocuklar bunları yapacak kişiler değiller..

-“FAAL OLARAK FUTBOL OYNAYIP BU İŞİ YAPAN İNSANLAR DA VAR… BU ŞAİBELER FUTBOLU YIPRATIYOR”-

- Fakat futbolcularınızın birileri tarafından arandığı da ortada..
Herkesin futbolcusu aranıyor.. Süha Bey bu nedenle bu işe tepki gösterdi. Süha Bey olayı açıkladığında Murat’ı bilmiyordu.. Bu arkadaşlarımız bu işinde pasif durumdalar. Ancak faal olarak futbol oynayıp bu işi yapan insanlar da var. Futbolcuların da, antrenörlerin de bu işin içinde olduğu söyleniyor. Demek ki var ki konuşuluyor.. Gerçek menajerler elbette ki futbolcularla görüşebilir bu gayet doğal. Ama böyle bir vasfı olmayan insanların, ‘ben menajerim’ diye ortaya çıkması ve böyle şeyler yapması çok yanlış. 65 kişi disiplin kurulunda. Bunlar durduk yere verilmiyor.. Dünyada bunlar olmuyor, olduğunda da hemen haddini bildiriyorlar. Futbolun ekonomisinin 1 milyar doları bulduğu söyleniyor, böyle bir paranın döndüğü sektör bu kadar gayriciddi insanlar tarafından etkilenebilir mi?
Futbol camiası çok dağıldı.. Çok iyi disiplin edilmesi gereken bir camia haline geldi. Federasyon da bu konuda gerekli çalışmaları yapıyor. Umarım bunlar kısa sürede netleşir ve herkes rolünü, haddini bilir. Yoksa bu şaibeler futbolu yıpratıyor.

-“BU TAKIM KÜME DÜŞERSE SENEYE GERİ GELİR..”-

- Hocam takımın durumuna geri dönelim.. Devre arası için ne gibi planlarınız var?
Öncelikle ligde tutunabilecek bir puan almamız lazım. 2 puanla gidersek, transferin de anlamı olmaz. Bu kadar para harcayacağına önümüzdeki seneye bakma gerçeğini yaşamak zorunda kalırız. Çok genç oyuncularımız var, Allah göstermesin bu takım küme düşerse, seneye el değmeden yeniden çıkar.. Ben takımıma güveniyorum.. Her geçen gün futbol adına daha iyi işler yapıyoruz. 15-16 puana çıktığımızda hamle yapma şansımız artacak. Bu halimize rağmen halen rakiplerimiz 5 puan üstümüzde. 5 puan da bir şey değil. Yeter ki siz kazanın. Biz şuan krizi yönetecek durumdayız. Oyunumuzu sonuca yansıtırsak her şey düzelecek.

- Son sorumuz.. Futbol dışı sorunlarınız neler, çözüm için neler yapıyorsunuz?
90 yıllık bir kulübümüz var.. Stat sorununu çözdük, şimdi antrenman sahası sorunumuzu çözeceğiz. Kemerburgaz’daki bir arsa için çalışmalarımız var, 4-5 sahalık bir antrenman alanı yapmak istiyoruz. Şuan antrenman yaptığımız yerden duşlarımızı almak için kulübe geliyoruz.. Bizim kadar zor şartlarda antrenman yapan başka bir takım yok. Kemerburgaz’daki çalışmalar için bu nedenle büyük uğraş veriyoruz.. Stadyumda da çalışmalar sürüyor. Seneye UEFA A Tipi bir stat haline gelecek. Işık anlamında HD yayına en uygun stat burası.. Sempatik güzel bir stat.. Yürüyerek gelinebilecek şehrin merkezinde bir stadımız var. 9 bin 500 kişilikti, şimdi 14 bin 500 kişilik. Ancak bazı bölgelere seyirci alınamıyor henüz. İstanbul’un göbeğinde olduğu için buradan geçen insanların Pazar günü 2 saatini ayırıp futbol maçı izlemek için kolayca geleceği bir yer. Zaten farklı farklı meslek gruplarından insanlar da maçlara geliyor.. Sanatçılar, futbol adamları vs.. Takım iyi olduğu sürece tribünler de dolacaktır. Kasımpaşa büyük bir semt. Takım iyi oldukça ilgi de artacak.. Yönetim kurulumuz sorunları çözmek için uğraşıyor. Sağolsunlar bizim görüşlerimize de değer veriyorlar. Yakın zamanda 4 4’lük bir kulüp haline gelelim istiyoruz. Bizim avantajımız İstanbul’a rahatça uygun fiyata oyuncu getiriyoruz.. Bunların da avantajını kullanmak istiyoruz..



-YILMAZ HOCAYA BİZ BİR “KELİME” SÖYLEDİK, O ÇOK ŞEYLER SÖYLEDİ..-

- Hocam size veda ederken “tek kelimelik” sorularımıza, tek cümlede cevap vermenizi rica ediyoruz..
Hay hay..

- Kasımpaşa
İçtenlik.. Delikanlılık

- Fenerbahçe
Çalışmayı çok istediğim bir yer

- Milli takım
Antrenörlük hayatımı noktalamak istediğim yer

- Fatih Terim & Şenol Güneş
Çok iyi dost.. Çok İyi antrenör..

Türk futbolunda antrenör olduğunu gösteren, yabancılar konusunda keskin demeçlerimizi vermemizi sağlayan başarıların sahipleri..

-“FENERBAHÇE ŞUANDA DÜNYANIN İLK 10 TAKIMI ARASINDA”-

- Aziz Yıldırım
Fenerbahçe’ye çağ atlatan bir başkan

Bunu biraz açmak istiyorum..
Geçen gün kulüpteydim.. Bana Düzce’de yaptığı tesisleri gösterdi. Dünyada hiçbir takımın böyle bir hazırlık çalışması yapacak tesisi yok. Sadece A Takımda değil, amatör sporlarda da inanılmaz tesisler yapıyor. Ataşehir’deki kapalı salon bitiyor.. Kenan Evren arazisi için okulları teslim etti şimdi otel, alışveriş merkezi geliyor. Fenerbahçe Üniversitesi için Samandıra’da 500 dönüm arazi almış, projeleri gösterdi, gerçekten müthiş.. Fenerbahçe’nin bu projelerle kısa sürede artık sırtı yere gelmez.. Benim oğlum Ekonomi okuyor ve araştırma konusu Fenerbahçe ile Manchester United’ın ekonomisi.. Bununla ilgili araştırmaya yardımcı olmak için kulübe gittiğimde bana verileri gösterdiler, Fenerbahçe şuanda dünyanın ilk 10 takımı arasında. O hale gelmiş. Fenerbahçeliler bu dönemde başarıyı yakalayamasa da, bu projelerden sonra göreve gelecekler çok büyük başarılara aday takımlar yaratabilirler..

- Bursaspor
İlk göz ağrım

4 sene çalıştım, çok içimde olan bir takım.. Memleketim gibi.. Halen tüm yatırımlarım Bursa’da..

- Hakemler
Onu sormayın bana (Gülüyor)

3 büyükler
Lokomotif

Ancak son dönemde görevlerini iyi yapmayan lokomotifler.. Daha iyi örnek olmaları lazım

-“TRABZONSPOR’DAN RESMEN UZAKLAŞTIRILDIM”-;

- Trabzonspor
Uzaklaştırıldığım takım

Bunu da biraz açmak isterim. Trabzonspor çok sevdiğim bir takım.. İyi giderken resmen uzaklaştırıldım. Çünkü başarılı olacaktım. Takım ayrıldığımda 2. sıradaydı. Bir Türkiye Kupası finali oynadık, bir başbakanlık kupası kazandım. Bunları da 9 ayda yaptım.. Ama orada olmamı istemediler bazıları..



- Daum
Almanya
Aklıma Almanya geldi (Gülüyor)

- Almanya
Minnet

Bende büyük emekleri var. İş disiplinleri, verdikleri bilgiler... Antrenör olmamdaki katkıları inanılmaz..

- Futbol
Ailemizden bile önce gelen şey..
Yeri geldi çocuklarımızı, eşimizi ihmal ettik. Her şeyden ön planda geldi bizim için. Buna değer miydi derseniz; değerdi..



-“HERKES ŞOVMENLİK YAPAMAZ”-

- Şov
Olmalı..

Bunu da açalım.. Şov, gösteri demek. Futbolda da şov olmalı.. Futbol yüzbinlerce insana hitap ediyor, insanlar izlerken sahayı değil, her şeyi takip ediyor. Futbolu olumsuz yönden değerlendiriyorlar ama futbol bir şovsa, antrenörün de şovmen olması, tiyatrocu olması, oynaması lazım.. Çünkü orası bir sahne ve insanlar oraya bir şeyleri izlemeye geliyor.. Şovmenlik de herkesin yapabileceği, becerebileceği bir şey değil.. Yakışması lazım yaparken (Gülüyor)

- Aile
Burukluk ve özlem..

Bu konuda da konuşmak isterim.. İçimde hep bir burukluktur çünkü aile.. Ben aileme karşı hiçbir zaman doğru bir baba – eş olamadım. Ailem hep bir özlemim, hep bir burukluğumdur. Eksik bir tarafımdır benim o.. Futbol aşkı yüzünden hiçbir zaman gerçek bir baba gerçek bir koca olamadım maalesef..

- Hocam bu uzun ve keyifli röportaj için teşekkür ederiz, başarılar diliyoruz, yolunuz açık olsun.
Çok teşekkür ederim..




YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
SON HABERLERTüm Haberler
  •  
Şu anda ana liglerde oynanan maç yoktur.

Günün tüm canlı sonuçları için tıklayınız.
RESİM GALERİLERİ
AKTİF HABERLERTüm Haberler
ÇOK OKUNAN HABERLERTüm Haberler
AjansOtomobil.com

se