Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  • 03:19
  •  (Dak: 63') GOL
  • Jose Galvez  1-2  Alianza Lima
  •  
  • Peru : Primera División

Derbi beklendiği gibi!

Tarih22 Aralık 2008 , 10:00

Bol gollü, bol kartlı bir derbi bekliyordum. Birincisi iki takım da hücum futbolu oynuyor ve ikincisi bunu yaparken savunmayı da beceremiyorlar. Düşündüklerim harfi harfine çıktı. Kart sayısının bir Cüneyt Çakır derbisine göre az olmasının nedeni ise Galatasaray’ın çok yumuşak bir futbol oynamasıydı. İlk otuz bir dakika faul yapmadı Galatasaray. Maçın üçte birini rakibini zorlamadan, baskı yapmadan geçirdi ama yine de bu dönemi 2-1 önde geçirdi. Beşiktaş’ın bunu oturup derin derin düşünmesi gerekiyor. Cüneyt Çakır kuralları harfi harfine uygulayan, inisiyatifini neredeyse hiç kullanmayan, futbolcunun psikolojisini hiç umursamayan, oyunu oynatmayı değil, kuralları uygulamayı seven bir hakem. Bu yüzden de derbilerin canına okuyor. Dün eğer sahada bu kadar kolay faul çalmayan bir hakem olsaydı gol rekoru kıracak bir maç izleyebilirdik. Ki Cüneyt Çakır’a rağmen sahada heyecan ve mücadele en üst düzeydeydi.

Bu mücadeleyi bu kadar güzel bir hale getiren kuşkusuz Beşiktaş’tı. On kişi kalmalarına rağmen gösterdikleri mücadele alkışı hak etti. Şuursuzlardı ama isteklilerdi. Galatasaray’a karşı Sami Yen’de on kişi kalıp bu kadar saldırmak bile yeter alkışlanmak için. Barış’ın tek başına kullandığı sağ kanadı etkili kullanabilseler daha farklı olurdu. Bunda Seriç sürprizinin de etkisi var tabi ki. Ne kadar kötü bir durumda, inanması güç. İşin karanlık tarafına bakıldığında ise Beşiktaş takım halinde savunma yapmayı bilmiyor. Burada demek istediğim takım savunması değil, sanki kimse savunma yapmayı bilmiyormuş gibi. Bu durumda takım savunmasını düşünmek abes kalıyor. Galatasaray’ın top çevirmesine çok kolay izin verdiler. Galatasaray zaten zaman zaman top oynayan bir takım, yapmaları gereken o dönemlerde topun olduğu her yere baskıyı kurmak ve hatta ani ataklarla da golü bulmak olmalıydı. Beşiktaş, savunması dahil izlemeyi tercih etti. Galatasaray’a kolay bir maç hediye ettiler. Beşiktaş eğer savunma zaaflarını çözerse hücum gücü olarak yetecek de artacak bir oyuncu kadrosuna sahip. Mustafa Denizli de açık açık savunma zaafları hakkında konuştuğuna göre Beşiktaş’ın ikinci yarıda pek korkacak bir şeyi olacağını sanmıyorum. Ayrıca ikinci yarıda tüm derbileri İnönü’de oynayacakları gerçeği var.

Galatasaray’da ise Arda dışında bu maçı derbi olarak gören yoktu, herkes rahattı. Arda savunmasına yardımcı oldu, sürekli sorumluluk aldı. Maçın zora girebileceği bir zamanda penaltı kazandırdı. Gerçekten muhteşem oynadı. Takımın geri kalanı ise her maçta oynadığı oyunun aynısını oynadı. Zaman zaman parlayan, savunmaya çekildiğinde pozisyonlar veren klasik bir Galatasaray görüntüsü vardı. Baros’a değinmeden geçmek ayıp olur tabi ki. Beş haftalık bir suskunluğun ardından çılgınlar gibi gol atmaya başladı. Ligde on dört maç on dört gol, UEFA’da altı maç dört gol; neredeyse maç başına bir gol. Gerçekten leblebi gibi gol atıyor derler ya aynen öyle. Bakalım ne kadar daha böyle devam edecek. Uzun süredir neşesiz bir hal alan gol krallığı, Baros’un belki de rekoru zorlamasıyla heyecanlı bir hal alacak gibi duruyor.

Beşiktaş yönetiminin sahaya inmesi, Yıldırım Demirören’in Mahmut Özgener’in yanında üçüncü golden sonra alkış tutması da bu güzel maçın en kötü görüntüleriydi. Biraz da kendinize bir sorun bakalım, herhangi bir şeyi doğru yaptınız mı başkanlık döneminizde. Ne gerek var bu çirkin görüntülere, böyle kötü örneklere? Nasıl durduracaksın bundan sonra küçük liglerdeki yöneticileri? Hakemlerin hayatını tehlikeye attıklarının farkında bile değillerdir şu anda ama bundan sonra çok yöneticiyi saha içinde görürüz gibi geliyor bana.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Berkay Aytekin Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar