Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

Aykut Işıklar ile ''chat'' ve düşündürdükleri...

Tarih04 Kasım 2009 , 15:14

Sevgili dost, kaşar gazeteci, yaman magazinci AYKUT IŞIKLAR ile “Messanger”da muhabbete dalmışız...
Öyle bir yere gelmişiz ki, buram buram nostalji kokuyor, tarih sayfalarına girivermişiz farkında olmadan?

Ben de ileride elbet bir gün bu “Çok özel”i okuyucularımla ve dostlarımla paylaşırım diye aynen bu ilginç görüşmeyi bir yerlere kopya etmiş, saklamışım!
İyi de yapmışım gibi...

Şimdi arkanıza 1-2 dakika yaslanın ve de bize kulak verin...

Aykut: Budak sinemasına az mı Barış Manço konserine duvardan atlayarak girdim ?...
Hasan: Deme yahu?... Tevekkeli değil, bakıyordum satılan bilet 1800, içeride 3000 kişi var...
Aykut: Duvarı bile oymuştık. konsere para vermek bizim raconda yoktu !...
Bir keresinde sabah erkenden duvara koca bir delik açmıştık, Sonra kimse farkına varmasın diye gene aynı taşlarla kapatmıştık ama sen farkına varıp, tekrar ördürmüştün ?... O yüzden biz de duvarı tırmanarak aşmak zorunda kalmıştık... Bu bize yapılır mıydı ?...
Hasan: Demek öyle girmiştin ha ?... Vay uyanık vay... Bak bunları çıkacak kitabıma koyarım ha...
Aykut: Orhan (Sinema sahibi) kafayı çekerdi. Ama bir ara köpekleri karşımıza dikmişti. Bize hırlamalarını ve dişlerini unutamıyorum...

............

İlk MANÇO grubu KAYGISIZLAR’ın hepsi Kalamaş’dan arkadaşımız idi güya.. Ama konser öncesi yanlarında konsere dalmak için ara ki bulasın onları... FİKRET KIZILOK bile bir süre MANÇO’ya gitar çalmıştı. MFÖ de...
Hasan: Bravo valla, iyi hafızan var ?... Hele Kalamış sahilde bir konserimiz vardı ki sanki GS-FB maçı... Gişe kuyruğu on metrelerce uzar gider, caddeye varır, kaldırımlarda devam ederdi...
Aykut: Peki Kalamış sahilde kapıda kim bilet keserdi, hatırlıyor musun?
Hasan: Valla ben değildim... Ama bizim Melih (Erdem) olabilir bak...
Aykut: Bilemedin... ŞANSAL BÜYÜKA...
Hasan: Yok Ya?.. Yanında da sakın ERMAN TOROĞLU vardı deme ?...
Aykut: Sen dalga geç bakalım...
Hasan: Bak valla hatırlamıyorum... Ne anılar yahu...
Aykut: O zaman tanınmıyordu ama Kadıköy çevresi epey genişti...
Hasan: Şimdi anladım içeride neden o kadar biletsiz beleş seyirci olduğunu...
Aykut: Ben sonra ŞANSAL'ı Kelebek'te "Foto Roman"da jön oynattım. Artist olmak istiyordu, spor yazarı oldu..
Hasan: Allah'tan öyle oldu... Ya radyo maç spikeri olsaydı?... Her halde maçı şöyle anlatırdı;
“Sayın dinleyiciler, dakika 43... Top şimdi TURGAY’ın (Şeren) elinde... Degaja hazırlanıyor... Gol !... METİN (Oktay) attı... Galatasaray 1-0 önde... Hakem ilk yarıyı bitirdi...”
(Her halde o anda ikimiz de kahkaha atıyoruz ?...)

Efendim konuşulan tarih 1970’li yılların başları...
O zamanlar Caddebostan Budak ve Kalamış Sahil açık hava sinemaları vardı...
İkisi de maaşallah koca birer araziydiler...
Bendeniz de o zamanlar BARIŞ MANÇO ve EROL BÜYÜKBURÇ’un çiçeği burnunda tıfıl menajerleriydim...
O zamanlar İstanbul’un 16 ayrı semtinde “Yaz Konserleri Turnesi” yapardık...
Diğer yazlık sinemalar da şimdi maalesef beton yığınlarının altında kaldı... Yeşilköy Reks, Ortaköy Barbaros, Beşiktaş Kamburun Bahçesi, Kınalıada Seyhan, Büyükada Lale, Üsküdar Doğancılar Aypark, Kartal Çınar, Kumburgaz Kumburgaz, Pendik Sahil, Maltepe Şahin bu ünlü açık hava sinemalarından sadece bir kaçıydı...
Kulisleri yoktu, olanlarının da derme çatma barakaları... O mütevazı kulislerimizde viskimiz, kanyağımız bulunmazdı... Üstelik kapımıza da kimse kırmızı halılar sermezdi... Şarkılarda kimse kıl olmaz (!), erkek sanatçılar zenneler gibi kıvırmazdı...
Kimse “eller havaya...” demezdi...
Çünkü eller nerede ne yapacağını iyi bilirdi...
Sözler büyük ozanlardan, şairlerden kopar gelirdi...
CEM de (KARACA), BARIŞ da (MANÇO), EDİP de (AKBAYRAM), FİKRET de (KIZILOK) sinesine tarihi bir dokuyu barındıran, buram buram “Anadolu folk” kokardı...
Şimdilerdeki gibi korumalarımız da yoktu...
Zaten kimden korunacaktık ki?...
Tüm sanatçılarım birer halk kahramanlarıydı ve o zamanlar görülmeye değer bir saygı vardı...

Bu saygı derbi maçlarında da aynen görülmekteydi...
O zamanların tek stadı, eski adıyla Mithatpaşa veya Dolmabahçe, şimdiki adıyla Beşiktaş İnönü Stadı’nda taraftarlar birbirlerini kızdırırlardı gene ama küfür duyulmazdı...
Tabii spor yazarları arasında pişkin terbiyesizlikleriyle, ettikleri küfürlerle sempatik olduklarını zanneden zavallı karaktersiz zibidiler de yoktu...
Eskiden basının mabedi BAB-I ALİ vardı...
Gazeteciliğin, yazarlığın, çizerliğin saygın ve onurlu bir çizgisi vardı ve basın bağımsızdı, hürdü!... Kimse kimsenin maşası, kuklası değildi!...

EŞFAK AYKAÇ, ŞÜKRÜ GÜLESİN, HALİT KIVANÇ, PERTEV TUNASELİ, ORHAN AYHAN, KAHRAMAN BAPÇUM, ABDÜLKADİR YÜCELMAN ve daha ismini sayamayacağım eli kalem tutan bir çok değerli spor adamı kitlelere ders verir gibi yazılar yazarlardı...

Konuya daha fazla girmek istemiyorum zira bir kitaba sığmaz ?...
İyisi mi burada geçici bir nokta koyayım...
Hoşunuza gittiyse, arada bir zaman tünelinden geçmişi gene elbet ziyaret ederiz...
Ama şunu söyleyeyim, kimse kusura bakmasın ve alınmasın, o günleri nasıl arıyorum, bilemezsiniz...
Bugün de işte böyle bir yazı çıkıverdi gönlümden...
Sürçü lisan ettiysem, birilerinin gene bir taraflarına çomak soktuysam af ola...

10 Kasım yaklaşırken, ulu önderimiz, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lideri ATATÜRK’ün kabrinde, kemikleri sızlamadan yatacağı, şehitlerimizin, teröristlere değişilmeyeceği aydınlık, çağdaş, tam bağımsız bir TÜRKİYE beklentisiyle ANITKABİR’e selam olsun...

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar