Tüm kulüpler bu kitabı altyapılarına dağıtsın
Editör: Orhan Gülek
Son Güncelleme /
Ergin Keleş ‘Nasıl Yıldız Olunmaz’ ismiyle futbol hayatını yazdı. Keleş, hata ve doğrularını samimi anlatıyor. Kulüpler kitabı altyapılarına dağıtsın

- Haberin Kaynağı:
- Ajansspor
Futbolcu Ergin Keleş, Türkiye’de nadir görülen bir işe imza attı. Keleş, aktif futbol hayatı devam ederken, bir otobiyografi kitabı yazdı. İletişim Yayınları’ndan bu ayın ortasında çıkan kitap “Nasıl Yıldız Olunmaz” adını taşıyor. Kitabı bir solukta okudum. Lafı hiç uzatmadan içini olduğu gibi dökmüş Keleş. Futbolu bırakmış mevki makam sahibi olmuş isimler bile halen aktif olan Keleş kadar samimi olamıyor.
Trabzonspor altyapısından çıkan ve büyük bir yıldız olması beklenen Keleş, kariyeri boyunca yaptığı hataları içtenlikle anlatarak gençlere rehberlik yapmaya çalışıyor. Çok sayıda takımda forma giyen Keleş, bizi futbolun perde arkasına götürüyor. Kendi yanlışları kadar, kulüp başkanından taraftarına, futbolculardan teknik adamlara ve gazetecilere kadar düzenin bir çok çarpıklığına dair somut tecrübelerini paylaşıyor. Genç futbolcular için adeta bir el kitabı. Tüm kulüpler altyapılarına bu kitabı alıp dağıtsın.
Okuyan ve düşünen biri olarak farkındalığı olan bir futbolcu olan Ergin Keleş, aynı zamanda da hakikatleri görmesine rağmen inatçı ve dik başlık bir kişilik. Karşısındaki kişinin psikolojik çözümlemesini yaptığı halde, o kişinin neyi neden yaptığını ve bunun kendisine nasıl bir zarar vereceğini bildiği halde çoğu zaman bildiğini okumaktan vazgeçmiyor. Haliyle de çoğunlukla da kaybeden o oluyor. Ki o da bir ‘Tutunamayan’ olduğunu itiraf ediyor.
Buna karşın ‘keşkeleri’ olmadığını vurgulayan Keleş, “Çünkü aksi halde ben, iyisiyle kötüsüyle bugünkü ben olamazdım. Her şeyi kendi tercihimle, kimi zaman da tercih etmediklerimle yaptım. Kendimi futbola daha fazla vermeliydim, bunu biliyorum. Asla tek çıkış ve kurtuluş yolu olarak görmedim futbolu. Belki de bendeki en büyük eksiklik buydu” diyor.

Özellikle Trabzonspor’dayken Fatih Tekke gibi oynamaya çalıştığını söyleyen Ergin Keleş, genç milli takımdayken hocası Metin Tekin’in kendisini “Bak oğlum senin adın Ergin, sen Fatih Abi’n gibi oynamaya çalışma” diye uyardığını da anlatıyor. Trabzonspor camiasının zorluğunu ise şöyle anlatıyor: “Trabzon’da Trabzonsporlu genç bir futbolcu olarak var olmaya çalışmak, işin en zor kısmıydı. Sahaya çıktığınızda tribünlerde mahalleden, okuldan arkadaşlarınız olur –ya da orada sizin yerinize kendi oğlunun, yeğeninin olması gerektiğine inanan bir baba veya amca- Tahammül ve sabır size nasip olmaz.”
Keleş, futbol takımlarında eşitliğin olmadığını söyleyerek, illa bir futbolcunun taraftar, teknik direktör veya yöneticiler tarafından daha çok sevildiğini veya güvenildiğini kaydediyor. Yıldız ve yabancı oyuncuların hatalarının da çoğu zaman görmezden gelindiğinin de altını çiziyor.
Çok yetenekli olmasına rağmen istikrarlı bir futbol kariyeri ortaya koyamayan Ergin Keleş, genç futbolculara önemle şunu söylüyor; Özkan Sümer’den aldığı nasihatle: Sizin sizden başka yardımcınız yok bu alemde! Diğer yandan Keleş, son sözde onlardan kusursuz olmaya çalışmamalarını da istiyor: “Hata yapma hakkınızı sizlerden almalarına izin vermeyin ancak hatalarınızın da mükemmel olmasına dikkat edin ve öğrenmeye çalışın; nasıl nerede olursanız olun öğrenmeye çalışın.”
Ergin Keleş’in kitabından alıntılanacak sayısız anı ve pasaj var. Bir kısmı şöyle:

Ergin Keleş, Genç Milli Takım’dan arkadaşı olan Ardan Turan’ı Riva’daki bir kampta üzgün görünce nedenini sorar. Arda Turan, Galatasaray PAF takımını alınmadığını öğrenmiştir. Bir tek o alınmamıştır. Keleş de ona bir öneride bulunur: “Arda’ya o gün Marcel Desailly’nin ‘Kaptan’ kitabını önerdim, o da alıp hemen okudu. İleride parlak jenerasyonumuzun en parlak oyuncusu o olacaktı. Gerçekten büyük kariyer yaptı ve bence daha fazlasını da yapabilirdi”
Ergin Keleş ve arkadaşları Trabzon Lisesi takımıyla Dünya şampiyonu olur. Lisansı kaybolsa da özel izinle Çin’deki şampiyonada oynayan ve yıldızlaşan Ergin, gol kralı ve en değerli oyuncu seçilir. Şampiyonlar önce İstanbul’a gelir: “İstanbul Havalimanı’na indiğimizde çok az kişi bizi karşıladı. Belki de birkaç gazeteciyi saymazsak tek kişi: Ekrem İmamoğlu. Kendisi de Trabzon Lisesi mezunuydu, hatta kaleci olarak okul takımında görev almıştı. Çin’den bayağı aç dönen takımımıza yemek ısmarlayan Ekrem Abi, yaklaşık bir aylık malzeme tüketeceğimizi tahmin edemezdi elbette.”
Ergin Keleş, ileride yine dünya yıldızı olacak diğer bir isim olan Nuri Şahin ile de bir diyaloğuna yer veriyor kitabında:
O ikisi yanımda oturan Serdar (Özkan) ve Arda’ydı. Nuri Şahin gülümsemiş ve “Tamam” demişti. Almanya’ya 5-1 kaybettik. Ben, Serdar ve Arda tam anlamıyla döküldük. Nuri’ye “Topu kazan ve bize oyna” diye tavsiye verirken onun daha sonra Dortmund, Real Madrid ve Liverpool gibi takımlarda oynayacağını bilemezdim.”

Keleş, U20 Dünya Şampiyonası’nda Messi ve Agüero’lu bir anıya da imza atar:
“Bir akşam asansörde Arjantinli oyuncularla karşılaştık, zayıf ve çelimsizdiler. Bizi ‘yapabileceğimize’ inandıran sebep saçma da olsa biraz da buydu. Asansörde Gürhan’a (Fenerbahçeli) takılma fırsatı yakaladım –kaçırmaya niyetim yoktu.
Sözlerime küfürle karşılık verirken asansörde arkamızda bıraktığımız çelimsiz çocukların Lionel Messi ve Sergio Agüero olduğundan habersizdik. Dünya Kupası sona erdiğinde Arjantin şampiyon olmuş ve Messi sanırım kazanabilecek tüm ödülleri kazanmıştı.”
Bir zamanlar büyük bir yıldız olması umulan; Fenerbahçe ve Beşiktaş’a da transfer olan Sezer Öztürk’ün öyküsü hapishanede noktalandı. Bilindiği üzere yakın zamanda işlediği bir cinayet nedeniyle hapse girdi. Ergin Keleş’in Sezer Öztürk anısı adeta geleceği de o günlerden göstermiş:
“Repliklerini kullanmaya bayıldığı Kurtlar Vadisi dizisinin hayranıydı. Bir gün antrenmana başladığımız sırada Sezer saha kenarına kadar geldi, durdu, takıma baktı ve yüzgeri edip soyunma odasına doğru yürümeye başladı. Sezer’in hiçbir şeyi yoktu, kimseden izin de almış değildi. Sadece o gün canı antrenman yapmak istemişti.”
Ergin Keleş’in lezzetli kitabından son bir bölüm de Ankaragücü’nde teknik direktörlüğünü yapan Ziya Doğan hatırası olsun: “Ziya Hoca bir toplantı sırasında ‘Oğlum sizin yüzünüzden yine sigaraya başladım’ deyince Serdar Özkan’ın sesi duyulmuştu: ‘Hocam ben de senin yüzünden içmeye başladım valla!’

