Ajansspor

Spor yazarları, Galatasaray'ın Liverpool zaferini değerlendirdi: "Bugün İngiltere'de en çok yapılan Google araması..."

Editör: Özgür Koç

Son Güncelleme /

Spor yazarları, Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi son 16 turu ilk maçında İngiliz devi Liverpool'u RAMS Park'ta 1-0 mağlup ettiği karşılaşmayı değerlendirdi. Detaylar haberimizde...

Haberin Kaynağı:
Ajansspor
Google NewsAbone OlOkunma Süresi: 12 dk
WhatsApp'ta PaylaşFacebook'ta PaylaşX'ta Paylaş
😀-
😂-
😢-
😡-
😲-
AIAI ile oluşturulan özeti dinleyin

"Devler Ligi"nde yoluna devam eden sarı-kırmızılı ekip, RAMS Park'ta İngiltere'nin köklü takımlarından Liverpool'u ağırladı.

Galatasaray, zorlu maçta 7. dakikada Mario Lemina'nın golüyle 1-0 öne geçti. İlk yarının kalan bölümünde daha etkili oynayan taraf olan sarı kırmızılılar girdiği net pozisyonları değerlendiremedi. İngiliz temsilcisine de gol izni vermeyen Galatasaray, devre arasına 1-0 önde girdi.

Karşılaşmanın ikinci yarısında da Skor üstünlüğünü koruyan Galatasaray, sahadan 1-0 galip ayrılarak rövanş maçı öncesi avantaj yakaladı.

Spor yazarları Galatasaray - Liverpool karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:

Uğur Meleke: "Bugün İngiltere'de en çok yapılan Google araması Noa Lang olmalı!"

Spor tartışmalarında tüm zamanların en iyi kulüp takımı “Galatasaray 1996-2000” olarak anılır genelde. Ben o takımı anarken aralığı 1 sene uzatıp, “Galatasaray 1996- 2001” tabirini kullanırım. Gerekçem de şu: Evet o takımın patronu Fatih Terim, 2000 yazında ayrılmıştı ama o oyuncu kadrosu aslında çok büyük değişiklikler yaşamadan 1 sezon daha birlikte devam etmişlerdi. Kulübeye Lucescu geldi, yeni santrfor Jardel oldu. O ekip Ağustos 2000’de Real Madrid’i yenerek Süper Kupa’yı aldı. Nisan 2001’de de Şampiyonlar Ligi yarı finalinin kapısından döndü. 

O Galatasaray, Raul’lü-Morientes’li-Figo’lu son Avrupa şampiyonu Real Madrid’i Devler Ligi çeyrek final ilk maçında 3-2 yenmişti. Ki Jardel’in attığı dördüncü gol de iptal olmuştu. Rövanş öncesi Okan-Emre’nin İnter transferi gündeme bomba gibi düşmüş, enerji biraz kaybolmuş, Galatasaray son iki maçta peş peşe yendiği Real Madrid’i pekala eleyebilecekken turu orada bırakmıştı. 

Ben “Galatasaray’2026”yı nedense daha çok “Galatasaray’2001”e benzetiyorum. Okan Buruk’un iki Liverpool maçını 1-0 kazandıran, Atletico Madrid’i 1-1’de tutan stilini de Lucescu’ya... Bu Liverpool her ne kadar çok formda olmasa da, 1 milyar Euro’luk çok kaliteli bir takım. Geçen sezonu şampiyon bitirdiler, üzerine yazın üç tane 100+ milyon Euro’luk oyuncu aldılar: İsak, Wirtz ve Ekitike... Böyle bir takıma karşı İstanbul’da iki kere erken öne geçip, 1-0’ı 90 dakika korumak büyük iş. Tam Lucescu okulu tarzı bir iş. Okan Buruk 2001’de orta sahanın dinamosu olarak o işlerin kalbindeydi. 2026’daysa lider olarak görevde.

OVERMARS’I HATIRLATTI 

Tabii ki dünkü önemli galibiyetin birkaç başrolünün daha altını çizmek lazım. Yeryüzünün en iyi 5 santrforundan biri Osimhen bir büyük maçta daha büyük oynadı. Uğurcan, Jakobs, Abdülkerim, Lemina, Sara şahanelerdi. Buldozer Barış yakaladığı her savunmacıya kart aldırmaya devam etti. Bir de bugün İngiltere’de en çok yapılan Google araması sanırım şudur: Who the hell is this Noa Lang? (Kim bu Noa Lang?)... Dünkü kariyer performansıyla sürekli Overmars’ı hatırlattı bana. (Hürriyet)

Mehmet Ayan: "Yolumuz açık, hedefimiz kutlu!"

İlk 5 dakika kâbusunu atlattıktan sonra gelen gol, maçın kalan bölümündeki oyunumuzu şekillendirdi. O anaforda gol yesek ne kalan bölümde bu kadar iyi oynayabilir, ne skor bulabilirdik. Duran ya da hareketli kenar toplarda rakibin 2 stoperini sürklase ettik. Konate ve Van Dijk’in sersemlediği anların kahramanları ortalarıyla Sara, Lang, Jakobs; topa hamleleriye Osimhen ve Lemina oldu. Salah’ın oyunu 35 metrede kabul etmesiye Gomez kanadını oya gibi işledik. Lang ile Jakobs o tarafı felç etti. Mamardashvili 2 kritik top çıkardı, Sanchez de direğe takıldı.

LiVERPOOL BU KEZ DAHA ETKiLiYDİ

Tempolarına tempoyla, oyunlarına oyunla geçişlerine geçişle karşılık verdik. Golü atıp savunmaya çekilmeyecek kadar ‘Avrupalı’ oynamayı sindirmiş bir OKAN BURUK takımı vardı sahada. Savunmada geçiş verdiysek dahi gole geçit vermedik. İlk maça nazaran hücumda daha etkin bir Liverpool izledik. 

İkinci yarı da ilk yarı gibi başladı. İlk 6-7 dakika yine korku filmi... Sonrasında toparladığımız oyun ilk yarıdaki üretimden uzaktı. Rakip, üzerimize daha çok geldi; bloklarımızı daha net deldi. Duran toplarda daha etkili oldu. Orta sahamız uzun toplarla rakip arkasına sarkmak isterken setteki başarısından epeyi geride kaldı. Zor zamanlarda Uğurcan sahneye çıktı. Jakobs maçın adamı oldu. Sanchez’in sarı kart cezası üzdü.

PROFESÖR OKAN BURUK

Oyuncu değişiklikleriyle oyunu tutma konusunda Beşiktaş maçındaki doçentlik seviyesini profesörlük düzeyine taşıyan Okan hoca, Barış’ı da sol öne atarak hücum gücünü eksiltmedi. Barış 77 sonrası rakibi maçta belki hiç olmadığı kadar yordu son 15 dakika. Galibiyet yine doğru oyun, iyi taktikle geldi. Tur halen ortada ancak Liverpool yolu umut dolu. (Hürriyet)

Osman Şenher:  "Liverpool'u da DAĞITTI"

Hakikaten bu sezon Avrupa kupalarında Galatasaray destan yazıyor. Kolay bir iş değil, üç gün önce derbi oynadın. Oyunun üçte birlik kısmında on kişiyle mücadele ettin. İster istemez bir yorgunluk olur; ama dün gece O Liverpool karşısında ortaya konan mücadeleyi görünce bu takıma saygı duymamak mümkün değil.

Maalesef Türkiye’de futbol iklimi çok kötü. Liverpool maçında bakıyorsun İspanyol hakem yönetimiyle resital sunuyor. İki takımın futbolcuları da birbirlerine tekme atmadan, sahtekarlık yapmadan herşeylerini sahaya koyuyorlar. Galatasaray da bu ortamda gerçekten ülkeyi çok iyi temsil ediyor.

İlk yarı Jakobs ile Lang neler yaptı! İngiliz ekibinin sağ tarafı çöktü. Osimhen gol atmamasına rağmen golün pasını verdi. Ceza sahası içinde dolaştığı zaman Liverpool defansı resmen panik yapıyordu.

Bu maçın kahramanlarından biri de Sara’ydı. Herhalde Brezilya Milli Takımı’na seçileceğinin haberi geldikten sonra sahada basmadık yer bırakmadı. Yani şöyle diyeyim; 1 milyar 250 milyon euroluk Liverpool’da ne bir Sara vardı ne de bir Osimhen. Sarı-kırmızılıların kadrosu gerçekten Süper Lig üzerinde bir kaliteye sahip.

Tabii bu kabul edilmiyor. Biz haftanın 4-5 gününü hakemleri eleştirmekle geçiriyoruz. Hakemler Galatasaray’a kıyak yapıyormuş. Öyle bir senaryo. Eleştiren eleştirene, hakaret eden edene... İşin aslı o değil. Avrupa kupalarında bu takımın nasıl top oynadığını görünce insanların nezaketen biraz susması lazım. Ben artık kimseyi eleştirmiyorum. Çünkü burada atış serbest.

Sonuçta muhteşem bir taraftar... Hele Osimhen’e yaptıkları koreografi hepimizi duygulandırdı. Sahada her şeyini ortaya koyan futbolcular ilk maçta galip gelerek avantaj da sağladılar. Siz skora bakmayın. En az üç fark olması lazımdı. Cim Bom’u alkışlıyorum. (Milliyet)

Cem Dizdar: "Ülkenin en kolektif takımı"

İki takım açısından dengede geçen bir ilk devreyse de golü atan Galatasaray’dı. Bilinir futbolda ‘’gol’’ terazide dengeyi değiştiren unsurdur. Galatasaray sadece gol atmadı birçok istatistikte de rakibinden öndeydi. ‘’Büyük şans’’, ‘’şut’’, ‘’korner’’, ‘’’isabetli orta yüzdesi’’... Ancak Liverpool da ‘’kaleci kurtarışı’’, ‘’pas’’ gibi verilerde önde görünüyordu. Okan Buruk takımının analizi de uygulaması da doğru ilerledi devre boyu. Ancak ikinci devre başlangıcı en azından ‘’topla oynama’’ konusunda tehlike içeren istatistikler içeriyordu. Topla daha çok oynayan rakip Liverpool’du ama ele geçirilen top doğru kullanılırsa bu da yeni fırsatlar demekti!

O sorunu da çözerler

İlk maçta olduğu gibi bu maçın ikinci devresinde önce sahayı savunmada doğru kullanmaya başladı Galatasaray. Ardından 60’lara doğru adım adım kendi yarattığı fırsatları değerlendirmeye koyuldu. Buldu da… Ancak bu kez rakip için de fırsatlar doğmaya başladı. En ciddisi 65’teki Hugo Ekitike hücumunda olduğu gibi. O da ikinci devrenin en göze gelir hücum girişimiydi. Buna rağmen her hattıyla maçı kazanmak için, sakin ve düzenli oynamayı sürdürdü Galatasaray. Fakat dakika 90’da ceza sınırında olan Davinson Sanchez’in gördüğü sarı kart olmasa rövanş daha da iyi olacaktı. Ama bu takım bu sorunu da çözebilecek olgunlukta kanımca. Bir kez daha görüldü ki ülkenin en kolektif en düzenli futbol oynayan takımı epeydir olduğu gibi bugün de Galatasaray. Bu durum, ülke verileri açısından hayli maliyetli olsa da planlama, çalışma ve sürdürülebilirliğin karşılığıdır. Ancak bu ‘’sürdürülebilirlik’’ için ‘’şimdilik’’ kaydını düşmek koşuluyla elbette... (Fanatik)

Serkan Akcan: "Dejavu"

Galatasaray bir sezon içerisinde Liverpool’u ikinci kez Ali Sami Yen’de yendi. Yine müthiş bir enerji, yine büyük bir mücadele, yine yürekli bir futbol ile Liverpool’u devirdi Okan Buruk ve futbolcuları. Okan hoca, Singo’yu sağ bek başlattı, Lang’ı sol forvette kullanıp Sane ile Sallai’yi kulübede tuttu. Böyle maçları takım olarak büyük oynayarak kazanırsın, Galatasaray’da hemen her futbolcu öyle oynadı. Ama Lemina, Barış, Jakobs, Abdülkerim, Singo ve Sara mükemmele yakındılar. Mario Lemina orta sahaya büyük bir dinamizm kattı. Bire bir baskıları kusursuz yaptı, Liverpool’un pas kanallarında hep ayağı vardı, oyun zekasıyla da duran topta kafayla golünü attı. Oysa Liverpool maça ne kadar da baskılı başlamıştı. Uğurcan’a kadar uzanan bire bir baskıları bunaltıcı boyuta ulaşacakken, Lemina’nın bu golü Galatasaray üzerindeki tüm baskıyı kırmaya yetti. Bu gol Osimhen’den, Barış Alper’e kadar tüm futbolculara özgüven aşıladı. Gabriel Sara baskılarda en az Lemina kadar iyi olmakla birlikte asıl farkı kazandığı topları doğru kullanarak yarattı. Juventus maçının futbolcusu seçilmek belli ki Sara’ya yaramış ve Liverpool’a karşı Galatasaray’a üçüncü bölgeye taşıyan, hücum bölgesinde kaldığı süreyi uzatan oyuncuydu.

Bir bebekten daha fazlası

Jakobs ve Lang ikilisi; Arne Slot’u, Gomez’i sağ bekte tercih ettiğini bin pişman etti. Jakobs hızıyla büyük fark yarattı, geri koşularda hep topa yetişti, Liverpool ataklarını kesti, dönüp yeniden hücum başlattı. Bir sol bekten çok daha fazlasını izletti bize. 77. dakikaya kadar Arne Slot her şeyi denemiş olsa da Okan hoca Lemina-Sallai ve Lang-Yunus değişimiyle oyunun inisiyatifini elinde tutmayı başardı. Galatasaray, 5 ay önce Eylül’de yendiği Liverpool’u Mart ayında da devirerek rakibine bir sezonda ikinci kez üstünlük sağladı ve rövanş için avantaj sağladı. (Fanatik)

Levent Tüzemen: "Çeyrek final kapısını açtılar"

G.Saray yine Avrupalı kimliğini sahaya yansıttı, gruplarda yendiği Liverpool'a bir kez daha yenilgiyi tattırdı. Seyircinin müthiş desteği, bu kez ıslık fırtınasını kasırgaya döndürdü. Özellikle Osimhen'i motive etmek için açılan pankart duygu yüklüydü, Nijeryalı yıldız gözyaşlarını tutamadı. Osimhen belki gol atmadı ama yine müthiş mücadele ederek arkadaşlarının enerjisini hep yukarı çekti. İlk Liverpool maçına oranla G.Saraylı oyuncular zaman zaman bireysel hatalar yapmalarına rağmen birbirlerinin eksikliğini veya yanlışlarını gidermek için saha içinde kenetlendiler. Brezilya Milli Takımı'na çağrılmak, Sara'yı olumlu etkilemiş. Takımı bir maestro gibi yönetti. Barış mücadeleci kimliği ve sert koşuları ile Liverpool'un iki kanadını da sarstı. Jakobs çok iyi oynadı, özellikle Lang topu ayağına aldığında aklı ile hareket etti, etkili paslar ve ortalar yaptı. Liverpool pahalı ve kaliteli bir takım. G.Saraylı oyuncular hep ciddi oldu. Zaman zaman dikkat sorunu yaşasalar da rakibe pozisyon vermediler. İlk yarıda Osimhen önüne düşen topa etkili vuramadı, bir kafa vuruşunda köşeye topu bırakamadı. Ama Lemina'nın golünde kale içine düşen topa Osimhen kafayı vurdu. G.Saray'ın en akıllı oynayan oyuncusu Lemina'ydı. Yorulana kadar müthiş toplar kaptı, hücuma destek verdi, pas oyununa katkı sağladı. Torreira her zamanki gibi enerji santrali olarak en çok koşan, mücadele eden oyuncu oldu. Kaleci Uğurcan da kritik kurtarışlara imza attı. Rövanş kolay olmayacak. Sanchez de yok! G.Saraylı oyuncularda Liverpool'un röntgeni var. Telaş yapmazlar sakin kalırlar, yardımlaşmayı öne çıkarırlarsa çeyrek final biletini alırlar. (Sabah)

Bülent Timurlenk: "Muhteşem zafer"

Yıllarca şunu gördük; bizim takımlarımız maça iyi başladıklarında rakip bir kez gelir, golü bulur… Dün çok şükür ki senaryo tersine döndü. Liverpool müthiş bir ön alan presiyle başlarken ilk 10 dakikada pas hatalarıyla kroke olan Galatasaray'ı Lang'ın kazandırdığı korner uyandırdı. Osimhen atmasa da bu kez asist… Ve Lemina'nın kafası. Okan Buruk, muhtemelen Gakpo'yu karşılaması için Singo'ya sağ bekte şans verirken Arne Slot, bu oyuncuyu kulübede oturtup, Ekitike ile gezgin oynayan Wirtz'e şans verdi. İlk yarıda 8 pas arası Galatasaray'ın Liverpool'u ne kadar bozduğunun göstergesi. Ama bir ismi ön plana çıkartacaksak bu kesinlikle Uğurcan… 90 dakikada net 5 gol fırsatına kalesini kapatırken bir kez daha çok büyük kaleci olduğunu gösterdi. Maçın kilidi orta sahayı yitirmemekti. Mac Allister, Gravenberch ve Szoboszlai üçlüsüne karşı hiç düşmediler. Jakobs kanadında Salah'ı yedi bitirdi. Sara, Lang'a vermediği, ardından veremediği iki topla tabelanın 1-0 kalmasında etkili kaldı! Derbinin sonrasında sona yaklaşırken yorgunluk olacaktı… Buruk'un biraz da geç kaldığını söylemek lazım. Ancak yine derbide olduğu gibi sırasıyla orta sahadaki üç adamını oyundan aldı. Ama bu kez girenler diriydiler ve maçın havası başkaydı. İspanyol hakem, VAR'dakilerle birlikte muhteşem maç yönetti. Premier Lig'in son şampiyonunu İstanbul'da kalesinde hiç gol görmeden iki maçta da mağlup etmek çok ama çok büyük iş. İş bitmedi elbette. Galibiyet kadar önemli olan 7 oyuncu sınırdayken sadece Davinson'un cezalı olması. Tebrikler Okan Buruk, tebrikler Galatasaray. (Sabah)

Murat Özbostan: "Tüm Türkiye bu gururu yaşamalı"

G.Saray, Liverpool'u yine cehennemin içine attı.. Liverpool'u bir kez daha bir sezon içinde yıkmak her takıma dünyada nasip olmaz.. Türkiye'de ise bunu sadece bize G.Saray yaşatır. Maçın başında kornerden gelen topu Osimhen kafayla kale önüne indirdi, Lemina yükselip yakın mesafeden fileleri havalandırdı. Bu erken avantaj, G.Saray'ı psikolojik olarak çok rahatlattı ve Liverpool'u baskı altına aldı. Erken gol, deplasman takımı için en zor şeylerden biridir.. Nitekim Liverpool'un oyuna girişini bozdu.. Aslan tamamen ipleri eline aldı; kontrolü ele geçirdi. G.Saray, özellikle ikinci yarıda çok katı bir savunma yaptı. Uğurcan Çakır'ın kalesi, Davinson, Bardakcı ve Jakobs'un oluşturduğu hat neredeyse geçilmedi.. Takım blok halinde geri çekilip kontraları bekledi, boşluk vermedi.. Bu, Okan Buruk'un klasik "kompakt savunma" taktiğinin mükemmel uygulamasıydı. Osimhen sadece asist yapmakla kalmadı; hava toplarında üstünlük kurdu, rakip savunmayı meşgul etti, presiyle top kazandı. Fizik gücü ve hızıyla Liverpool'un stoperlerini (Van Dijk, Konate) sürekli rahatsız etti. Osimhen her yerde vardı.. Yine G.Saray'ın en çok alkış alan ismi oldu.. Ya Barış Alper Yılmaz.. Şu an kariyerinin zirvesinde, tam bir "Terminatör" gibi oynuyor.. Arne Slot'un bile maç öncesi "Barış'ın hızına yetişemedik" dediği türden bir performanstı! Savunma arkasına koşuları, pres gücüyle top kapmaları ve geçişlerdeki hızı G.Saray'ın kompakt oyununu mükemmel tamamladı. Sadece hücumda değil, presiyle top kazandı, geri dönüp yardım etti. Orta saha ve kanat geçişlerinde "Çok yönlü" rol oynadı.. Çok tebrik ediyorum.. G.Saray avantajlı bir skoru cebine koydu ve Ada'ya gidecek.. Ama şimdi bu maçın keyfini çıkaralım.. Bu gururu yaşayalım.. 6 kere Şampiyonlar Ligi'ni kazanmış Liverpool'u yine yıkmak bir destandır.. (Sabah)

AIAI ile oluşturulan özeti okuyun

Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool'u 1-0 yendi. Maçın tek golünü 7. dakikada Mario Lemina attı. Galatasaray, maçın genelinde daha etkili bir oyun sergileyerek, Liverpool'a gol izni vermedi ve devre arasına 1-0 önde girdi. İkinci yarıda da skor üstünlüğünü koruyan Galatasaray, sahadan 1-0 galip ayrılarak rövanş maçı öncesi avantaj elde etti. Bu sonuçla Galatasaray, aynı sezonda Liverpool'u ikinci kez yenmiş oldu.

Bu videoya da göz atabilirsin

Sizin için önerilen haberler yükleniyor...