Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  GÖZDEN KAÇIRMA : VİDEO | Spor Toto Süperlig | Puan Durumu

Turnuvanın ardından...

Tarih27 Haziran 2008 , 10:46

Biraz sakinleştikten sonra şöyle bir turnuvaya göz atayım dedim. Bu turnuvanın sahadan bir anda yok olan Rusya karşısında İspanya’nın oynadığı son yarım saati saymazsak yarı finalin en iyi takımı bizdik. Yine ahlar vahlar çekerek finali hak ettiğimizi tekrarlıyorum.

Fatih Terim’in artılarını ve eksilerini bir araya koyduğumda artılarının daha çok olduğunu düşünüyorum. Herkesin gönlünde bir kadro vardı tabi ki ama teknik yönetimin tamamı neredeyse tüm maçları izledi. Kadro bence çok önceden belliydi, fazladan gelenler sadece acaba diye akılda kalanlardı. Fatih Terim’in kadrosuydu bu haliyle ve bu oyuncularla çalışma konusunda ne kadar haklı olduğunu da gördük. Turnuvadan önce ve turnuva boyunca herkes çok rahat, sakin ve kendine güveniyordu. Bunu aşılayan yine derslerine iyi çalışanlarla dolu bir yönetimin olması ve profesyonel davranışlardı (kondisyoner ve diyetisyen gibi). Futbolculara da bu güveni veren ise yine Fatih Terim’di. Sahada ise Portekiz ve İsviçre maçının ilk yarısı hariç tam anlamıyla taktik deha sergiledi. Buna şans demek için önyargılı davranmak gerekir. Hırvatistan gibi bir takıma oyunun kontrolünü vermeden mücadele etmek ve 118’de gol yemene rağmen elemek, Çek Cumhuriyeti gibi bir takımı son 20 dakikada sahadan silmek (turnuvanın hiç kuşkusuz en zevkli futboluydu) ve Almanya’yı korkutmak, sahasına hapsetmek öyle şansla olacak işler değil. Daha önce yazdığım bir görüşümü tekrarlıyorum, bu oynadığımıza devam edeceksek eğer bu yeni bir futbol. Sahada sistemin pek önemli olmadığı, herkesin her an her yerde oynayabildiği ve ciddi şekilde risk alan bir futbol. Açık konuşayım bu oyun futbolun mekanikleşmesine karşı bir ayaklanmaydı. Bu oyuna ekleyeceğimiz takım savunması ile yepyeni bir çağ başlatabiliriz. Tabi bunun için Fatih Terim’in takımın başında kalması gerekir. Başka birinin gelmesi durumunda olacaklar, yeni bir sistem, yeni bir oyun ve kalıplaşmış ne yapacağı bilinen bir Türkiye. Ben böylesini daha çok sevdim, şahsi fikrim bu tabi ki, birçok insan sistemli, ne yaptığı bilinebilecek bir takım isteyecektir. Ayrıca gitsin şeklinde kamuoyunu kışkırtanların bu takıma hiç mi saygısı yok, futbolcuların hepsi Fatih Terim’i bir baba olarak gördüklerini, bazıları ise gördükleri en iyi teknik adam olduğunu açıklıyor. Daha önümüzdeki on yılda bu takımla oynayacak olduğumuza göre en azından futbolculara kulak verip Fatih Terim’i takımın başında tutmalıyız. Takımın hakkını da vermek gerekir. En tecrübesiz takımlardan biri olmamıza rağmen, özgüven, rahatlık, maçı hiçbir zaman bırakmama, savaşçı ruh hepsinde vardı. Hepsi potansiyellerinin üstüne çıktı. Birçoğu kulüplerinde oynadıkları futboldan çok üstün bir futbol ortaya koydu, Colin Kazım kadar tekniği ve hızı bir arada harmanlamış bir İngiliz futbolcu yok, Hamit gibi yine tekniği ve fiziksel üstünlüğü birleştirmiş bir Alman yok. Bunlar onların eğitimiyle Türklerin genlerinin birleşimi. Arda, sanki yıllardır yıldız gibi en zor anda sorumluluk alıyor ve başarılı oluyor, Tuncay orta sahada oyun kuruculuk bile yapıyor, Nihat gol pozisyonu verim açısından en verimli futbolculardan biri, Semih için övgülerim sonsuz, benim son zamanlarda gördüğüm en komple santraforlardan biri.

Mehmet Topal kendi yerini bırakın, stoperde bile her an oynarım ben havasında. İlk resmi maçına da turnuvada çıkan bir adamdan bahsediyorum. Hakan Balta hakkında kısık sesle de olsa konuşulan tüm endişerleri silip atıyor. Bunlar ön plana çıkanlar, daha bir sürüsü var. Uğur Boral’ı, Ayhan’ı, Aurelio’su, Servet’i, Gökhan’ı, Rüştü’sü, Sabri’si, Emre Aşık’ı ve adını söylemediklerim. Hepsi de kusursuza yakın bir futbol oynadılar. Hatalar oldu tabi ki ama bunlar affedilmeyecek cinsten değildi. Hepsi de Dünya piyasasına çıkacaklar ve göğsümüzü kabartmaya devam edecekler; en azından bunu yapabilecek, her yerde oynayabilecek potansiyelleri olduğunu kanıtladılar (yaşı geçmişleri bir kenara bırakarak söylüyorum tabi ki).

Son olarak lotoculuğa geri dönüyorum. Sevdim ben bu işi. Türkiye’nin Almanya’yı eleyeceğine dair hislerim doğrulanmasa da İspanya’yı yine tutturdum. Final için adayım ise Almanya. Küçük İspanyol orta sahası dev Alman orta sahasıyla başa çıkamayacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca David Villa’nın olmaması ve Torres’in son vuruş konusunda bu turnuvanın en formsuz isimlerinden biri olması Almanya’yı yine bir adım öne çıkartıyor. Tükürdüğümüzü bir kere yalayalım, Almanya’yı yeneceğiz demiştim, olmadı. İlk maçlar sonunda Almanya şampiyon olur demiştim, ona da sadık kalayım bari.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Berkay Aytekin Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar