Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

Fenerbahçe çalışmamış olabilir mi?

Tarih22 Eylül 2010 , 09:50

“Fenerbahçe’de kondisyon problemi var, bu takım sezon başında hiç çalışmamış, bu takım doksan dakikayı çıkartabilecek durumda değil…” Özellikle son dönemlerde Fenerbahçe’den söz edilirken sıkça duyduğumuz cümleler bunlar.

Sarı lacivertlilerin sezon başındaki transfer politikasına bağlı gecikmelerin ve yaşanan sakatlıkların etkisiyle gözle görülür ölçüde zaman kaybettiği açık. Sezon başı yüklemelerini alamamış pek çok futbolcunun bugün hala beklenen düzeye ulaşamadığı ortada. Ancak, “Fenerbahçe çalışmamış” söylemiyle ifade edilmek istenen de elbette ki bu değil.

Günümüzde antrenman bilimi gerek planlamada, gerek metot, gerekse uygulama da birbirinin çok uzağında doğrular ön görmüyor. Bugün UEFA B Lisansına sahip bir antrenör kuvvetin ne olduğunu, kuvveti etkileyen faktörleri, kuvvet sınıflarını, kuvvete dayalı antrenmanların ne şekilde programlandığını bilmek zorunda. Plyometrik çalışma metotları, yaygın ve yoğun interval çalışmalar, bunlara dair testlerin neler olduğu, Aerobik - Anaerobik dayanıklılık çalışma teknikleri ve hedeflere dair aralıklar her kondisyonerin uzmanlık alanı. Artık neredeyse tüm dünyada üst düzey takımlar sezon öncesi ve sezon içi antrenman planlamalarını ufak tefek detaylar bir kenara, benzer metotlarla uygulamaya koyuyor. Yüklemeler, antrenman saatleri ve teknikleri belli. Haftalık antrenman sayıları ve ağırlıkları hemen her yerde birbirine yakın standartlarda belirleniyor.

Kısacası, artık Avrupa’daki herhangi bir profesyonel takımın Antrenman Bilimi öğretilerine uzaktan bakma şansı yok. Dolayısıyla, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi üst düzey takımların kondisyonlarının yetersiz olduğunu iddia etmek, söz konusu takımların antrenman programlarının bilimsel doğruların uzağında kaldığını iddia etmekle eşdeğer ki bu tip bir yorumun on beş sene öncesindeki gibi rağbet görmesi beklenemez.

Fenerbahçe’nin çoğu müsabakada fiziksel anlamda yetersiz kaldığını inkâr edemeyiz. Ancak, bunun çalışma metotlarıyla, antrenman dozuyla, ya da tembellikle alakalı olduğunu düşünüyorsanız elinizde antrenman raporlarına ilişkin somut veriler olması gerekir. Aksi durumda, ekran karşısına geçip, “Fenerbahçe çalışmamış, Aykut Kocaman bu takımı hiç çalıştırmamış!” diyememelisiniz.

Alex faktörü
Gelelim Fenerbahçe’nin oyunun son bölümlerindeki fiziksel düşüşünün nedenlerine. Satır başında elbette ki Alex var. Kabul edelim ki, Brezilyalı artık çeyrek adamlık bile efor sarf edemiyor. O’nun bu hali takım arkadaşlarını yormaktan öteye gitmiyor. Dolayısıyla, oyun alanında kaldığı sürece takımın fiziksel düşüşünü hızlandırıyor. Saha içerisinde, bir kişinin eksik koşmasının takım kondisyonuna nasıl yansıdığını hepimiz az çok biliyoruz.

Doğal kuvvet eksikliği
Stoch ve Dia gibi doğal kuvvetleri düşük futbolcuların varlığı, Fenerbahçe’nin fizik gücü seviyesini sınırlandıran bir diğer faktör. Hemen her maçta kendilerinden daha kuvvetli oyuncularla boğuşuyorlar. Takım oyununda bütünselliğin sağlanamamış olması, yardımlaşmaya dair eksiklikler, oyun mesafesine ilişkin problemler bu küçük adamları fazlasıyla yıpratıyor. Alex’le aynı anda sahada bulunmaları halindeyse ciddi anlamda fiziksel dezavantaj ortaya çıkıyor. Bunlara asla bir Wederson kadar güçlü gözükemeyecek Andre dos Santos’u da eklediğimizde kırılganlığın boyutları artıyor.

Orta alanın ortasında da durum bundan farklı değil. Selçuk ya da Baroni geçmişte Fenerbahçe forması giyen Appiah kadar güçlü değiller. Asla da olamazlar. Aslında sorgulanması gereken belki de bu. “Neden elinde Appiah gibi bir örnek varken, bu bölgede benzerlerinin çok altında fizik gücüne sahip oyuncular tercih ediliyor? Doğru antrenman metotlarıyla çalışmış Baroni – Selçuk ikilisinden hangisi fit durumdaki bir Fabian Ernst’ten daha kuvvetli olabilir?”

Gerçek şu ki; daha hızlı ve daha teknik bir takım oluşturabilmek adına, fiziksel güç göz ardı edilerek yapılan transferler Fenerbahçe’de kuvvete bağlı zaafları gün yüzüne çıkardı. Transfer tercihleri bazı bölgelerde oyuncu kuvvetini düşürürdü. Bu durumun kadro yapılanması içerisinde dezavantaj teşkil etmesini engelleyecek önlemlerse alınamadı.

Takım, bundan sonraki dönemde de fizik olarak kendinden daha iyi ekiplere karşı hep sıkıntı yaşayacak. Agresif oyuna yatkın olmayan oyuncu profiliyle Fenerbahçe, koşan, ısıran, mücadele eden rakiplere muhtemelen aynı şiddette karşılık veremeyecek. Sonuç olarak Fenerbahçe her defasında rakibinden daha fazla yorulacak. Ama bu “Fenerbahçe çalışmamış, yatmış, vs…” demek anlamına da gelmeyecek.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Alp Özar Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar