Diğer Sporlar

Devlet ve beklentilerimiz!
20 Ekim 2009 , 15:14
UYGULANMAYAN YASALAR ÜLKESİ : TÜRKİYE
Anayasamızın 10’uncu ve 40’ıncı maddelerinde Devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla ve herkesin beden ve ruh sağlığı (kaldı mı?) içinde yaşayabilmesini sağlamakla ödevlendirilmiştir...
3530 sayılı yasanın 21. maddesinde, memur ve işçi sayısı 500'den fazla
olan müesseseler, fabrikalar, ticari evler vesaire kurumlar, kendi memur ve
işçilerine çeşitli spor tesisi, spor salonu inşa etmek, beden terbiyesi
yaptırmak, uzman beden terbiyesi öğretmeni veya antrenörü tutmakla zorunlu kılınmıştır...
22’inci madde ile 1750 sayılı Üniversiteler yasasının 56’ıncı maddesi de diğer önekli maddelerdir... (Zamanı gelince bu maddelerin de üzerine
gideceğim...)
DEVLET VE SPOR
Ancaaaaak!...
Tüm bu açık kanun hükmündeki maddelere rağmen, Devlet hala spora gerekli desteği ve önemi vermekten çok uzaktır... (600 sayfalık hükümet programlarında sporumuza lütfedilip, ayrılan alaka (!) 1/2 sayfadan ibarettir...
(Beher spor dalı için bir kısa cümle sığmaz!)
Mecliste bu konuda teşebbüsü, daima suskun kalınması sporumuzun hiçbir parlamenterimizin umurunda bile olmadığını açıkça ortaya koymaktadır..
Hala tesis fakiri olmaya devam etmekteyiz...
Öngörülen sportif çıtaları yükseltme gücünden yoksunuz...
Hala elimizdeki, avucumuzdaki mevcut kanunları bile yürütmekten ve denetlemekten aciziz!...
Spora ayrılan bütçeler çok yetersiz... Ve de inanılmaz bir cehalet ve
vurdum duymazlık hakim...
Ben günde bir ekmekle doyabiliyorum ve bunu talep ediyorum... Devlet Baba bana çeyrek ekmek veriyor... Karnımı onla doyurmamı istiyor... Bunun adı asla tasarruf olamaz! Hele hele Hükümet işine geldiği her şeye oluk gibi para akıtırken!
O “Çokbilmiş”ler spor dallarındaki uzmanlara sorup, danışsalar, sporda ileri seviyelere gelmiş ülkelerin planlarını üşenmeden inceleseler belki de
doğruyu bulacaklar, ama inatları inat!...
Belki de doğruyu bulmak, sportif yapılı sağlıklı, aydın nesillerin yetişmesi işlerine gelmiyor!...
Ne dersiniz?...
DEVLET VE MİLLİ EĞİTİM
Milli Eğitim Bakanlığı programına bakarsanız, Beden Eğitimi derslerinin varlığı ile yokluğu arasında ne kazandırdığını (?) rahatlıkla görürsünüz! Zerre kadar önemsemedikleri Beden Eğitimi derslerinin yapılmaması konusunda hassasiyet (!) gösteren Hükümet, nedense ruhsatsız Kuran kurslarını görmezden gelmekte, güçlü Türk toplumunu, emsalsiz meziyetteki Türk gencini malum bir kaos içine sürükleyerek, hasta, çürük, suskun, zararsız (!) bireyler hedeflemektedir…
Bizler gibi düşünen, vatansever, milli duygulara haiz, ATATÜRK devrim ve inkılapları yolunda yürüyen, dinini hiç bir yerde bir menfaat aracı olarak kullanmayan, gözünü budaktan, sözünü muhataplarından esirgemeyen ayrıcalıklı, aydın ve cesur kişileri sevmemeleri, tartışmaktan kaçınmalarını yadırgamamak gerek!
YAZDIĞIM ÇARPIKLIKLARI GEREKİRSE MECLİSE TAŞIYACAĞIM!
Yaklaşık 1,5 aydır Milli Eğitim Teşkilatı içerisinde, sporumuzun ve eğitimimizin çarpık yönlerini sizlerle paylaşıyorum… Gördüğüm büyük destek, aydınlıklar için yalnız olmadığımı gösterdi... Çok duygulandığımı ifade etmek istiyorum...
Bu çarpıklıkları sadece Milli Eğitim İstanbul İl Müdürlüğüne yollamakla kalmadım, İstanbul Valisi ve de Milli Eğitim Bakanı sayın Nimet Çubukçu ile de paylaşmak için gereken tüm yazılarımı yolladım… Ayrıca kendisinden bir randevu talebinde bulundum! Ses çıkmazsa konuları bir şekilde Meclise taşımak için ciddi girişimlerim olacak!
Vatanlarını gerçekten seviyorlar, hizmet vermek istiyorlarsa bizlere kulak vermek, bazı açıklamalar ve beklenen değişiklikler yapmaları kaçınılmaz!...
BİR BEDEN EĞİTİMİ DERSİ FOTOĞRAFI
Geçenlerde orta dereceli bir okulun önünden geçiyordum... Bahçede bir
gürültü, patırdı, şamata... Öğrencilerden bir grup başıboş bir patlak topla
futbol oynuyordu... Diğer bir grup eğri büğrü bir potanın altında
toplanmışlar, bakkaldan aldıkları bir plastik topla basket atıyorlardı...
(Potanın yüksekliği de her halde 40-50 santimden daha fazlaydı...)
Kız öğrenciler kenarda şamata yapıyorlar, top peşinde koşanlara laf atıyorlardı... Hepsi de öğrenci formalarıyla! Erkekler ise bir tek ceketlerini fora etmişler, gömlek yakalarını açmışlar, kravatlarını gevşetmişler ama herhalde çıkarmaya vakit bulamamışlardı!
Kan ter içindeydiler...
Şöyle bir düşündüm...
Anne ve babaları o elbiseleri, o ayakkabıları onlara alabilmek için acaba kaçar saat mesai yapıyorlar ve nelerden feragat ediyorlar diye!
Merak ettiğim ve düşündüğüm bir başka konu da terden sırılsıklam nasıl bir sonraki derse girecekleri ve de o dersi üzerlerinde soğuyup, kuruyan terle nasıl çıkaracaklarıydı? Üstelik kaçının bünyesi ve sağlığı buna müsaitti? İşin en enteresan tarafı ise bu görüntülerin sonradan öğrendiğim kadarıyla Beden Eğitimi dersinde cereyan etmesiydi!.. (Hani o haftada bir, öğrencilerin beden eğitimleri ve spora yönlenmeleri, sevmeleri için yapılan faydalı ders!)
Gözlerim bir süre beden eğitimi öğretmenini aradı... Sonunda gördüm onu... Beyefendi, takım elbisesiyle, elinde sigara, boynunda bir düdük... (Kel başa şimşir tarak...) bahçe duvarına yaslanmış, patlak topun peşinden tekme sille tokat, topluca koşan öğrencilere sırıtarak bakıyordu! İşte o zaman, azınlıkta da olsa, bazı benzer meslektaşlarıyla beraber, azınlığı oluşturan, “Salla Başını Al Maaşını!” benzetmesi yaparak bazı duyarlı ve kişilikli Beden Eğitimi Öğretmenlerinden azar işittiğim, (!) zılgıt yediğim (!) yazım aklıma geldi! Ama bu cefakar ve vefakar Beden Eğitimi Öğretmenlerinin arkalarında, haklı sorunlarının ve de davalarının yanında olmamı zerre kadar etkileyemezdi!...
Çağrışım yapmış gibi olmayayım, “Yola devam!” dedim!...
TEKRARLIYORUM : SPORUN KAYNAĞI OKULLARDIR!
Tekrar ediyorum...
Sporun kaynağı okullardır... Çeşmenin musluğu da Beden Eğitimi Öğretmenlerinin elinde...
Kimse kızmasın ve alınmasın! Alt yapısını çok küçük yaşlardan ele alıp, ciddi ve faydalı taban çalışmaları yapan ve Türk sporunu ayakta tutan birkaç kulübün birkaç branşı hariç, okulların Beden Eğitimi Öğretmenlerinin rolü büyüktür... Onlar yıldız sporcu adaylarını
bulacaklar ve de sporu ilkeleri, heyecanı ve erdemiyle aşılayacaklar, sevdireceklerdir... Kulüpler ise genelde şanslarıyla buradan kendilerine
yönelen, diğer bir deyimle ayaklarına gelen gençlerin yetişmesinde ve
gelişmesinde rol oynamaktadır... Kazanılan başarıların temeline inin,
kahramanlarını inceleyin... Rahatlıkla gerçekleri görürsünüz...
Başarıların derinliklerine indiğiniz zaman genelde önce Beden Eğitimi Öğretmenlerinin çabası, sonrasında ailelerin teşviki, sporcuların çalışması, özverisi ve gayreti, branş antrenörlerinin çabası ve bilgisi, kulüplerin de büyük desteği vardır...
Ulusal zaferlerde ise Devlet adamlarımızın fotoğraf ve çekim kareleri arasına girip, sanki başarıya ortakmış gibi beyanat vermeleri komik, üzücü ve bir o kadar da düşündürücüdür!
SİZ..., DEVLETİN SPORDAN VE MİLLİ EĞİTİMDEN SORUMLU YÖNETİCİLERİ...
Siz!... Devletin spordan sorumlu yöneticileri!...
Öncelikle bunu hak edebilmek, yani o başarı karelerinde yer alabilmek için yapmanız gereken o kadar çok şey var ki...
Önce kendi koyduğunuz yasaları yürütmeye çalışınız!
Önce kısa, orta ve uzun vadeli programlarınızı yapın, hedeflerinizi belirleyiniz!
Önce eksik tesislerinizi tamamlayınız!
Önce okullardaki Beden Eğitimi derslerini haftanın tüm günlerine yayınız!
Önce spora layık olduğu, gerekeli bütçeleri esirgemeden akıtınız!
Önce Türkiye'nin karış karış her toprağına sporun çağdaş tohumlarını ekin, teşvik ediniz!
Önce Beden Eğitimi Öğretmenlerimizin yaşam standardını makul duruma endeksleyiniz!
Önce tüm branşlarda antrenörlerinizin seviyesini uluslararası kurs ve
seminerlerle yükseltiniz!
Siz, önce çalışın ve hak edin!
Başarı göreceksiniz, katlana katlana gelecek!
Çünkü çağdaş spor anlayışı ve gerekleri bunlar..
Hadi, zaman bizleri mahcup etme zamanı!...
Ve bizler bu mahcubiyeti sabırsızlıkla bekliyoruz...
Bunu esirgemeyiniz bizden...
YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları

Ajansspor Tüm Yazarlar
Futbol
Vedat Bayram - Fenerbahçe Kongresi
Hayri Ülgen - Beşiktaş'ı sıradan takım yapmayın!
Cevdet Ünüvar - Güzel futbol, çirkin söz!
Erhun Ateş - Fikret Orman geçmişi mi devam ettiriyor !!!
Mustafa Öztoprak - Bizi bizimle bırakın lütfen!
Adem Yılmaz - Başladı ve bitti
Dr. Sedat Hayran - İnancın zaferi..
Erdem Erol - Namusumuz temizlendi!
Hakan Cerrahoğlu - Bunlar ve Onlar
Selahattin Ekrekli - Futbolun adaleti var mı?
Mustafa Yaşar - Deli olmak işten değil!
Erdem Ulus - Sen uyudun hocam
Hüseyin Kutay - Fark var!
Aytekin Akay - İnkıta..
Haluk Kaplan - Mersin'de bir Sehic varmış, bir Hakan yokmuş
Çağatay Çıtlak - Başarıyı paylaşmak
Ökkeş Özekşi - İtiraf ve realite..
Adil Yıldız - İğrenç ithama, muhteşem cevap
Tijen Bolulu - Kalbimi kıra kıra..
Sadi Karakaş - Megaloman mısın hocam ?
Hakan Yağcıoğlu - Hepimiz Abdullah Avcı'yız...
Fatih Kaya - Beşiktaş kongre üyelerinindir...
Ali İncegül - Ne verdiniz ki?
Sedat Tahir - Adana ateşi!
Berkay Aytekin - Terim soyunma odasında kazandı..
Hakan Coşkun - Çamur at izi kalsın!
Şükrü Oytan - Fener mi oynamadı, Es Es mi oynatmadı ?
Emre Karataş - Fener tuhaf, Aysal'ın açıklaması daha da tuhaf..
Nihat Evren Derman - Formalite (play-off) grubunu garantiledi!
Gökmen Örkmez - Türkiye Futbol Faşizmi
Metin Kösedağ - Böyle olur TRT'nin maçı..
Murat Özgen - Fenerbahçe ve Galatasaray
Adnan Ercan - İşte o sene, bu sene..
Önder Varol - Denizlispor'un borç mektubu?
Ahmet Us - İstifa etmesi gereken Ertuğrul Sağlam mı?
Serkan Özen - 1 gol değil masumiyeti getiren!
İbrahim Bulut - Başkan Yaşlıca bu açıklamanın altında kalır mı?
Hüseyin Demir - Beşiktaşlılık melekelerimizi sorgulayamazsın
Serkan Tunç - Ünal - Yanal hezimeti
Doğaç Çor - La Fontaine'den Süper Final!
Volkan Toslak - Deplasman fatihi!
Ahmet Öksüz - Neyi ima ediyorsun Kocaman?Voleybol
Enver Bağlarbaşı - Tuhaf şeyler oluyor
Mustafa Korhan Gün - Olimpiyat rüyamız gerçek olsun..Hentbol
Tayyar Sümen - Dedikodu makinesi tam gaz çalışıyor!Genel Spor Haberleri
Mert Genç - İyiler daima kazanır!Vücut Geliştirme
Erhan Delibaş - Yurtta spor, dünyada spor!Formula 1
Berk Sarıoğlu - 200'üncü yarışını kazanan ilk pilot!
Mali Selışık - Kazanmayı seçmek...Yazarlar Anasayfa






