Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

At yarışları..

Tarih28 Kasım 2009 , 16:00

Bayramın ilk günü gene kazalarla, belalarla geçti...
Kurban vahşeti yaşandı... Kaçanlar, kovalayanlar, zavallılara görülmemiş işkence yapanlar, acı çektirenler...
Şehirlerin, beldelerin orta yerini, dereleri, nehirleri, gölleri, koca İstanbul Boğazını kırmızıya boyayanlar (!)
Yazıklar olsun !... Bu nasıl din yorumu ?... Bu nasıl vahşet ?.. Bu nasıl kirlilik ?... Böyle sevap olmaz olsun !... Kurban Bayramı ilk gününden itibaren kutlu olamadı... Bunu gene beceremedik !...

AT YARIŞLARININ EVRİMİ
18. yüzyılın ortalarından itibaren İngiltere'de önem kazanan, 1782'de ünlü Epsam Derby'siyle büyümeye ve gelişmeye başlayan at yarışları, Osmanlı döneminde 1861 yılında, Abdülaziz zamanında yapılmıştır... 1900 yılından 1.ci Dünya Savaşı'na kadar İzmir Şirinyer'de Devlet tarafından, İzmir Yarış Klübüne verilen geniş bir arazi üzerinde at yarışları düzenlenmiştir... İngiltere'den yarış atları ve jokeyler getirilmiş, ve müşterek bahis oynatılmaya başlanılmıştır... At yarışları İstanbul'da ilk kez, şimdiki Veliefendi hipodromu arazisi üzerinde 1911-1918 yılları arasında düzenlenmiştir... Evliyazade Refik beyin önerisiyle bir at meraklısı olan Harbiye nazırı Enver Paşa'nın başkanlığında "At Neslini Geliştirme Derneği" kurulmuştur... Cumhuriyetin ilanından sonra Sipahi Ocağının ve Akif Akson beyin girişimleriyle Veliefendi'de at yarışı bir başka düzene girmiştir... Başta dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere, Mareşal Fevzi Çakmak, Celal Bayar gibi birçok devlet ve siyaset adamlarına gene birçok iş adamı da eklenmesi bu spora olan ilgiyi arttırmış, ilk kez yarış encümeni kurulmuş, faaliyete geçmiştir...(1927) Aynı yıl Atatürk'ün emriyle Türk derbisi olarak nitelendirilen ve günümüze dek gelen "Gazi Koşusu" başlatıldı... Devlet haralarında Arap ve İngiliz atlarının yetiştirilmesine özen gösterildi... 1950'de kurulan TJK'ne (Türkiye Jokey Kulübü) 1954 yılında çıkartılan bir yasayla , Tarım Bakanlığı tarafından Türkiye'de at yarışları düzenleme ve müşterek bahis oynatma yetkisi verildi.
İşte o gün, bugündür TJK İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Şanlıurfa'da bulunan hipodromlarda hemen hemen haftanın her günü (Bazen 6 gün) yarışlar düzenlenmekte ve altılı ganyan, üçlü ganyan, ikili, çifte, üçlü bahis, tabela bahis ganyan ve plase olarak müşterek bahis oynatılmaktadır...

DEV SEKTÖR, YASAL EMİSYON…
Oldum olası talih oyunları üzerine ortaya sayısız görüş atılır...
Şans faktörünün önemli unsur teşkil eder...
Kazanma oranları, yani olasılıkları çok düşüktür...
Ödenen miktarların hemen hemen yarısı kesinti olarak bir kenara ayrılmakta, diğer yarısı ikramiye olarak dağıtılmaktadır...
Yasaklanan ve dürüstlüklerinden endişe duyulan Casino makineleri bile %65 ila %85 geri dönüş yapmaktadır…
Devlet kurumlarının bu denli kesinti yapması, ve bu kesintilerin yılda onlarca trilyonu bulması, sözde çeşitli hizmetler olarak geri dönmesine rağmen, bu yasal bir emisyonla vatandaşın cebindeki parayı hortumlama manasına gelmektedir...
Zaten sosyal ve ekonomik çıkmazlardan hayatı kararmış olan ekseriyet "Ya çıkarsa ?.." hayali ve beklentisiyle evinin gereksinimlerinden, evladının tahsil parasından, belki de sağlık için ayırması gereken itiyaçlardan kısmi de olsa feragat ederek bu oyunlara hatırı sayılı miktarlar bırakabilmektedir...
Bu oyunların başını da at yarışlarındaki ganyan oyunları çekmektedir...
At yarışları sporun çerçevesi içinde, son derece zevkli, heyecanlı, benim de muhteşem zevk aldığım bir spor dalı, aynı zamanda da dev bir sektördür... Dahası yetiştiricisiyle, at sahibiyle, jokeyiyle, aprantisiyle, bakıcısıyla, seyisiyle, kronometrecisiyle, bayileriyle, seyircisiyle ve basınıyla koca bir camia, bir ekseriyettir...

SPOR MU KUMAR MI ?...
Şimdi gelelim bu sporun en çok tartışılan özelliğine... Ve kendimize her zaman tartışılan ve bir türlü neticelendirilemeyen soruyu bir kez daha cesaretle soralım, sağduyumuzla, bir objektivite içinde cevap arayalım !..
At yarışları müşterek bahisleri bir kumar türü mü ?..
Veya sorumuzu biraz daha yumuşatalım...
At yarışları kumara davetiye çıkartıyor mu ?..
Bu soruyu masaya yatırdığımızda ilk temas edeceğimiz ve üzerine basa basa altını çizeceğimiz gerçek At yarışlarının tartışmasız bir spor dalı olduğudur... Amacında asla kumar olgusu bulunmamaktadır...
Ancaaaak !... Şu da bir gerçektir ki, at yarışlarını sportif olgudan çıkaran ve kumar tutkusu çapına çeken bir kitle var... Bu kitle ne yazık ki ekseriyet !.. Ve bu ekseriyetin içinde büyük oranda hüsran ve dramatik sahneler yaşanmakta...
Para kazanma hırsı... Kısa yoldan ve aniden servet sahibi olma beklentisi... Küçük limitlerle, heyecan duyarak, zevk alarak bu spordan tatmin olma gayesi birden bire şeytani bir dürtüyle, elindekini avucundakini son damlasına kadar ortaya koymayla ve kazanma hırsıyla kronik bir hastalık olarak büyüyor ve müzminleşiyor... Başlıyor kayıplar... Kayıpları kurtarmak için tekrar hırsla saldırılıyor... Kayıplar büyüdükçe büyüyor... Günler ayları, aylar seneleri kovalıyor... Arada bir kazanılan çekirdek parası olan birkaç ikramiye damarlara enjekte olarak bu psikolojinin morfini oluyor…
Aileleri çökenler, dağılanlar...
Fabrikalarını, evlerini, arabalarını satanlar...
Borçlanıp, o batağın içinde eriyip gidenler...
Sürünenler...mahvolanlar...tükenenler...
Daha da acısı gayri meşru işlere dalanlar...
Ve de… İntihar edenler !...
Bu tabloları az görmedik ?...

GANYAN OYNAMANIN DOĞRUSU…
Tabii bu tablonun dışında, azınlıkta da olsa kalan bir kesim var ki...Onlar ceplerindeki harçlığın kendilerini sarsmayacak bir miktarıyla, sırf heyecan olsun diye ve at sevgisiyle oynamaktalar... Bu sebeple kaybetseler de bu meblağlar kendileri için bir sıkıntı teşkil etmemektedir... Hatta onlar için her gün, her yarışı oynama mecburiyetleri de yoktur... Onlar için ganyan oyunları bir tatil, bir boş zaman eğlencesi ve zevkidir... Arada bir kazandıkları ikramiye onlar için daha büyük mutluluk yaratmaktadır... Az oynayarak, yani az olasılıkla tutturabilmek, ve bunun cakasını da çevresindekilere, özellikle büyük oynayıp da kaybedenlere satmak !..

EPİRDEN HOCA TAVSİYESİ
Atlar insanoğlunun tarih boyunca yer almış, Türklüğün şanına kimi zamanlar avrat ve silahla eş değer tutularak girmiş, güzeller güzeli varlık ... Zeki, soylu, sadık ve duygusal...
İşte ben bu yüzden at yarışlarını seviyorum... Fırsatım olsa, cep harçlığımdan altılı ganyan parası ayırır oynamak isterim…
Harçlığınızla, küçük küçük oynayın ?...
Maksat eğlenmek, heyecanlanarak hoşça vakit geçirmek, bu güzel sporun tadını çıkarmak…
İnanın doğrusunu yapmış olacaksınız...
Yoksa !...
Bu yazımı çoğu kez hatırlarsınız !...
Benden söylemesi !..

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar