Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
   GÖZDEN KAÇIRMA : Spor Toto Süperlig | Puan Durumu | Süper Final Şampiyonluk Grubu | Süper Final Avrupa Ligi Grubu |

Japonya'nın düşündürdükleri..

Tarih15 Kasım 2010 , 19:31

Geçmişini unutandan geleceğe umut beklemek vakit kaybıdır…
HASAN UĞUR EPİRDEN


Koca bir Dünya Şampiyonasını daha geride bıraktık… Takımımız tarihi bir başarıya imza atarken, bizler bazen alkışladık, bazen bazı yorumlarda bulunduk ama onlarla hep gurur duyduk !...
Daha önceki yazılarımda da ifade etmeye çalıştığım gibi, birbirine yakın takımların mücadelesinde sürprizlerin olabileceğini, her türlü sonucun ortaya çıkabileceğini vurgulamış, takımımızın 5.'lik ila 8.'lik arasında bir yer bulacağını ümit ettiğimi belirtmiştim…
Bunun daha iyisi olmaz mıydı ?... Tabii ki olurdu… Jenerasyon olarak, tarihimizin en kuvvetli, deneyimli Bayan Milli Takımımızı bulmuşken, Voleybol Federasyonumuzdan bu kadar özverili destek almışken, ve de en önemlisi artık değişmeye yani revizyona gitmek üzere hazırlanan takımlar yakalamışken neden olmasın diye de bazı beklentilerimiz de yok değildi...
Görevi yapmış, hedefi yakalamış olmanın getirdiği tatmin ve rehavet havası, istikrarsızlık, kadronun tamamını iyi motive edip kullanamamanın verdiği kaos, tüm iyi niyetine ve gayretine rağmen Teknik patronumuz Mehmet Bedestenlioğlu’nun G.Kore maçının en can alıcı yerinde yaptığı büyük hata, bazı anlarda yapılması gereken acil müdahalelerde güven eksikliği dolayısıyla elinin kolunun bağlı kalması, kızlarımızın çok servis kaçırmaları, özellikle zaman zaman manşetleri gerek servis karşılamalardan, gerekse defanstan pasör noktalarına yeterince düzgün getirememeleri dolayısıyla orta oyuncularımızı istediğimiz oranda kullanamamamız, çok kritik anlarda file önü koşularındaki zafiyetimiz yüzünden etkili blok yapamamamız, Neslihan’a çok yüklenmemiz, onun da tüm starlığına rağmen tahminimizin üzerinde hata oranıyla oynaması, orada kızlarımıza moral desteği verecek yeterince seyircimizi toplayamama beceriksizliği, başta basın olmak üzere, voleybol camiamızın ağır toplarının eksikliğinin, Devlet büyüklerinin ilgisiz ve alakasız kalmasının yarattığı yalnız kalma psikolojisi belki de daha iyi bir dereceyle dönmemizi frenleyen gözle görülür, veya hissedilir etkenlerdi…
Gelelim diğer gözlemlerime…

TVF “KADIN” TANIMLAMASINA DUYARSIZ KALMAMALIYDI...
Ana Sponsor olan banka ve Yayın Yayın Sponsoru olan TV kuruluşlarının “Kadın” tanımlaması kullanmasına, bunda ısrar etmesine TVF’nin seyirci kalmasına gerçekten anlam verebilmekte zorlanıyorum...
Bu iki kuruluşun da resmen birliktelik içerisinde oldukları TVF’nin resmen kullandığı tanımlamayı kafalarına göre, hangi gerekçeyle olursa olsun değiştirmeye, bunu söylev (!) haline getirmeye hakları yoktur !...
EN TV’yi ve VAKFEDEN BANK’ı ayıplamaya ve kınamaya devam ediyorum…
Bu çarpık ve aykırı mantaliteleri ve üzerindeki ısrarları değişene dek, siz duyarlı voleybol severleri ve spor severleri, bu yayıncı kuruluşu izlememe, sponsor banka ile de çalışmama, varsa hesaplarınızı kapatma çağrısında bulunuyorum… Yazılarımın ulaştığı 91.000 IP yani kişinin de büyük bir kısmının bu haklı mücadelemizde yanımızda yer alacağını umuyorum…

SULTANLARIMIZA MİNİ ANKET ÇAĞRISI…
Sultanlarımız arasında bir mini anket yapmak istiyorum… İster açık, ister kapalı oylama olsun...
Sizi “Bayan” olarak mı, “Kadın” olarak mı tanımlamalarını ister, uygun görürsünüz ?...
Lütfen açıklayınız...

  TANINMAYAN HAYALET VOLEYBOL WEB SİTELERİ… 
Voleybolun kalbinin attığı her yerde biten, anında haber, sonuç görüntü zenginliğiyle bunları voleybol severlere anında duyuran ve ileten, karşılıksız ve emsalsiz bir hizmet veren başta maçları naklen ve banttan yayınlayan VOLEYBOLX olmak üzere Voleybol Web Siteleri Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nda da, dünyanın öbür ucunda hafif bir rüzgarla sallanan bir yaprağı bile damarlarıyla sayfalarına taşıyarak, kendilerini yarışmasına dahil etmeyen ve tanımamakta ısrar eden Türkiye Voleybol Federasyonu’ndan da hiç olmazsa bir teşekkür ve de birkaç övgü sözcüğü hak etti diye düşünüyorum…

MİLLİ MARŞLARIN YARIM ÇALINMASI KEPAZELİKTİ… 
Gene tekrarlıyorum…
Diğer ülkeler ne düşünüyor, nasıl reaksiyon gösteriyorlar, bizi ilgilendirmez !...
Onlar için kendi Milli Marşları önemli olmayabilir ?... Hatta Milli marş yerine dünya müzik listelerinden bir “Rap” parça bile seçebilirler... Ama iş Türk Milli Marşı’mıza gelince işin ciddiyeti ve hassasiyeti bir başkadır…
Milli Marşımız onurumuzdur… Bayrağımız kadar değerlidir !...
FIVB, maç öncesi seremonilerde takımların Milli Marşlarını yarım çaldı… Bir Allah'ın kulu da itiraz etmedi... Para sevdasına, reklamların yayınlanması için mantık dışı, etik olmayan bir süre, 10 dakika mola vermeyi, takımların kaderleriyle oynayarak, sözde ek kural olarak (!) pişkince uygulayanların, 2 ülkenin Milli Marşları için 1’er dakika daha sabır gösterememesi haddini aşan bir cüret, saygısızlık ve de küstahlıktır…
Bürokrasi zenginliği olan Erol Ünal Karabıyık Başkanımızın bu konuda duyarlı olmasını, tepkisini koymasını beklerdim... Belki de hassasiyetini göstermiştir de haberimiz olmamıştır...
FIVB’yi şiddetle kınamaya devam ediyor, bu haysiyetsizliğin peşini bırakmayacağımı buradan bir kez daha ilan ediyorum !...
Duyarlı okuyucularımı aşağıdaki yazıyı kendi isim ve soyadlarıyla info@fivb.org adresine göndermeye davet ediyorum…

"The interruption of national anthems played before competitions is disrespectable and dishonourable. I am protesing and condemning it strongly. From now on I request the National Anthems to be played until their end."

BASIN UNUTULDU MU ?... EKONOMİ Mİ YAPILDI ?... 
Deplasmanlarda, Futbol Federasyonu konuk ettiği100-150 kişilik, Basketbol Federasyonu 40-50 kişilik bir basın ordusu ile boy gösterirken, Voleybol Federasyonumuzun yalnızca bir ajans mensubuna kafilesinde yer vermesi özellikle voleybolumuzun yükünü çeken,.başta Alev Anakök, Cengiz Tokgöz, Enver Bağlarbaşı ve Ragıp Tekin olmak üzere voleybolun oynandığı hatta konuşulduğu yerde biten fedakar bazı emekçileri düşünmemesi, “Es” geçmesinin, sadece vizyon kaybına sebebiyet vermediğini, bu neferlerin içlerini burktuğunu tahmin ediyorum…
Bunun ekonomik bir açıklaması tahmin dışıdır ve olasılığını düşünmek bile bir ayıp göstergesi sayılmalıdır… Belki de, bu emekçilerin, başlayan Aroma Erkekler 1. Ligini takip etmelerinin daha uygun olduğu düşünüldü, kim bilir... Aynı düşünceyi Türkiye Voleybol Federasyonu’nun yönetim Kurulundaki ağır topları için de taşımaktayım… Orada bir gövde gösterisi kötü mü olurdu ?... Faturası çok mu ağır olurdu ?...

JAPONLAR BU İŞİ BİLİYORLAR…
Kim ne derse desin, bu çekik gözlü, sevimli, saygılı, çalışkan, minyon insanların oluşturduğu millet bu işi çok iyi biliyor ve yapıyor… Zaten öyle olmasa, FIVB arka arkaya bunca dev organizasyonları onların sırtlarına yüklemese, rahat edemez…
Salonlar mükemmel, arı gibi bir çalışma… Duyumlarımıza göre dört dörtlük bir organizasyon… Ayrıca takımları da yaptığı müthiş defansla rakiplerinin sinir sistemlerini allak bullak edip kürsüye çıkmış durumda…
Ama gözlerden ve dikkatlerden kaçan bir önemli husus. O muhteşem spiker kızın inanılmaz hoş diksiyonu ile Japonca’yı tüm dünyaya sevdirmesi ile kazanılan sempati, eminim bu şirin lisana ilgiyi çok fazla arttıracak, bu da turizminden ekonomisine kadar bu ülkeyi yukarılara taşıyacak…
Ne demişler, “İş bilenin, kılıç kuşananın…”
Biz atalarımızdan kalma kılıç’a bile sadece Bursa Kılıç Kalkan Ekibi’nde hükmedebiliyoruz… Sonrası ?...
Yeteneksiz idareciler, spora elini dirseğine kadar sokan politika kokoşları, menfaat peşinde koşan idareciler, sporu sözde yönettiklerini zanneden fukara zihniyetli yöneticiler ve tüm bunlara davetiye çıkaran yönetmelikler, sadece seyreden ve semizlenme modunda tünemiş bürokratlar…
Bu ülkeye göstermelik değil, gerçek bir “Spor Şurası” şart !...
Ama tüm bunları kabullenecek olgunlukta ve vasıfta kişiler bulmanın da zorluğu yol kesiyor…

GEÇEN SORUMUN CEVABI…
Hatırlanacağı gibi, geçen sorumda, 24.09.1969 Yılında İstanbul Mithatpaşa Stadı’nda (Günümüzün Beşiktaş Stadı) Türkiye-İsviçre arasında gece yapılan ve 3-0 lehimize biten “Dostluk Maçı”nda gollerimizi kimlerin attığını sormuştum…
CEVAP: Metin Kurt, Nihat Yayöz, Can Bartu idi…
Doğru Cevap verenler arasında çektiğimiz kurada, sayın Celal Algöz bir adet Mikasa Plaj Voleybolu topu kazandı… Tebrik ediyorum…

YENİ SORUM…
Eski Milli sporcumuz Feridun Aybars hangi spor dalında “Milli” olmuştu ?...
a) Yüzme
b) Basketbol
c) Futbol
e) Güreş
f) Boks
g) Eskrim
h) Judo
i) Masa Tenisi
k) Tenis
l) Hentbol
Cevaplarınızı her zaman olduğu gibi epirden@yahoo.com adresime bekliyorum…

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
Hasan Uğur Epirden Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar