Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
Reklam
  GÖZDEN KAÇIRMA : VİDEO | Spor Toto Süperlig | Puan Durumu

Revna Hanım'ı okudunuz mu?

Tarih23 Haziran 2009 , 12:34

Bu konuyu bir hafta önce kapatmış ve Mehmet Topuz konusunda bir daha yazmamaya karar vermiştim. Ancak Vatan'da Sanem Altan'ın, Beşiktaş'ın First Lady'si Revna Demirören ile yaptığı söyleşiyi okuyunca bir kez daha yazmak durumunda bulunuyorum.

Sanem Altan soruyor:
"Mehmet Topuz'un transfer aşamasına Antalya'da tanık oldunuz. Fener'e gidince şaşırdınız mı?"
Revna Hanım şöyle başlıyor:
"Akşam, bahçede otururken kapı çaldı. Kapıyı bir açtım, karşımda Topuz. Elimi öptü. 'Yenge, sizi çok merak ediyordum, tanışmaya geldim. Sizi çok takdir ediyorum. Annemle, İstanbul'a beraber geleceğiz' dedi."
Revna Hanım, bu sözlere şu karşığı veriyor:
"Bundan sonra ikinci evin, benim evimdir. Ne zaman bir ihtiyacın olursa hiç çekinme."

Bayan Demirören, ertesi gün çocuklarıyla tekneye geçiyor. Yıldırım Demirören de yurt dışına gidiyor. O gün, hiç gazete okumuyor. Akşam eşini arıyor. Şöyle diyor: "Sesi çok kötüydü, 'Ne oldu?' dedim, anlattı. İnanamadım... 'Daha dün akşam geldi, nasıl olur?' dedim. Kendim yaşamasam inanmazdım. Çok şaşırdım, çok kızdım, çok üzüldüm. Topuz istediği yere gidebilir ama onu davet etmeden, kendiliğinden tanışmaya gelip, ertesi gün F.Bahçe'ye gitmesine kırıldım. Kendimi aldatılmış gibi hissettim."

Revna Hanım'ın son sözleri şöyle:
"Futbolcu olması açısından değil, bir gencin böyle davranması üzücü, etik değil."

F.Bahçe bir transfer başarısına imza atmıştır. Kulübe ve Aziz başkana en ufak bir eleştirim olamaz. Şimdi Türk kamuoyuna soruyorum:
"Tüm Türkiye'nin sevdiği, gerçek bir hanımefendi olan Revna hanım yalan söyler mi?"

Topuz'a da iki sorum var...
Birincisi şu: O, Beşiktaşlılık söylemlerini kendisine baskı yapıldığı için söylemiş. Baskı yapan kişiyi açıklar mısınız? İkinci ve son sorum şu: "Revna Hanım amma da sallamış" diyebilir misiniz? Cevabınızı bekler, selam ederim!

Tenis mi dediniz!
Benim için tenis bir numaradır. 35'inden sonra 15 yıl oynamışlığım vardır. Tüm Grand Slam'leri izlerim ama yazmam. "Ne demek istiyorsun?" diye sormaya başladığınızın farkındayım. Engin Kratzer, tüm yazılarını zevkle okuduğum enfes bir tenis adamıdır. Son yazısında, dört büyüklerin tenis şubesi açmalarının an meselesi olduğunu belirtip, bu konudaki tüm ayrıntıları da veriyor. F.Bahçe ve Beşiktaş hazırmış. Trabzonspor, kort yeri araması dışında onay vermiş. G.Saray, ağırdan alıyor olsa bile planlarını yapmış. Bir tenis sever olarak benim bu habere çok sevinmem gerekir değil mi? Tam aksine, dehşete kapıldım. Şu futbollaşan basketbolda olup bitenleri gördükten sonra, "Sakın ha" demeye başladım. Şöyle bir düşünün, FB-GS veya BJK-FB tekler ve çiftler maçı oynanıyor. Tribünlerde 5 bin kişi var. Bir dakika... Tenis, bir uygurlık sporudur. Servis atarken, tribünde 15 bin kişi de olsa "çıt" çıkmaz. Oyun devam ederken, tribündeki birinin kalkıp gitmesi, tenise indirilmiş en büyük darbedir!.. Yıllar önce TED'in uluslararası turnuvasında, hem de kortta Nastase varken, birisi kalkıp tribünleri terk etmişti. O anda yüzlerce gözün üstünde olduğunu fark edince, neye uğradığını şaşırmıştı. Türkiye'de kulüplerarası bir tenis maçı, kurallarına göre asla oynanamaz. Düşünebiliyor musunuz? Futbol seyircisi, kortun etrafını doldurmuş! Vazgeçin... Derhal!

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
İlker Ateş Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar