Ajansspor.com - Anında, Tarafsız Spor Haberleri
SİTE ARAMA:
Reklam

TBL'de Play-off'lara doğru..

Tarih27 Mart 2008 , 12:58

Ligin son çeyreğine girilmesi ile beraber takımlar yavaş yavaş vites yükseltmeye başladılar.

Özellikle son yılların en zorlu ligi olması ve bu bağlamda rekabetin de artması ile çekişme üst noktaya tırmandı diyebiliriz. Daha 3-4 sene öncesine kadar Avrupa’da ligimiz Efes Pilsen, Ülker ve diğerleri olarak bilinirdi ama şu anda geldiğimiz noktaya baktığımızda üç spor kulübümüz de Avrupa’da yollarına devam etmekte ve çok ilginçtir ki, müessese kulüpleri Avrupa’dan elendiler. Ancak anti parantez olarak Efes Pilsen’in yaşadığı talihsiz sorunları da göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum.

All-Star öncesine kadar ligimizin en istikrarlı takımı Beşiktaş Cola Turka diyebiliriz.
Belki de en büyük hamleyi sene başında Ergin Ataman’ı takımın başına getirerek yaptılar.

Şu ana kadar lig ve Avrupa’da önemli işlere imza attılar ve son olarak da tek eksik olarak görülen guard sıkıntısını, geçen yıl NBDL All-Star’da oynamış ve ABD’de “score machine” olarak adlandırılan Brian Chase’i transfer ederek çözdüler..

Bu hamle biraz da, iki sezon önce Efes Pilsen’in yaptığı C.Smith hamlesine benziyor.
Bilindiği üzere C.Smith hamlesi ile Efes Pilsen play-off’larda önemli kademe kaydetti.

Beşiktaş Cola Turka da hem ULEB’de hem de ligde her maçta farklı bir yıldız çıkarmasını bildi ama en istikrarlısı hiç kuşkusuz Preston Shumpert.
Özellikle çoğu maçlarda takımı ipten alıp galibiyete taşıdı. Tabii bunda ona özel setler hazırlayan Ergin Ataman’ın da rolünü unutmamak gerek.
Bunun yanında Nicevic-Kaya ikilisi ve bunlara sonradan takıma katılan Drobnjak’ı da dahil edersek, belki de bu Euroleague’de birçok takımın pota altında görmek istediği bir rotasyon oldu.

Kaya-Nicevic ikilisi şu an itibariyle TBL’in en uyumlu pota altı ikilisi durumunda. Oyunun her iki bölümünde birbirini çok iyi tamamlayabiliyorlar. Drobnjak’a gelecek olursak, ligde onun için en büyük sorun 3+2 kuralı. Bu kural nedeniyle, oyuna soğuk kaldığından katkısı da buna bağlı olarak düşüyor.
Takımın belki de gizli silahı Apodaca diyebiliriz. Hapoel Jeruselam serisine kadar istikrarsız bir görüntü sergileyen Apodaca, yavaş yavaş takım oyuncusu hüviyeti içerisinde çok önemli bir oyuncu olma yolunda ilerliyor. Özellikle en büyük özelliği olan içeriye dalışları ile rakip savunmanın dengesini çok rahat bozabilen bir oyuncu. Son zamanlarda Ergin Ataman’ın belki de en büyük hamlesi Shumpert’i 4 numaraya çekerek tam rakibin direnci düştüğünde; Drobnjak 5 - Shumpert 4 - Sinan 3 – Apodaca 2 - Mehmet 1 numara oynarken rakibin direncini kırıp bir anda farkı açıvermesi.

Son olarak da takımın örümcek adamına geldi sıra; Sinan Güler.
Şu an için takımın bütün sızan deliklerini kapatıyor, hücum ribaundu alıyor, top çalıyor, ikili sıkıştırmalara gidiyor, rakip guarda tam saha baskı yapıyor.. Yani bütün kirli işleri çok iyi şekilde yapabiliyor. Bu tür oyuncuların varlığı ile beraber takım olgusu daha belirgin bir kimyaya kavuşuyor.

Beşiktaş Cola Turka’da herkes rolünü çok iyi benimsemiş ama play-off’larda en büyük etken savunma. Son maçlarda istedikleri zaman çok üst düzeyde savunma yapabildikleri görüldü. Şu an itibariyle Play-off’lara en hazır takım görüntüsü veriyorlar.

Ligin ikinci sırasındaki Efes Pilsen’e geçecek olursak..
Efes Pilsen de aynı Beşiktaş Cola Turka gibi sezon başında koç değişikliğine giden takımlardan.. Bir zamanlar Boston Celtics yardımcı koçluğu için ismi anılan ve son Avrupa şampiyonu koç David Blatt’ın, Oktay Mahmudi gibi takımsal kurgu yerine yıldız oyunculara özel setler hazırlayarak oyuncuların daha çok ön planda olmasını sağlayan bir koç ile anlaştılar. Ve hedefi de en üst nokta; yani Final-Four olarak belirlediler. Lakin; sene başında yaptıkları en büyük hata guard bölgesinde idi. Çünkü şöyle bir geriye baktığımızda Avrupa’da üst düzey başarı sağlamış takımlarda hep Avrupalı guardlar var ( Jasikevicuis-Diamantidis-Navarro-Papaloukas-Pepe Sanchez ve son olarak Kerem Tunçeri)
Hatta Efes Pilsen’in en iyi yıllarını Naumoski ile geçirdiğini ve tarihinde ilk Final Four’uı Mulaomerovic ile yaşadığını hatırlatalım.
Ne Wright ne de Penn.. Genel olarak ABD’li guardlar gibi akıllarında öncelikle takım değil kendi istatistikleri vardır.. Çünkü altyapılarında bir kolejden burs almak için her zaman istatistik önemlidir. İşte sezona böyle bir giriş yaptıklarından sonra D.Blatt tam kimyayı oluşturmaya başlamışken hiç beklemedikleri bir şekilde Sırbistan deplasmanına gitmeyen oyuncuları yollama kararı almaları takımda yine dengeleri alt üst etmişti. Play-off’lara doğru Serkan Erdoğan’ın iyileşeceği göz önüne alındığında yapılan Spencer ve Bradshaw transferleri belki de yeniden hedefe giden yolda önemli hamleler sayılabilir. Spencer Arkansas çıkışlı kolejde; 19 sayı ortalamasının yanına 5 ribaund 2,5 asistlik de önemli rakamlara ulaşmış bir oyuncu. Avrupa’da ise Fransa ve İtalya liglerinde önemli rakamlara ulaşıp Türkiye gelmesi ise onun için önemli bir basamak kabul edilebilir. Diğer bir transfer Bradshaw ise tam bir kapalı kutu. Ama kariyerinde NCAA’den sonra Yeni Zelanda – Avustralya arası mekik dokuduğuna göre bileği düzgün bir oyuncu olması büyük bir olasılık. Play-off’lara doğru Serkan Erdoğan’ın da iyileşeceği varsayarsak, Efes Pilsen Play-off’larda yine en büyük favori olarak gösterilebilir.

Ligde 8 yenilgiye sahip diğer üç takım Galatasaray Cafe Crown - Fenerbahçe Ülker ve Türk Telekom, Beşiktaş Cola Turka ve Efes Pilsen’e nazaran ligde hedefsiz takımlara karşı mücadelelerinde biraz daha istikrarsız gözükmekte.
Buna biraz konsantrasyon sorunu da diyebiliriz.

Son şampiyon Fenerbahçe Ülker’de sene başında önemli bir karar alarak Aydın Örs un yerine Milli Takım Antrenörü Bogdan Tanjevic’i göreve getirmişti. Bogdan Tanjevic’in Fenerbahçe’si başarılı mı değil mi bunu senenin sonunda hep beraber göreceğiz ancak sene başındaki transferler yapılırken hedefin hep 2010 olarak gösteriliyordu, gerçek olansa yaptığı genç transferlerle ilerde çok yetenekli bir takım kurma hedefi olduğu.. Fakat kanımca Avrupa Şampiyonası da gösterdi ki başarısız olan İtalya – Sırbistan, takımları gençleştirdiği için başarılı olamadılar. Zamanın en formda oyuncuların yerine tecrübesiz genç oyuncularla başarı zor yakalanırdı ancak Fenerbahçe Ülker bu tezi de kırmayı başardı.
Şu anda gelinen noktada Euroleague’de takım çeyrek finale kalmış durumda. Genel olarak eleştirilerin başında Solomon’a dayalı bir oyun sistemine sahip olunması geliyor ve bu da bir nevi doğru.. Çünkü; Bugüne kadar ne James White, ne de Emir Preldzic endeksli çok nadir hücum setleri izledik. En basitinden diğer oyunculardan ayıran ekstra özelliği olan atletik yetenekleri ile uzunların boyalı alanda savunmacılarını dışarıya çıkarıp White’ın içeriye deliciliği veya dip çizgide boş bırakıp ceza şutlarını kullanma gibi setleri çok nadiren görmekteyiz. Aynı şekilde Preldzic de ekstra el üzeri şutlar atmaya çalışıyor! Sezon başından beri özel olarak Preldzic için kendisinden 10 cm kısa savunmacısını içerde sırtı dönük top alıp çok rahat ekarte edebilecek yetenekte olmasına rağmen bu tür hazırlanmış bir seti henüz göremedik. Takım potansiyeli o kadar yüksek ki Solomon’un yanında her zaman bir veya iki tane rol oyuncusu çıkarmayı çok iyi biliyor. Takıma sonradan katılan Kinsey ve Ömer de alıştılar diyebiliriz. Özellikle Ömer Aşık gelecekte belki de çok önemli bir uzun olabilecek seviyede. Zaten şimdiden San Antonio gibi NBA’in önde gelen takımlarının scout radarına girmiş durumda. Bu bağlamda son şampiyon Fenerbahçe Ülker de Play-off’larda önemli işler yapabilecek güçte bir takım.

Galatasaray Cafe Crown’a geçecek olursak..
Galatasaray’da da en çok göze batan olay hala belirgin bir kimyanın oluşamaması..
Sene başında transfer edilen Brian Greene ve William Avery’in takımdan yollanması, Cenk Akyol, Britton Johnson’ın takıma geç katılması ve belki de bu sezonki en büyük şansızlıkları sakatlıklar.

Hüseyin Beşok’un iki defa sakatlanması ve en son olarak apandisit ameliyatı olması, Tufan Ersöz’ün uzun sakatlığı, Dee Brown’un sakatlığı derken, bir de bunlara bazı maçlarda Gaines’ın cezası da eklendiğinde, esksikler Galatasaray’ın en büyük rakibiydi.
Ama bu eksiklere rağmen ULEB’de F8’e kalmayı başardılar. Bunda belki de en büyük rol Owens-Hite-Murat Kaya üçlüsünün her maçta istikrarlı performans sergilemeleriydi. Ancak sakatlıkların iyileşmesinden sonra Murat Özyer yavaş yavaş takım içinde rolleri değiştirmek zorunda kalacak gibi. Tufan’ın dönmesi en çok Murat Kaya’ya yaramadı gibi çünkü süresi ve takımdaki rolü azalabilir.
Britton Johnson’ın takıma ne vereceği aşikar ancak Dee Brown faktörünü de unutmamak gerekir. Dee-Hite-Tufan üçlüsü ile Cüneyt-Murat-Cenk üçlülerini kombinasyon halinde kullanıyor. Oyunda ritmi arttırmak için Dee-Hite-Tufan üçlüsü TBL için biçilmiş kaftan çünkü hem Dee hem de Hite’in fast-breake dayalı oyun anlayışına sahip olması ve Tufan’ın da skorer yanı bu takım için önemli bir etken. Gaines’in savaşçılığı ve Owens’ın da gününde olması pota altında önemli bir üstünlük sağlıyor.
Play-off’lar da Galatasaray Cafe Crown için en önemli soru istikrarı.. Çünkü ilk turda Türk Telekom veya Fenerbahçe Ülker’i seçme olasılığı yüksek ve bu rakiplere karşı da istikrar en önemli etken olacak.

Türk Telekom ise sene başında inanılmaz transferlerle önemli bir hamle yaptı ancak sezon ortasında M.Wright’ın sakatlığı takımda dengeleri bir anda alt üst etti.
Türkiye Kupası Şampiyonluğu Türk Telekom için önemli bir adımdı. Ancak hala M.Wright’ın eksikliğini atlatamadılar. Aslında Jurkovic yerine iyi bir skorer alabilselerdi veya Kimani Ffriend, M.Slaughter gibi boşta olan deli dolu, hem savunmada hem de hücumlarda rakip uzunların dirençlerini çok rahat kırabilecek oyunculara yönelselerdi belki de çok daha kısa sürede eski düzeylerine gelebilirlerdi.

Play-off potasındaki diğer üç takım; Antalya Büyükşehir Belediyesi - Karşıyaka ve Kepez bütçelerine göre ve ligin seviyesine göre harika işler başarıyorlar. Özellikle Karşıyaka ve Antalya Belediyesi kendi evlerinde inanılmaz işler yaptılar. Karşıyaka’nın LeBron James’i olan Quention Hosley’in belki de ligimizde son yıllarda gelen ve dört ayrı pozisyonda da üst düzey verimle oynayabilen yegane oyuncu. Tabii takımdan ayrılan Gary Neal ve Sean Marshall’ı da takımın şuan ki pozisyonunda olmasında önemli katkıları olduğunu da unutmayalım. Belki bu üç takım play-off’larda büyük sürprizler yapamayabilirler ama güzel bir renk katacakları aşikar.

YORUM EKLE
Yorumunuzu eklemek için tıklayınız.
İsmail Arslan Son Yazıları
Reklam
Ajansspor Tüm Yazarlar