Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

TVF'den önemli cevaplar..

Tarih02 Nisan 2010 , 01:02

Türkiye Voleybol Federasyonu’na bundan kısa bir süre önce bazı sorular sormuş, cevaplandırmalarını rica etmiştim…
Özellikle ihtisas sahibi olduğum plaj voleybolu ve üzerinde durduğum mini voleybol konularını içeren bu sorulara titiz bir çalışmayla bu akşam geri dönüldü… Kendilerine hassasiyetleri ve görevlerine saygılarından dolayı çok teşekkür ederim...

Camia hepimizin camiası... Değişik rollerde hepimiz Türk sporu, Türk voleybolu için uğraş vermekteyiz... Amacımız aynı… Bayrağı ileriye taşımak, çıtayı yükseltmek… Bunu da pek ala üstün bir yönetimle başarıyoruz…

Şimdi gelin sorularıma ve de TVF tarafından verilen cevaplara bir göz atalım...
EPİRDEN: Okullara kaç adet mini voleybol seti dağıtıldı? Dağılımı bölge veya şehirlere göre nedir? Dağıtım bundan sonra da devam edecek mi ?...
TVF: Okullara şu ana kadar 2035 adet Mini Voleybol Seti dağıtılmıştır. Dağılım kurs veya seminerlere katılan beden eğitimi öğretmenlerinin çalıştıkları okullar baz alınarak yapılmıştır. Dağıtım bundan sonra da açılan kurs ve seminerlere katılan beden eğitimi öğretmenlerinin okullarına gönderilmek suretiyle devam edecektir.

EPİRDEN: Mini voleybol ile ilgili okullardaki faaliyetler kontrol ediliyor mu ?... Nasıl ?...
TVF: Mini Voleybol ile ilgili okullardaki faaliyetler Milli Eğitim İl Koordinatörleri ve Voleybol İl Temsilcileri tarafından kontrol edilmektedir. Koordinatörlerle altı ayda bir yapılan ve üç gün süren toplantılarla kontrol Türkiye Voleybol Federasyonu tarafından da sağlanmaktadır. Okul yarışmalarına katılımın Mini Voleybol kurs ve seminerlerinden sonra artış gösterdiği sonucu elde edilmiştir.

EPİRDEN: Mini voleybol'un hedefleriniz arasında bölgesel ligleri olacak mı ?... Ne kadarlık bir süre dönemine yayılması planlanıyor ?...
TVF: Şu anda Mini Voleybola ilişkin bir bölgesel lig oluşturma hedefimiz bulunmamaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı OBESİD Başkanlığıyla birlikte okul müsabakaları içerisinde küçükler kategorisi, ‘Mini Voleybol’ kurallarıyla oynatılmaktadır. Mini Voleybol yerel lig bazında ilçe, il, grup, yarıfinal, finalleri tüm Türkiye’de gerçekleşmektedir. 2008 yılında başlayan ve 2009-2010 eğitim öğretim yılında tüm Türkiye’de Milli Eğitim Bakanlığı küçükler kategorisi şeklinde uygulamaya alınan Mini Voleybol çalışmalarımız önümüzdeki yıllarda da gelişerek devam edecektir.

EPİRDEN: Şu anda mini voleybolcu olarak kız/erkek olarak elinizde bir katılım anketi var mı ?...
TVF: Milli Eğitim Bakanlığı OBESİD Başkanlığından alınan verilere göre; 2009-2010 öğretim yılında 13742 kız, 5471 erkek olmak üzere 19213 öğrenci aktif olarak mini voleybol faaliyetlerine katılmıştır.Öğretmenlerin beden eğitimi ders saatlerini boykot etmelerine rağmen küçükler kategorisinde 81 ilde erkek ve kız takımlarında yaklaşık 5000 öğrenci bulunmaktadır.

EPİRDEN: Sayın Başkan, şu andaki mevcut eğitim sisteminde, haftada 1 ders olarak süregelen Beden Eğitimi derslerinin yeterliliğine inanıyor mu ?... Düşünceleri nedir ?...
TVF: Başkanımız; şu andaki mevcut eğitim sisteminde, haftada 1 ders olarak süregelen Beden Eğitimi derslerinin yeterli olduğuna inanmadığını gazete röportajlarında, çıktığı televizyon programlarında ve basın toplantılarından bilimsel içerikli toplantılara varıncaya kadar birçok ortamda dile getirmiştir.
Bu konudaki düşüncelerini Federasyonumuzun yayın organı Bol Bol Voleybol Dergisinin 11. sayısında bulabilirsiniz. Bu görüşleri özet olarak;
Eğitim sistemimiz öğrenciyi spordan süratle uzaklaştıran, çocuklarımızın konsantrasyonunu ardışık sınavlara, dershanelere, test çözmeye ve bilgisayar başında kurdukları sanal bir dünyaya yönlendiren, hayatlarını ve geleceğe yönelik tüm umutlarını sınavlara bağlayan bir sistemdir.
Eğitim alanında yapacağımız yenilikler bizi bir spor ülkesi yapabilir. Biz, çocuklarımıza spor yapma imkânı vermiyoruz. Tesislerimiz yetersiz, malzememiz yetersiz, zamanımız yetersiz ve hepsinden önemlisi yaklaşımımız yetersiz. Çocukların sabahtan akşama kadar bir dersten çıkıp öbür derse koşturduğu, paydos saatinde de dershaneye yetişmek için yollara döküldüğü bir eğitim sistemi; bizde durum budur.
Okul ve sınav sistemi baskısı, spor, sanat, kültür ve sosyalleşmenin önünde dağ gibi durmaktadır. Hangi veli çocuğunun üniversite okumasını istemez? Ayrıca, hangi veli sportif eğitim önemli bir şey olsaydı müfredattaki yeri haftada bir saat olmazdı diye düşünmez? Örgün eğitim tüm güne yayılmış, okuldan arta kalan süreyi de çocuklarımızı sınavlara hazırlayan dershaneler doldurmuşken hangi veli çocuğunu spora yönlendirir?
Bu moral bozucu tabloya rağmen sorun çözümlenemez değildir. Devlet, eğitim sisteminde çok önemli atılımlar yapmıştır. 70-80 kişilik derslikler, dünya ortalamasına yaklaşarak 30 kişilik dersliklere dönüştürülmüş, ikili, üçlü eğitimlerden sonra tam gün eğitim uygulamasına başlanmıştır. Devlet bu kadar büyük adımlar atmışken bir adım daha atabilir. Örneğin; yarım gün klasik; Hayat Bilgisi, Türkçe, Matematik ve diğer derslere, yarım gün de çocuğun ilgi ve yeteneğine göre yönlendirileceği sportif, sanatsal, sosyal faaliyetlere ayrılabilir. Çocuklarımızın gününün bir bölümünün de kendi yetenek ve heveslerine göre doğrudan toplumsal hayata yönlendirilmesi anlamına gelecek bu yaklaşım spor, sanat ve sosyal hayatımızda derhâl pozitif sonuçlar vermeye başlayacaktır.

EPİRDEN: Sayın Başkan, Beden Eğitimi öğretmenlerinin mini voleybol için vermeleri gereken/planlanan çalışmaları hedeflenen biçimde yapabileceklerine inanıyor mu ?...
TVF: Başkanımız, Federasyonumuzun, Millî Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürüttüğü "10 Yılda 10 Bin Antrenör, 100 Bin Voleybolcu" projesinin sürdürülmesinin gerektiğine inanmaktadır.
Bazı yazılarınızda dile getirdiğiniz endişelerinizin bir an için gerçek olacağını, Federasyonumuzun voleybol antrenörlüğü ile buluşturduğu 10.000 Beden Eğitimi Öğretmeninin yarısının "gereken çalışmaları yapmadıklarını" varsayalım.

Endişenizi haklı çıkaran 5 bin öğretmen, onlara hediye ettiğimiz mini voleybol setlerini değerlendirmezken, endişelerinizi boşa çıkaran diğer 5 bin öğretmen, her yıl iki kız (16 kişi), iki de erkek (16 kişi) olmak üzere dört mini voleybol takımı ile çalışsa, yılda 160 bin, bu oranı yüzde 25'e düşürerek 2500 öğretmenimizin mini voleybolla ilgilendiğini düşündüğümüzde ise 80.000 ilköğretim öğrencisi voleybolla tanışmış, voleybol öğrenmeye, voleybolu sevmeye başlamış olur.
Sizce değmez mi?

EPİRDEN: Plaj voleybolu liginde bundan sonraki merhaleler konusunda bilgi verebilir misiniz ?...
TVF: TVF 2009-2010 Plaj Voleybolu Ligi, bildiğiniz gibi bu hafta sonu İzmir'de yapılacak final maçlarıyla sona erecektir.
Bundan sonraki aşamada Federasyonumuz, daha önce de duyurulduğu gibi, Plaj Voleybolu Ligi uygulamasına devam edecek, 2010-2011 sezonundan itibaren Bayan ve Erkek 2. Liglerini de bu uygulamaya dahil edecektir.
Federasyonumuz, dünyadaki yegâne Plaj Voleybolu Ligi olan TVF Plaj Voleybolu Liglerinin artan ilgi ve katılımla devam edeceğini değerlendirmektedir.
Bu vesile ile bazı yazılarınızın altındaki yorumlarda vurgulanan; "Yaz aylarının suyu mu çıktı?", "Biz bu takımlarla Edirne'den öteye geçemeyiz. Amerikalı çalıştırıcının aldığı para haram olsun.", "Federasyon yabancı budalası.", "Allahlık Federasyon" ve benzeri yaklaşımları cevaplamak gerekirse; Plaj Voleybolu Ligleri ihdas edilmesindeki amacın plaj voleybolcularının branşlaşması ve dolayısıyla uzmanlaşmasının sağlanması olduğunu hatırlatmak isteriz. Görüldüğü gibi burada amaç; kış aylarında salonda oynayan voleybolcuların yaz aylarında da tatil süresince boş zamanlarını plaj voleybolu oynayarak değerlendirmelerinden çok daha teknik ve çok daha geleceğe dönük bir amaçtır. Başkanımız, koşunun sonuna yaklaşmış atlete benzeyen Dünya Plaj Voleybolu ile kıyaslandığında emekleyen bir bebek durumundaki Türk Plaj Voleybolu için çok zorlu ve sıkı bir süreç olduğunu her fırsatta vurgulayarak sabır, sebat ve çalışma gayreti gerektirdiğini belirtmiştir.
Kaldı ki; hedef elbette yüksekte ise bir şey ifade edecek, aşılan ara engellerin yaratabileceği doygunluk duygusundan kurtulmak ancak o takdirde mümkün olabilecektir. Başkanımız da bu zihniyetle hedefi yükseğe koymuş, "Olimpiyat!" demiştir. 2012 veya 2016 değil.
Türkiye Voleybol Federasyonu; yaz aylarında plaj voleybolu organizasyonları yapıp Türkiye serileri ve kategorik turnuvalar düzenleyerek voleybolcuların bu aktiviteye katılmasını sağlamayı bu yorumları yapanlar kadar düşünebilmektedir.

ŞAHSIMA SİTEM…
Bilgilendirmenin sonunda bana da sitemkar bir bölüm ayrılmış ?...
“Sayın Epirden,
Alanya'da Plaj Voleybolu konulu toplantıda Troy Tanner'ın ismi ve yıllık ücreti hususunda "400 bin USD'den aşağı gelmez." bahsi geçtiğinde; "Bu para mutlaka verilmeli ve Troy Tanner'ın gelmesi sağlanmalıdır. Yanınızdayım, destekliyorum." dediğinizi hatırlıyor olmalısınız. Yukarıda örneklediğimiz sataşmalar sizin yazılarınızın açtığı kapılardan geçtiğine ve bu yorumlar kurum olarak bizi hedef aldığı ölçüde kişi olarak da sizi hedef aldığına göre, bugün o toplantıda konuşulan meblağın neredeyse yüzde 10'una getirilen Troy Tanner için sizin Alanya toplantısındaki görüşleriniz doğrultusunda yorumcularınıza açıklama yapmanız gerekmez miydi? Siz Federasyonumuza sorduğunuz soruların ivedi cevaplanmasını beklerken biz de enikonu savunduğunuz bir konuda sizin değerlendirmenizden yola çıkarak bize hücum eden kişilere cevap vermenizi bekleyebilir miyiz?”

Bu açıklamada anlatılanlar tamamen doğrudur…
Amerikalı antrenör TROY için aynı cümleyi kullanan bendim… Zira TROY yapılması gereken “Plaj Voleybolu Reformu”nun fitilini ateşleyecek sayılı kişilerden biriydi… Bu konuda kıvıracak değilim… Hatta ne verdiğini de tartışmadan, şimdilerde filmi geri sarsak TVF gene benden o cümleleri alır !... Bundan sonrası ancak sorulur, görüşüm istenirse, beni bağışlayınız bunu da sadece Federasyonum ile paylaşırım !... Ama görüldüğü kadarıyla zaten benim görüşlerime pek ihtiyaçlarının olduğunu zannetmiyorum ?...

Yazdığım yazıların TVF’ye ilişkin tenkit kapıları açma benzetmesinin bir suçlama ambalajı içerisinde şahsıma tevdi edilmesini üzüntüyle karşıladım…
Şunu belirtmekte yarar var, her görüşe saygı duymak gerek ?... Evet, haksız ve yanlış, bilerek veya bilmeyerek yapılan yorumlar bulunmakta… Bunlara muhatapların cevap vermesi daha doğru değil midir ?...
Ancak TVF’nin son cümlesindeki, benden beklentisini pek yakında en olgun ve objektif biçimde yerine getireceğim… Aklın yolu birdir… Tıpkı doğrunun tek olduğu gibi…

Gelecek yazım: (İnşallah) Şampiyonlar Şampiyonu Fenerbahçe…

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar