Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  GÖZDEN KAÇIRMA : VİDEO | Spor Toto Süperlig | Puan Durumu

Çubukçu'nun spora bakışı..

Tarih08 Şubat 2010 , 20:24

"Bağışlamak ve unutmak iyi insanların intikamıdır." SHILLER
Aslında üstteki manşet “Çubukçu’nun spora bakamayışı…” olmalıydı...
Tıpkı Milli Eğitim’e bakamayışı gibi...
Niye yalan söyleyeyim, bu hükümette Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’dan çok şeyler bekliyordum… Beni hayal kırıklığına uğrattı… Başta Türk kadınına ve haklarına duyarlılığı, bakış ve yaklaşım açıları mensubu bulunduğu partinin genel kimyasından ve dokusundan hayli farklıydı…
Yalnız eğitim alanında değil, bir spor adamı olarak ilk ve orta dereceli okullardaki spor anlayışı konusunda çok önemli beklentilerim vardı…
Ama çok geçmeden yanıldığımı anladım…
Okullardaki Beden Eğitimi dersinin haftada 1 ders (yaklaşık 40 dakika) konusundaki beyanatı, İstanbul’daki okul spor salonlarının Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan, İstanbul Milli Eğitim İl Müdürlüğü’ne devredilmesinin altında yatan entrikalara duyarsız kalması, benim şahsına (Özel Kalemine) yönlendirdiğim ve defalarca da tekrarladığım sorularıma suskun kalarak bir nevi yanlışları ve aykırılıkları kabullenmesi kalıbının kadını olmadığını gösterdi…

Bugün Türkiye’de ilköğretimde yaklaşık 10 milyon 800 bin, orta öğretimde ise 2 milyon 500 bine yakın öğrenci var… Atatürk’ün aramızda ayrılış yılı olan 1938’den bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’nda (MEB) görev alanların spora, spor dersine bakış açıları hiç değişmedi…
Yıllarca ben de yazdım, çizdim, resmen cebelleştim ama okullarda sporun bir eğitim dalı olduğunu MEB ilgililerine kabullendirebilmem mümkün olmadı…
Oysa lisanlarımız birdi… Değişik olan felsefelerimizdeki zıtlıktı… Haftada bir saat spor dersinin ilköğretimde de, ortaöğretimde de öğrenciye faydası değil bilakis zararı olur…

Öğrenciler bir dersten çıkacaklar, spor kıyafetlerini giyecekler, (En çabuk 5-7 dakika) Beden Eğitimi dersine girip ısınacaklar, (Hakkı verilen bir ısınma 10-15 dakika) vücutlarını spor yapabilecek duruma getirecekler, Beden Eğitimi dersini bir şekilde (!) yapacaklar ve de ders bitmeden tekrar terlerini kurulayıp, öğrenci kıyafetlerini giyecekler ve de bir sonraki derste hazır bulunacaklar...(En çabuk 5-7 dakika) Hepsinin 40 dakikaya sığdırılması gerek… Kendimizi kandırmayalım, Beden Eğitimi dersi için geriye kalıyor net 20-11 dakika… Haftada 20-11 dakika… Buyurun bunun adına ter atma deyin, sportif teneffüs deyin, ama sakın ders demeyin... Ayıp olur, spora hakaret olur...

Oyunla sporu, sporla dersi birbirine karıştıran zihniyet keşke bizlere biraz değer verip, dinlese, “Olimpiyat Oyunları”na ev sahipliği hayaliyle birbirlerini kandıran, geçici başarıların arkasına sığınıp, utanmadan pay çıkaran sarsak devlet mekanizmasının dişlilerine ve bazı federasyonların hovarda zihniyetine, gerçek sporcu kaynağı olarak hizmet cevabı almaya başlasa fena mı olur ?...

Ülkemizin Milli Eğitimi ve içinde mutlaka olmazsa olmazı olarak yer almak zorunda olan sporu, “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur !...” düsturuyla yoğurup geliştirme gerekliliği sağlayamaması ve bu anlayış zafiyetinde maalesef ısrar etmesi ülkemizi çağdaşlığa çoktan adım atıp, geçiş yapmış ülkelerin ne kadar gerisinde bırakmış bulunmaktadır…

Çocuklarımıza ve gençlerimize daha ilk sınıftan itibaren haftanın her günü birer buçuk saat spor dersi verilmelidir… Bu sürenin yarısı spor eğitimi, diğer yarısı da uygulama olmalıdır. Bu alanda da üniversitelerin beden eğitimi gençlik ve spor yüksek okullarından mezun gençlerin görev almaları (Halen 10 binin üzerinde işsiz mezun bulunmaktadır…) Böylelikle her yıl bir üst sınıfa geçenler, eğilimlerine göre branş seçebilir ve gelecek yıllarda ülkemizi temsil edecek milli takımlarımıza aday olabilirler. Bu çalışma, sporu yalnız takım tutmak ve futbol olarak görmek zanneden spor eğitimi dışı kalmış çocuklarımızı da bizlere kazandıracaktır…
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bu çalışmalar için destek verecek sponsorlar bulabilir… Böylelikle bir yandan gerekli araç, gereçler, yani donanımlar eksiksiz hizmete sunulur, hem de devletin bütçesine katkıda bulunulur...

Bugün spor dünyada bir bilim dalı olmuştur… Sporcunun okul ve ev yaşantısı, beslenmesi, sağlık durumu, psikolojik durumu devamlı izlenmekte, geleceğin bilgili, meslek sahibi, sağlıklı olimpiyat ve dünya şampiyonları böyle yetiştirilmektedir. Başta ABD olmak üzere Avrupa’nın pek çok üniversitesi sporda başarılı yerli ve yabancılara burs vermesine karşın, ülkemiz üniversiteleri spor faaliyetlerini bile “Dostlar alışverişte görsün…” zihniyetiyle lütfen yapılmaktadır… Türkiye’nin sporda çağdaş ülkeleri yakalaması için, ülkemizin Milli Eğitim Bakanlığı’nın işte modern spor anlayışını uygulaması şarttır.

ORGANİZE ÇOCUKLAR…
Günahtır, ayıptır, yüzsüzlüktür beyler...
Yer Osmaniye…
En Baş Bakan ziyaret ediyor…
Öğrenci çocukları dizmişler soğukta sağlı sollu… Başlarında bir amigo (!)…
“Bir, iki, üç !...” diye sayıyor bir büyük şef edasında, bir büyük iş yapıyor havasında … Küçük öğrenciler bağırtıyorlar !…
“Tayyip emmi… Tayyip emmi… Tayyip emmi…”
Acaba okul saatinde bu çocukları bu işe alet edenleri görmezden gelen, hatta izin verip konuşlandırılmasına (!) göz yuman Osmaniye Milli Eğitim İl müdürünü de görmezden gelen Nimet Çubukçu’nun vicdanı sızlamıyor mu ?...

HAKLILIK VE KARARLILIK KARŞISINDA ANLAYIŞSIZLIK VE VURDUMDUYMAZLIK…
Tekel işçilerinin haklı mücadelelerinde kışın ağır koşullarında, açlık greviyle beraber direnişleri ve hak arayışları devam eder ve sağlıksal endişe verici bozukluklar artmaya başlarken, Hükümetin anlayışsızlığı, vurdumduymazlığı yakışıksız bir inatlaşma ve restleşmeye tırmanmaktadır…
TBMM çatısı altında her türlü çirkinliği sergileyenlerin bu tutumu endişe vericidir…
Cumhurbaşkanı bu durumda mutlaka arabuluculuk yapmalı, bu trajediye bir an önce son verilmelidir…

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar