'Tanrı'nın eli'nin günahı: Diego Armando Maradona Sinagra

Dünya futbolu adına efsane isimlerden biri olarak tanımlanana Diego Maradona hayatını kaybetti. 25 Kasım tarihinde vefat eden dünya futbol efsanesi Diego Armando Maradona ve yıllar sonra kabul ettiği oğlu Diego Armando Maradona Sinagra'nın hikayesini, Ajansspor Haber Müdürü Cüneyt Muharremoğlu yazdı.
1 Aralık 2020 23:52- Son Güncelleme - 2 Aralık 2020 09:29
Google news abonelik

Cüneyt MUHARREMOĞLU

İvan Turgenyev’in 1862'de kaleme aldığı  'Babalar ve Oğullar' romanı Rus edebiyatı için mihenk taşıydı. Baba Nikolay Petroviç Kirsanov ve oğlu nihilist Arkadi Nikolayeviç Kirsanov karakterleri ile iki jenerasyon arasındaki artan farklılıkları anlatan roman batı dünyasında büyük şöhret kazandı ve Rus edebiyatçılara Batı'nın kapısını açtı. Bu romandan yaklaşık 100 yıl sonra Arjantin'de doğacak başka bir 'baba' da gerçekleştirdikleriyle sadece Batı'yı değil dünyayı sallayacaktı. Diego Armando Maradona, Buenos Aires'te sazdan, kilden, gübreden yapılmış bir kulübede doğdu. Ona babasının ismi verildi. Tıpkı kendi çocuğu 1986 yılında Napoli'de doğan Maradona gibi..

Arjantin'de doğan 'dünya yıldızı' Maradona'nın futbol hayatında Napoli'nin bu kadar önemli yer tutacağını kimse bilemezdi. 1984'te Barcelona'dan İtalya'nın güneyindeki bu fakir kente geldiğinde ona hoş geldin demek için San Paolo Stadı'nı 85 bin kişi doldurmuştu.

Günahkar Maradona!

Diego Armando Maradona, Napoli'yi zengin kuzey takımları arasından şampiyonluğa taşırken özel hayatı da hareketliydi. Barcelona’da ilk kokain deneyimiyle ilgili olarak “Tek seferde kendimi Süpermen gibi hissettim” diyen Maradona, Napoli’de bu konuda sınır tanımıyordu. Pazardan çarşambaya kadar süren uyuşturucu partilerinin ardından maça çıkıyordu.  Maradona'nın hayatına bu dönem Cristina Sinagra girdi.

Maradona dini..

1986, Maradona’nın futbolda zirveye çıktığı yıldı. Meksika'da yapılan Dünya Kupası'nda 'ilahi' olaylar yaşanıyordu.  Çeyrek finalde meşhur İngiltere maçı 'Tanrı'nın eli' ve yüzyılın golüyle Arjantin'in galibiyetiyle bitiyor, Maradona Dünya Kupası'nı takımına kazandırıyordu. Artık Maradona bir 'din'di. 'Hıristiyan sosyalizmi'nin yaygın olduğu Arjantin'de, "Tanrı’nın Eli Kilisesi bile kurulmuştu.

Babalar ve kabul edilmeyen oğullar...

Maradona'nın adeta 'Tanrı' muamelesi gördüğü günlerde Cristiana Sinagra, Meksika'dan İtalya’ya döndü ve "Hamileyim" açıklamasını yaptı. 20 Eylül 1986'da bir erkek çocuk doğurdu. Çocuğuna Diego Armando Maradona Sinagra ismini verdi. Ama bir sorun vardı. Maradona çocuğun kendisinden olduğunu kabul etmiyordu. Olay mahkemeye taşındı. Maradona, DNA testine girmedi. İtalyan mahkemeleri bunun üzerine çocuğun Maradona'dan olduğuna karar verdi. En meşhur cümlesi “Ben halkın temsilcisi, sessizlerin sesiyim. Ben El Diego'yum” olan “Tanrı'nın eli” ise "Aziz değilim" diyerek çocuğunu kabul etmiyor, oğlunu görmek istemiyordu.

'Günahsız Maradona'... 50 bin Euro'luk oyuncu

Diego Armando Maradona Sinagra da aynı babası gibi futbola büyük ilgi duyuyordu. Onunla aynı mevkide, forvetin arkasında oynuyordu. Napoli altyapısından Genoa U19 takımına gittiğinde yıl 2004'tü. Çoğu zaman kulüpsüz kaldı. Onun dışında, kısa aralıklarla Cervia, Internapoli, Quartograd, Venafrao, US Boys Caivanese, Arzanese,  Savoia, Afro Napoli ve Villa Literno takımlarında forma giydi. Transfer değeri sadece 3 sezon 50 bin Euro'ya çıktı. 2019 yılında da futbolu bıraktı. Hayatının hiç bir döneminde skandallara karışmadı. Aynı Turgenyev’in 'Babalar ve Oğullar' kitabındaki gibi farklı dünyaları vardı Arjantin efsanesi Diego Armando Maradona ile... O 'günahsız Maradona' idi.

Ve çocuğuyla görüşmeyi kabul ediyor

Diego Armando Maradona, 1991 yılında kokain kullandığı gerekçesiyle futboldan 15 ay men edildi. Napoli günleri sona ermişti. Birkaç kulüp dolaştıktan sonra Arjantin'e döndü.  Aktif futbol hayatı bitip teknik direktörlüğe başladığında pişmanlıklar yaşamaya başladı. Yönetmen Emir Kusturica’nın hazırladığı belgeselde Maradona, “Sonradan eski videoları izlediğimde anladım ki ailemle, çocuklarımla ilgili çok önemli anları kaçırmışım, yaşayamamışım” diyerek itirafta bulunuyordu.

43 yaşına geldiğinde Napoli'de bir oğlu olduğunu fark etti. Onunla ilk defa 2003 yılında İtalya'da bir golf turnuvasında görüştü. İtalyan basını, 2007'de Maradona'nın oğlunu kabul ettiğini yazdı. Aralarına yine yıllar girdi. Ta ki 2016 Ağustos'una kadar.  Bu buluşmada, Maradona'nın yine daha önce kabul etmediği ve mahkemece yine onun olduğu kararı verilen kızı Jana da vardı. Dalma ve Giannina adında iki kızı ve Diego Fernando adında bir oğlu daha bulunan efsane, "Oğlumla bir araya geldiğim için çok mutluyum, Onunla ve kızım Jana ile yine bir araya geldik. Onu çok seviyorum aynı bana benziyor" diyordu.

Dönüm noktası

Bu, baba ve oğul Maradona ilişkisinde dönüm noktası oldu. 'Günahsız Maradona', babasının 60. yaşı için 30 Ekim 2020'de Marca'da yayınlanan söyleşisinde "Soyadınla Napoli'de nasıl yaşıyorsun?" sorusuna şu yanıtı veriyordu:  "Sakince hallediyorum. Burada doğdum ve hayatım boyunca burada yaşadım. 34 yaşındayım. Hayatımın bazı yerleri kolay olmadı, çünkü ona burada tapıyorlar. Hikaye ilk kez gün ışığına çıktığında, pek çok insan annem Cristina Sinagra'ya inanmadı ama sonra işler düzeldi."

Oğul Maradona'ya göre babasının bütün sorunları çok iyi olmasından kaynaklanıyordu. "Diego seni 'normal' bir oğul olarak görüyor mu?" sorusuna verdiği yanıt 'geçmişten gelen' bir serzeniş içerse de babasının sevgisine inandığını gösteriyor: "Elbette geçmiş silinemez. Sanırım beni bir oğul gibi seviyor. Tüm çocukları için çok sevgisi var. Büyük bir kalbi var ve herkese iyi davranıyor. Hayatında başına gelenler, insanlara karşı çok iyi davrandığı için oldu. Çok sakin, rahatlamayı ve evde televizyon izlemeyi seviyor. Bu, dışarıdan insanların inanmadığı bir şey. Bütün sorunları çok iyi olmasından kaynaklanıyordu. Katı olmakta zorlanıyor ve belki hayır demeyi bilmiyordur."

Ölümünün ardından mesaj: İyi yolculuklar kalbimin 10'u

25 Kasım'da Diego Armando Maradona kalp krizi geçirip hayatını kaybettikten sonra oğlu Instagram'da bir mektup yayınladı. 'Günahsız Maradona' babasına sanki hayatı boyunca 'yanında bulunmuş' gibi veda etmişti:
 
"Seninle ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsin. Ve sarılmanı ne kadar özleyeceğimi tahmin edemezsin, baba. Sevgili Napoli'mizin maçını izlemek için yanınızda oturmayı çok özleyeceğim. Ya çocuklarım? Böyle sevgi dolu bir büyükbabaları olmadan nasıl büyüyecek? Her zaman yanınızda olacaklarına, seni her zaman savunacaklarına ve büyükbabaları olduğun için her zaman gururla göğüslerini gereceklerine söz veriyorum. Beni bekle ve zamanım geldiğinde beni al, çünkü seni her zaman yanımda istedim. Çünkü babasının yanında olan bir oğul hiçbir şeyden korkmaz. İyi yolculuklar, kalbimin 10'u. Seni seviyorum."