Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

Metin Oktay ve Yılmaz Şen düeti!

Tarih11 Nisan 2009 , 11:38

Öncelikle FIBA Bayanlar Avrupa Kupası'nı kazanarak Türk basketbolunda tarihsel bir başarıya imza atan GALATASARAY Bayan Basketbol Takımını kutluyorum…

METİN OKTAY VE YILMAZ ŞEN DÜETİ…
Bazı futbolcular vardır... Hem klasları ile gönülleri fethetmişler... Hem de beyefendilikleriyle kitlelere örnek olup, peşlerinden sürüklemişlerdir... Ancak her insanoğlu gibi onların da aykırı günleri, iradeleri dışı yanlış hareketleri olmuştur... Hele hele önemli maçlarda... Büyük seyirci kitlelerinin tezahüratı ve fanatik beklentileri karşısında ve de basının acımasız kalemlerinin hazır kıta beklediği bir ortamda mücadele ederken, tüm fizik ve moral gücünü ortaya koyarken, strese girmemek, bazı tepkiler göstermemek, çelikten sinir gerektiren bir özel meziyet olup, öyle her babayiğidin sergileyebileceği bir davranış biçimi değildir !..
İşte unutulmazlarım arasında yer alan bir anı...
Yaşı 45'lerin üzerinde olanların hatırlamakta pek zorluk çekmeyeceği bir maç...
Yer o zamanki adıyla “DOLMABAHÇE”, bu günkü adıyla “BEŞİKTAŞ İNÖNÜ” Stadı...
1968-69 sezonu...
Galatasaray-Fenerbahçe lig maçı...
Hakem FARUK TALU…
Yağmurlu, puslu bir hava... Üstelik soğuk... Toprak zemin devamlı yağan yağmurun yüzünden tam bir çamur, balçık, pirinç tarlası sanki ?...
Maçın ikinci yarısı... 0-1 yenik durumda olan, o zamanların tabiriyle ve tarifiyle “Gazhane” tarafındaki kalede oynayan Galatasaray, deniz tarafındaki kaleye hücumlarını sıklaştırıyor... Taçsız kral METİN OKTAY bir türlü formuna kavuşamamış... Zaten üzücü bir adli vakadan zor sıyrılmış, şansız günler atlatmış !... Karşısında sıkı, sert ve bıktırıcı markajıyla formunun zirvesinde olan YILMAZ ŞEN var...
Yine bir Galatasaray akını... METİN soliç mevkiinden ceza sahasının içine girmeye çalışıyor... Ancak orada gene “Top geçer adam geçmez” YILMAZ bitiyor... Çelme, tekme karışımı çok sert bir faulle METİN'i adeta biçiyor... Kral yerde... Yer demeğe bin şahit ister, zira zemin balçık, çamurdan bir batak... O anda hiç beklenmedik bir olay oluyor... O efendi, örnek sporcu METİN, can havliyle ve öfkeyle yerde basıveriyor tekmeyi... Bu kez de YILMAZ çamur banyosunda, kıvranıyor !...
Gözler FARUK TALU'da... O da şaşkın !... Kendisini çabuk toparlıyor... METİN'in ayağa kalkmasını bekliyor... Ve eliyle saha dışını işaret ediyor !... (O zamanlar kart yoktu)
METİN yaptığı hatanın bilincinde, hiç itiraz etmeden, ağır ağır ve başı önde soyunma odası tüneline doğru yöneliyor... Elleriyle kapatmasına rağmen yanaklarından süzülen gözyaşları rahmetli büyük fotoğraf ustası İSMET GÜMÜŞDERE’nin objektifine takılıyor…
Maçı Galatasaray 0-1 kaybediyor...
Ve maç sonu... Galatasaray soyunma odası... Takım arkadaşları, başta UĞUR KÖKTEN, AYHAN ELMASTAŞOĞLU, TALAT ÖZKARSLI olmak üzere bir köşede, bankın üzerinde çökmüş, üzüntü içerisinde olan METİN'in etrafını sarmış, onu teselli etmeye çalışırlarken, soyunma odasının kapısı vuruluyor ve içeri YILMAZ ŞEN giriyor !... Herkesin şaşkın bakışları altında METİN'e yaklaşıyor, sarılıyor !...
"-Özür dilerim baba !.. Kabahat bende... Ama seni orda indirmeseydim, golü atacaktın... Affet !.." diyor !...
METİN ise doğruluyor, ayağa kalkıp, YILMAZ'ı öpüyor...
"-Olur böyle şeyler koçum !... Sen vazifeni yaptın !... Bense dozu kaçırdım !... Esas sen beni affet !..." diyor... İki ezeli rakip futbolcusu, iki üstat tekrar kucaklaşıyorlar... Karşılıklı iki ebedi dostluğun temelini daha da sağlamlaştırıyorlar !...
Aynı yıl Galatasaray şampiyonluğa ulaşırken, METİN de attığı 17 golle “Gol Kralı” oluyor !... Ve sezon sonunda da görkemli bir jübileyle, taraflı tarafsız tüm futbolseverlerin nemlenen gözlerinin şahadetinde futbol yaşantısına son noktayı koyuyor... 12 yıl hizmet verdiği (1955-1969 / 2 yıl da İtalya'da top koşturmuştu) 10 numaralı sarı-kırmızı formasına veda ediyor...
İşte ezeli rekabetin, aynı zamanda ebedi bir dostluk da olduğunun tarihte kazılıp, yer almış sayısız örneklerinden sadece bir tanesi... Centilmenliğin, "Fair Play"in şartlar ne olursa olsun zirveye çıktığı unutulmaz bir anı...
Ezeli rekabetlerin en güzel yanı da bu değil mi ?... Sahada varını yoğunu harcayan futbolcular, kenarda didinen, çırpınan teknik kadro ve idareciler ve tribünde birbirlerine sataşarak takımlarını en iyi şekilde destekleyen 12. adam dediğimiz taraftarlar !... Ve sonrasında kardeşlik, dostluk, saygı, doğruluk ve centilmenlik…
Sporun erdemi, yenmek kadar yenilmeyi de kabul edebilmek, içine sindirebilmek değil mi ?.. Ve tabii.. sporcuların kendi yanlışlarını, hatalarını görüp, düzeltmeye çalışması, sonunda doğruyu bulması değil mi ?.. Ve doğru olmanın verdiği o kutsal hazzı tadabilmesi ?...
Kolay kolay abidesi dikilmiyor insanların ?... Ve kolay kolay "Büyük" olunmuyor ?... Efsaneleşilmiyor ?... Anılmıyor böyle, senelerin arkalarına dolanılıp ?... Hele hele "Kral" hiç olunamıyor !...
Nesilden nesile anlatılacak ve daima yaşayacak, gerçek bir "Kral"dı o...
Üstelik sırtında taşıdığı forma “10” numaraydı ve belki de kıymeti o günlerden bu güne “TAÇSIZ KRAL METİN OKTAY EFSANESİ” sayesinde artarak gelmişti ?…

*Rahmetli babacığım (1913-1984) eski Galatasaraylı, Milli futbolcu, sağiç “Bombacı Münevver” (1934-1936) ile bu olayı, soyunma odasında bizzat yaşayanlardandım !... Paylaşmak istedim… Bir şeyler de anlatmak ?…

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar