Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

İki kalıp sabun..

Tarih25 Şubat 2011 , 13:42

İKİ KALIP SABUN..

Koskoca bir sezon, harcanan milyonlar ve inadım inat diyen bir teknik adam..

Dünyanın yıldızı gelmiş deniliyor. Evet.. Doğru.. Ama sen bunları oynatamadıktan sonra Messi’yi alsan ne fayda !..

Bana deseler ki, elinde böyle bir kadro var.. Bu takımı rezil et.. Vallahi yapamam.. Yani ben istesem de, beceremem.. Ama hoca bu konuda inanılmaz başarılı..

Tarih, “Bu dünya çapındaki” teknik adamı asla unutmayacak. Böyle bir kadroyu bu hale soktuğu için her zaman tartışacak..

Bakıyorum da.. Hocanın hatalarını daha en başından beri söylediğimizde karşı çıkanlar, şimdilerde ortalarda görünmüyorlar. İsterdim ki, benim ve benim gibi aynı düşünceye sahip insanlar gibi dik dursaydınız, o çok önemli isim dediğiniz adam için..

Şimdi, ters esmeye başlayan rüzgara karşı koymak için, “Hocamızla yola devam” senaryoları yazılıyor. Yazın yazın.. Ama içten içe teknik adam aramaktan da sakın vazgeçmeyin..

“Bir önceki hocamızı arasak ne tepki alırız..” düşüncesini ben duydum. Bir daha duymayayım !.. Adama ayıp !.. Zaten adamcağızı 23’e çıkan tansiyonuyla uçağa bindirdiniz ya..

Ya da “İmparator zaten boşta.. Çağırırsak, koşa koşa gelir..” düşüncenizi ise bence kendinize saklayın..

Bana kalırsa bu atılımları yapacağınıza, Elinizdeki hocanın kafasını yıkamayı deneyin.. Bu iş için de iki kalıp sabun yeter..

Sonuç.. Beraber geldik, beraber gideriz.. (Biraz eski mi oldu ?..)




HAGİ Mİ RİJKAARD MI ?..

Galatasaray’da problemler devam etse de, her türlü sorun bir anda gündemden düşürülebiliyor. Yani Beşiktaş gibi değil !..

Sarı-kırmızılı ekip, tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşıyor. Her ne kadar yeni stat açılmış olsa da, kulüp içindeki sorunlar ve Adnanlar’ın taban tarafından istenmeyişi ayyuka çıksa da, başkan olanı tüm başarısızlığa rağmen yerinde durabiliyor. Futbola bakan diğerini yerinden indirmek ise, Güney Kore ile Kuzey Kore’nin barışması gibi. Yani çok zor !.

Neyse.. Esas konuya geçelim. Geçen sezona altı haftalık bir galibiyet serisiyle lige başlayan Galatasaray, Avrupa’da da eleme turlarını bir bir geçip, Avrupa Ligi’ne kalmış, ardından bu gruplardan da çıkarak talihsiz bir biçimde Atletico Madrid’e elenmişti. Alınan yıldızlar ve oynanan oyun başlarda iyi görünse de, sonradan bu beğeni yavaş yavaş ortadan kalkmıştı.

Teknik direktör Rijkaard’dı. Sezon başındaki yüksek başarı grafiği, sonradan alınan kötü sonuçlara rağmen takımın başında kalmasına yetti.

Galatasaray, bu sezona da onunla başladı. 8 lig maçında takımın başında sahaya çıktı. Ve sonunda beklenen oldu ve yollar ayrıldı.

Rijkaard çıktığı 8 maçta, 4 galibiyet – 4 yenilgi aldı. Bu kovulması için ciddi bir nedendi.

Peki üzerine getirilen Hagi
’ye ne demeli.. 14 maçta, 6 galibiyet – 2 beraberlik – 6 yenilgi aldı. Ve hala yerinde.

Adam kovma taraftarı değilim ama, bu istatistiklerden sonra Rijkaard’a haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Tabii bu istatistiklere, Hagi’nin yıllar önce ilk kez teknik adam olarak geldiği Galatasaray’a verdiği transfer zararı ve Bursaspor’un küme düşen kadrosunu kurma olayını hiç katmıyorum.

Sanırım futbolcuyken kazandığı itibar, teknik direktörken elden gidecek gibi..





ŞEVKET BELGİN’İ UNUTMAK..

Bizler Şevket amca derdik ona.. Beşiktaş için önemli bir isimdi. Kısa da olsa siyah-beyazlı formayı giymiş, uzun yıllarda Beşiktaş’ta yöneticilik yapmıştı..

İşadamıydı. Hatta çok zengindi. 2001 yılında yani 91 yaşında bu hayattan göçüp gitti.

Bildiğim kadarıyla kimsesi de yoktu. Malının, mülkünün büyük çoğunluğunu hayır kurumlarına, Beşiktaş’a ise güzel bir semtte kocaman bir ev bıraktı.

Sanırım 1994 yılıydı. Bahsi geçen bu eve gitmiştim röportaj için. Öyle büyüktü ki, Şevket amcanın bulunduğu odaya ulaşana kadar bir hayli evin içinde dönüp durmuştuk. Sonra girdiğimiz odada ışık yetersiz kalınca da mecburen deniz ve Büyük Kulüp manzaralı salona geçmiştik.

Çok iyi hatırlıyorum. Sergen’e kızıyordu Şevket amca. “Deli oğlan at yarışı oynuyor, kazandıklarını biriktirmiyor..” diye hayıflanıyordu.

Dün gibi hatırlıyorum o günü. Aradan tam tamına 17 sene geçmiş.

Bu yazıyı yazmadan önce Beşiktaş ile ilgili bir kitabı karıştırırken, gözüme çarptı Şevket amca. Bir an aklıma Beşiktaş’a bıraktığı miras geldi.. 860 bin lira geldi.. Hüsnü Güreli geldi.. İmza protokolüyle bunu devralan Başkan Demirören geldi..

Şart neydi.. “Dairenin satışından elde edilen gelir ile Beşiktaş’a bir tesis kazandırılacak ve Şevket Belgin’in ismi verilecekti..”

Peki.. Şevket amcanın şartına uyuldu mu şu ana kadar ?..

Ya da mevzu bahis olan paranın durumu ne ?..

Hala elde saklanıp, yapılacak bir tesis için kullanılmayı mı bekliyor yoksa, apar topar ödenmesi gereken borçlara mı gitti ?..

Kamuoyu aydınlatma bekliyor desek, kamuoyuna ihanet olur !.. Herkes neyin ne olduğunu biliyor.

Hatta 860 bin liraya bir tesis yapılamayacağını da..

Siz en iyisi mi gidin, mevcut tesislerden ya da stattaki tribünlerden birine Şevket amcanın ismini verin.

Adamın kemiklerini de sızlatmayın..




SEHPA ve KIRILAN BİR BURUN

Derbi günü yaşananlar malumunuz. İnönü Stadı’nın Şeref Tribünü’nün ağırlama salonunda yaşananlar, bu ülke futbolunun nereye gittiğini apaçık gösteriyor.

Bir yöneticinin “Hoş geldin Başkan” demesiyle çıkan olaylar için söylenecek söz bulmak bile zor.

Hoş geldine verilen cevap ise, ortamı germekten başka bir şey değil..

Biraz iddialı gibi gelebilir size ama, bu tür olaylar bundan sonra daha sık yaşanacaktır. Onun için en iyi çözüm, misafir yöneticilerin maçlara alınmamasıdır.

Ece Erken ve Davut Güloğlu gibi önemli isimlere ayıp olacak ama, napalım benim içimden geçen de bu.

Olaylardan çıkan sonuç; kurtarıcı bir sehpa ve kırıldığı iddia edilen bir burun..

Maalesef ki, yaşanan tüm bu olaylardan sonra, her ikisinin de resmini görmek nasip olmadı..




FENER’İN ŞANSI DAHA FAZLA..

Lig iyice kızıştı. Sezon başı favori gösterilenler yerlerde sürünürken, Trabzonspor ve Fenerbahçe zirvenin üstüne kondu. Bursaspor ise, üzerindeki stresi daha fazla kaldıramadı ve gardı düştü. Bence bu saatten sonra iki takım ile Bursaspor arasındaki fark daha da açılır gibime geliyor.

Zirvede kalan iki takımın durumlarına gelince, bence şanslı olan Fenerbahçe.. Çünkü, iki ezeli rakibi de yarışın çok dışında kaldı.

Belki Trabzonspor bu sene iyi gidiyor ama, bu durum Fenerbahçe için o kadar da korkutucu bir durum değil. Kritik haftalara girdiğimiz şu günlerde, önde gidenin telafisi olmayan strese bürüneceğini düşünüyorum.

Her ne kadar Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansının daha yüksek olduğunu düşünsem de, Trabzonspor’un da sürprizlerin takımı olduğunu unutmamak lazım.

Sonuç olarak, tam 1996 yılının rövanşı sergileniyor bizim ligde..

96 yılında Trabzonspor, Şenol Güneş yönetiminde şampiyonluğa giderken, kendi evinde Fenerbahçe’ye Oğuz Çetin ve şimdilerin teknik direktörü Aykut Kocaman’ın golüyle yeniliyor ve lig şampiyonluğunu kaybediyordu.

Şu an ki durum, Şenol hoca için tam bir rövanş maçı. Bakalım ne olacak..





HAFTANIN DÜŞÜNCESİ..

Benim için iki tane Son Kale vardı.. Biri Robert Redford’un oyunculuk dersi verdiği “The Last Castle”, diğeri ise Reha Muhtar’ın yerli versiyon Son Kale’siydi.. Ancak, yerli versiyonda gördüğüm bu haftaki konuk sonrası Robert Redford’a haksızlık yaptığımı düşündüm.

Anlayacağınız kale teke düştü.







HAFTANIN PİNOKYOSU..

Piyasada bazı zevzekler var ki, sanki insanoğlunu çıldırtmak için yaratılmışlar..

Yok efendim neymiş, derbi maçı şu ya da bu yönetecekmiş..

Geçen hafta da söylemiş.. miş.. Bilmem ne maçına genç bir hakem verilecekmiş.. miş.. miş..

Ulan.. Derbiyi yönetecek hakem zaten ya Bülent ya da Cüneyt.. Zaten üçüncü bir isim yok.

Ondan sonra babasının ekranına çıkıp, ben zaten Cüneyt’i söylemiştim diyebilme terbiyesizliğinde bulunuyorlar. Temiz futbol diyorsak, böylelerinden kurtulmak lazım.

Ha unutmadan.. İstanbul’da olacağı söylenen depreminin de bugün ile 25 sene arasında olma durumu var.

Bunu da haber yapsana.. Söz veriyorum. Boş-atmayacağım sana..




PİS KOKULAR

Geçen kulağıma geldi. Üzüldüm.. İnanmak istemedim.. Hala da inanasım gelmiyor. Ama paylaşacağım.. Bizim piyasadan bir muhabir izdivaç işine kalkışmış. Araya da bu sezonun transfer rekortmeni yöneticileri koymuş. İsteme, söz, nişan filan arka arkaya yapılmış.. Derken işin içine bir de “Daire” girmiş.

Aklıma, nişana daire veren, düğünde acaba ne verir ya da nişan için “Daire isteyen, düğünde acaba ne ister ?..” sorusu geliyor ama, diyorum yaa inanasım gelmiyor..




TELEVİZYONCULUK DERSİ..

1. Konuk kamera açıları acilen değiştirilecek..

2. Jimmy Jip kullanmayı bilmeyen adama acil Cherokee Jeep ile ders verilecek..

3. Burhaniye Ege takımı değil, Marmara takımıdır. Coğrafya dersi alınacak.

4. Canlı Röportaj programına karşılık bir de Ölü Röportaj programı yapılıp, aramızdan ayrılanlar ekrana getirilecek..

5. İbrahim Üzülmez’in kovulma haberini haber bülteninde en sona bırakan kişi tez elden gönderilecek..

6. Yüzüne bakılmayıp gönderilen personel, tekrar aranıp çağrılmayacak. Önce ödenmeyen paralar ödenecek..

7. Karasal yayının ne olduğu adam gibi öğrenilecek. Hatta Uydu ve kablo da buna monte edilecek..

8. Beleş maç görüntüleri bir kez yayınlanacak. Haber ve kliplerde kullanılmayacak. Yenilen ceza için 30 tane şınav çekilecek..

9. Dişleri çürük ve de bozuk olanlar ekrana çıkarılmayacak..

10. Haber yayın akışı için ciddi eğitim verilecek. Verilemiyorsa, bir yerlerden verdirilecek..

11. Diksiyon eğitimi için başka kanal çalışanlarını arayıp, yardım istenmeyecek.. Eldeki çalgıcılar işini iyi yapacak.

12. Yılların FIFA’sını FİFA diye yazdıktan sonra UEFA’ya da ÜEFA denilecek..

13. Oynanan maçın üç gün sonrası, hala aynı maçın hazırlıkları devam ediyor diye, kj-haber yazılmayacak..

14. Kimin, zamanında kimin tedrisatından geçtiği açık yüreklilikle sanalda değil, ekranda açıklanacak..

15. Program bilgileri infoya hemen girilecek..

16. Eski bir yöneticinin ofisinde yapılan röportajda, mevcut hocanın yerine yöneticilerin yeni hoca arayışında bulunduğu cümlesi çıkarılacak..

17. Çalışanlara küfür edilmeyecek. Yaşlı olan iki beyaz saçlıyla, küskünlük sona erdirilecek..

18. Sekreterinden, aynı marka sigara içiyor diye otlakçılık yapılmayacak..

19. Logo alt yazısı siyah yazılmaz.. Hemen kaldırılacak.. Kaldırılamıyorsa, kaldıran çağırılacak..

20. Korsan ürün giyenlerle röportaj yapılmaması gerektiği eli mikrofon tutan çocuklara anlatılacak.

21. Ölüp, gitmiş insanlara belgesel yapılmayıp, yaşayanlara saygı gösterilecek.

22. Ersan Gülüm’ün Avusturya değil de, Avustralyalı olduğu herkese öğretilecek.

23. Bonustan bir numara olmaz. Yayının içine ediyor. Gönderilecek..

24. Üzerinde takımının forması olana, “Hangi takımı tutuyorsun..” diyen muhabir öpülecek..

25. Sunucular kafa ve ellerine yayın sırasında hakim olacak..




YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Erhun Ateş Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar