Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

Bir Alex klasiği

Tarih21 Şubat 2011 , 10:58

Planların tek başına, gerçeklerin ise takımla beraber yürüyeceği gerçeğini rakibine öğreten bir Fenerbahçe seyrettik BJK İnönü Stadı'nda.

Oyuna fırtına gibi başlayan Fenerbahçe, sarının yanında laciverdin bütün tonlarını sahaya yansıtan gökyüzü ressamıydı sanki.

Maça hızlı başlayan Fenerbahçe'nin puan kaybedecek hiç vakti yoktu. Soğuk havaya rağmen galibiyete şartlanmıştı. Alex, Dia, Niang, Mehmet Topuz, Selçuk ve Emre birbirleriyle uyumlu parçaların bütünleşmiş haliydi.

İlk 30 dk. baskılı, mücadeleci bir anlayışla oynayan muhteşem bir Fenerbahçe vardı. Etkili futbolla net gol pozisyonları yakalayan Fenerbahçe, skoru 3-0'a da getirebilirdi, ama olmadı. Dia her pozisyonda Ekrem'e hızıyla ve çabukluğuyla zor anlar yaşatırken, Beşiktaş'ın sağ kanadını sürat pisti olarak kullandı.

Gole giden kestirme yolları bilen kılavuz kaptan futbol profesörü Alex'ti. Takımın maestrosu Alex'e top her geldiğinde herkesin arkasına yaslanıp onu izlediği, Pink Floyd'un İstanbul'da muhteşem konseri diye düşündüm. Attığı 3 golle yapacağını yapan Alex'e "yine bir Alex klasiği" dedim. Alex için daha ne söylenebilir ki? Fenerbahçe'ye geldiği günden beri istatistikleri altüst eden bu futbol profesörünün futbolunu, Kadıköy'de güneşin doğuşuyla eşdeğer tuttum.

Fenerbahçeli futbolcular ilk yarım saatlik bölümde ve maçın 60. dakikasından sonra, maçı kazanmak adına oldukça iştahlıydı. Kazanmak eylemde bulunmakla elde edilirdi. Fenerbahçe de öyle yaptı.

Dia'yı durdurmak için çareyi tekme atmakta bulan Ekrem'in yaptığı bütün fauller sarı kartlıktı. Bunların ikisiyle oyundan atılması gerekirken, devrenin bitimine 1 dakika kala attığı golle maçın 1-1'e gelmesi, hakem Cüneyt Çakır'ın skora etkisiydi.

Bu durum iki doğru arasındaki yanlışın Cüneyt Çakır olduğunun ispatıydı. Gözünün önünde Ferrari'nin Lugano'nun boğazına sarılıp yere indirmesine göz yuman, Fenerbahçe'nin penaltısını vermeyen hakem Cüneyt Çakır'ın yüreksiz ve adaletsiz kararları, iki takımın güzel futboluna gölge düşürdü.

Doğruluk kararlarıyla bir ton gelmesi gereken hakem Cüneyt Çakır, içi boş ceviz hafifliğindeydi.

Beşiktaş'a gelince;

Beşiktaş Fenerbahçe'nin gol sağanağına engel olamadı. Zincirleme yenilen goller, arka arkaya patlayan flaş gibiydi. Bu maça kadar alınan kötü sonuçların ve bu mağlubiyetin sorumlusu ise, Beşiktaş yönetimi ve Schuster'di. Rasyonel zihinde farkedilen gerçek buydu.

Kader ağlarını örüyor.

Schuster için "haydi Abbas vakit tamam" demenin vakti geldi. Tek kişilik sadece bir gidiş biletiyle kendisine yolculuk göründü. Del Bousqe, Aragones ve Riijkaard'la Schuster de aynı kaderi paylaşacak gibi. Fenerbahçe Riijkaard'dan sonra Schuster'in de biletini kesmiş oldu.

Sonuç olarak;

Fenerbahçe komple bir takım olmuş. Kazanmaya yeminli kalpten futbolunu ve aldığı 4-2'lik farklı galibiyeti, tarihin arşivinin önsıralarına koyduğu için Fenerbahçe'yi canı gönülden kutluyoruz.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hakan Cerrahoğlu Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar