Diğer Sporlar

Izdırap, mücadele, kar, umut var; gol yok!
14 Şubat 2008 , 11:57
Maça gitmek için erkenden hazırdık ama arkadaşın geç kalması ile stadın önüne ancak 19:50’de gelebildik.
Havanın soğuk olması ve açığa gidecek olmamız beni endişelendirmişti gün boyunca ama arkadaş geç kalınca soğuk endişesi geri planda kaldı. Maça gidiyoruz ama doğrudüzgün bir yerden izleyemeyeceğiz diye korkmaya başlamıştım. Stadın önüne geldiğimizde ilginç bir olayla karşılaştık ve endişelerim gittikçe arttı. Polis gelip benden bir arkadaşı benimle beraber turnikeden geçirip geçiremeyeceğimi sordu, ben de beni karıştırmamasını, gidip güvenlikle konuşmasını söyledim kendisine. O da bu tavsiyemi dinleyip, güvenlikle konuşup, hiç tanımadığım arkadaşı güvenlikle el ele verip benimle beraber turnikeden soktu. Tabi bu olay sırasında düzgün bir yerden izleyememe endişelerimiz arttı. Polis benden bunu rica ediyorsa içeride karşılaşacağım kalabalığı düşünmek bile istemedim. Stada girdiğimde gördüklerimse tasavvur ettiklerimin oldukça üzerindeydi. Merdivenler, boşluklar, demirler, koltuklar hınca hınç doluydu. Zaten geç kalmışız, bir de üstüne sahanın bir köşesini bile görecek bir aralık bulabilmekle geçti ilk onbeş dakikamız. Sonunda iki kişinin omuz aralığından, parmaklarımın ucunda, boynumu kasarak maçı görebilme şansına eriştim. Gördüğüm en kötü tribün olayı buydu. Kaç kişi fazladan sokulmuştu bilmiyorum ama ben para verip maçı nereden ve ne şartlarda izlediğimi düşündükçe aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Çıkıp gidip başka bir yerde izleyelim diye bile düşündük. Bu nasıl güvenlik, nasıl polislik. Polislerin birçoğu en kral yerlerden maçı izledi tabi. Kime neyi, nasıl şikayet edebilirim bilmiyorum. Olayın neresinden tutsam elimde kalıyor. Baştan sona saçmalık.
Neyse bu şartlarda izlediğim maça gelelim artık. Leverkusen 0-0 için gelmişti, bu çok açıktı ve istediğini aldı. Yine de Galatasaray’ın gol yememiş olması bir avantaj. Gol yeseydi, iki gol atsaydı şu anki halinden pek farklı olmayacaktı durum. Şimdi açık, gol atmak için oynayacak olanlar onlar. Galatasaray’ın arayıp da bulamadığı şey açık oynayan bir rakip. Dün bile gol pozisyoncukları yakaladı. Hakan Şükür’ün Ümit Karan’a verdiği mükemmel pasa yaptığı vuruş dışında heyecan verici, organize geliştirilmiş bir gol pozisyonu yok ama gol olabilecek pozisyonlar vardı. Ağır saha koşullarına (hem kar hem saha zemininin yeterli seviyede olmaması futbolcuları bir hayli zorluyordu, kenardan köşeden görebildiğim yegane şeylerden biriydi) rağmen oynanan istekli oyun, baskılı rakibe gol pozisyonu verilmemesi ikinci maç için umutları artırıyor.
Galatasaray tur için şanslı ama kadroya dahil olacak oyuncuların ne kadar başarılı olacağı oldukça büyük bir muamma. Nasıl bir oyun sistemi olacak, kimler nereye girecek, gerçekten zor Kalli’nin işi. Emre’yi, Mehmet’i nasıl kenara koyabilirsin? İkisi de muhteşem top oynadılar dün akşam. Kalli’nin en zorlanacağı şey ise Lincoln’ü bu takıma sokmak olacak. Oyuna girdiği anda Galatasaray’ın orta sahası oyundan düşüyor. Lincoln’ü oynatmak zorundaysa 4-5-1 veya 4-3-3 gibi değişik sistemleri uygulamak durumunda. Yıllardır özlenen modern futbolu oynayan Galatasaray, Lincoln’ün dönüşüyle eski haline dönebilir. Taraftar da ayrı ilginç tavırlar sergiledi dün akşam. Galatasaray aslanlar gibi oynuyor, sahada gencecik bir takım ama daha yirminci dakika olmadan tribünlerde Lincoln ne zaman girecek, neden aldık bu adamı, daha ne kadar hazırlanacak diye söylenmeler, küfürler. Üstüne bir de ikinci yarıda iyice artan Lincoln tezahüratları. Lincoln’ün en çok girmesini isteyen kişi benim arkamdaydı herhalde. Maçın başından itibaren söylendi durdu. Lincoln oyuna girdi, topa değdi ve aynı kişiden küfürü yedi. Bu nasıl bir anlayıştır kafam almıyor. Kalli oyuna almayı düşünmediği Lincoln’ü tribünlerin baskısıyla dakika 85’te oyuna alınca, hem kendini hem Lincoln’ü komik duruma düşürdü. Keşke bu takıma futbolu tek yönlü oynayan hiçbir futbolcu girmese, bu takımda gerçekten büyük bir potansiyel var. Lincoln bu takıma zarar verecektir.
İkinci maçın daha güzel bir zeminde, daha güzel bir ortamda, daha güzel bir havayla oynanacağını düşünürsek tur için umutlu olmamak elde değil. Bu takım elenmeyecek bir takım değil ama onlar da kesinlikle böyle olmayacaklar rövanşta. Daha iyi oynamak, daha iyi mücadele etmek zorunda Galatasaray. Burada tüm olumsuz koşullara rağmen yaptığı mücadeleyle, önde yaptığı baskıyla kesinlikle başarılı olacaktır.
YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Berkay Aytekin Son Yazıları

Ajansspor Tüm Yazarlar
Futbol
İlker Ateş - Revna Hanım'ı okudunuz mu?
Selçuk Yula - Bilinçli transfer!
Ali Karaboğa - Kartal, kaptanını buldu!
Erce Kaftan - Basketbol ruhuna hıyanet etmeyin!
Halil Fincan - 10'unda sonunda bu da oldu..
Metin Kösedağ - Mehmet Topuz gitti, kavga bitti ama..
Aytekin Akay - Kombine almayın!
Sedat Tahir - Olimpik Milli futbol takımımız!
Önder Varol - 2 ileri bir geri!
Berkay Aytekin - Ramos'a yenildik!
Ökkeş Özekşi - Defansı unutmayın
İbrahim Bulut - Zor oyunu bozar!..
Hakan Yılmaz - Türkiye'ye bakan Kocaeli, bir Kocaelispor'a bakamadı!
Barış Çalışkanlar - Japonya Ligi 14. hafta yorumları! Basketbol
İsmail Arslan - MVP! Winner oyuncu Bootsy Thornton!Voleybol
Hasan Uğur Epirden - EPİRDEN 2009 ve kafama takılanlar..Hentbol
Tayyar Sümen - Hiçbir şey olamamışsın, hakem olmuşsun!Yazarlar Anasayfa








